​ Devrimlerle ilgili Atatürk anıları... / Tarih / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ağustos '09

 
Kategori
Tarih
 

Devrimlerle ilgili Atatürk anıları...

Devrimlerle ilgili Atatürk anıları...
 

www.milliyet.com.tr


Bay Cemal Fırat, Atatürk’e ait bir anısını şöyle anlatır:

“1924 yılının ilkbahar ayları idi. Erzurum ve Pasinler’de görülen depremden birçok köy evleri yıkılmıştı.

Atatürk, yıkılan köyleri görmek ve yurttaşlarının acılarını paylaşmak için Pasinler’e geldi. O çevre halkı ve köylüler de gelmişlerdi. Atatürk onlarla görüşmek için okulun önünde bulunan alanın bir köşesinde yanında bulunanlarla birlikte oturmuştu.

O zaman Pasinler’in yaşlı bir kaymakamı, genç bir tahrirat katibi vardı. Atatürk önce kaymakamla yapılacak işler üzerinde görüştü; sonra da çevresini saran halkın içinden yaşlı bir köylüyü çağırarak sordu:

- Depremden çok zarar gördün mü baba?

Bu ani çağrılış ve beklenmedik soru, yaşlı köylü yurttaşı şaşırtmıştı. Kollarını göğsüne bağladı, boynunu büktü ve bir şeyler söylemek istedi. Atatürk, onun kararsızlığını görünce tekrar sordu:

- Hükümet sana kaç lira verse zararını karşılayabilirsin?

Yaşlı yurttaş, kürt şivesiyle:

- Valle Padişah bilir!... dedi.

Atatürk gülümsedi. Yaşlı köylünün ne demek istediğini tamamen anlamıştı. Yumuşak bir sesle sordu:

- Baba, Padişah yok; onları siz kaldırmadınız mı? …Söyle bakalım zararın ne?

Yaşlı köylü yine aynı cevabı tekrar etti:

- Padişah bilir…

Bu cevap karşısında Atatürk’ün yüz hatları birden değişti. Kaşlarını çatıp, kaymakama döndü:

- Siz daha devrimi yaymamışsınız.

Bir anda kaymakam dona kaldı, cevap veremedi. İmdadına yetişmek ister gibi genç katip öne atıldı, görevini başarmış kişilere uygun bir ağırbaşlılıkla:

- Köylere genelge ile bildirdik Paşam, dedi.

Atatürk’ün fırtınalı yüzü daha ziyade karıştı, kaşlarını yukarıya kaldırdı, dedi ki:

- Oğlum, genelge ile devrim olmaz…”

Bay Hasan Rıza Soyak, anlatıyor:

“Bir yurt gezisinde, aydın kişilerin çoğunluk olduğu toplantıda, orada bulunanlara Atatürk sordu:

- Yaptıklarımdan hangilerini beğenmediniz?.. Sizlerden içten ve ciddi eleştirilerinizi bekliyorum. Çoğunluk kararsızlık içinde susarken, Asım Kültür isminde bir genç, izin alarak konuştu:

- Madem ki emrediyorsunuz, karşı gelerek itiraf ediyorum. Başardığınız devrimlerden bazıları hala, yüksek dağların tepelerinden esip vadilere inemeyen rüzgarlara benziyor. Ben çok yakın bir geçmişte bir şoföre rastladım; şeyh olduğunu söyleyen bir yobazın kerametine inanmıştı. Onu gitmek istediği yere para almadan götürmüştü. Görülüyor ki içimizde hala şeyhin kerametine inanabilecek bilgisizler var, halbuki biz devrimlerimizin düşünce tohumlarını bir bereket rahmeti gibi, yurdun her bucağına yağdırabilseydik, şeyhin kerameti, softanın nefesi, bu ülkede etkisini ve itibarını, çoktan yitirirdi. Bugün şeyh efendi kendisini istediğini yere parasız götürecek gafiller bulabiliyorsa bundan ürkmeliyiz. Çünkü o yobaz, yarın bu gibileri peşinden sürükleyebilir…

Toplantıda bulunanlardan Atatürk’ü henüz tanımamış olanlar, Gazi’nin bu konuşmadan alınıp kızacağını beklemişlerdi. Fakat öyle olmadı. Atatürk, biraz düşündükten sonra, sakin olarak:

- Çok doğru söylüyorsunuz!... dedi.

Genç konuşmacının söyledikleri doğruydu ama böyle olmasında da Atatürk’ün bir kusuru yoktu. O, yapacağını çok fazlası ile yapmıştı. Devrimleri, yurdun her bucağına yaymak ödevi ise aydın olanların ve özellikle eleştiriyi yapanın da dahil bulunduğu devrimci gençlerin idi…

Bay Tevfik Noyan, Atatürk’e ait bir anısını şöyle anlatır:

“Türk ocaklarının, yurdun her köşesinden gelen üç yüz kadar temsilcinin katılmasıyla toplanan kurultayında temsilci arkadaşlardan biri heyecanla söz alarak:

- Paşam!... Gönlün rahat olsun…Bu devrim yerleşmiştir. Ulus bunu anlamıştır, benimsemiştir. Devrimimizin, halk tabakalarına kadar her tarafta kökleşmiş olduğu kesindir. Bundan emin ol Paşam.

Gazi Paşa, bir an durdu. Sonra, hepimize teker teker sordu:

- Arkadaşınızın bu düşüncesine ne dersiniz?

Verilen cevaplar içinde, bu düşünceye kesin şekilde katılanı yok gibiydi. Herkes aşağı yukarı örtülü konuştu. Bunun üzerine Gazi Paşa:

- Arkadaşlar. Devrimimiz henüz yenidir. Söylendiği gibi kökleşip, benimsendiği hakkındaki kanılarımız ancak ileride karşılacağımız olaylarla doğrulanıp, gerçekleşecektir. Fakat şimdi şuna emin olmalısınız ki, bugün başına şapka giyen, sakalını bıyığını traş eden, smokin ve frakla toplum yaşamında yer alanlarımızın çoğunun kafalarının içindeki anlayış hala sarıklı ve sakallıdır.

Atatürk bu konuşmayı 80 yıl evvel yapmıştır.

Yıl : 2009

Ülkemizde ne yazık ki hala şeyhlerin peşinde koşan insanlar var. Sakalını ve bıyığını traş eden, kravat takan ama kafalarının içindeki anlayış hala sarıklı ve sakallı olan birçok kişi ise devletin önemli yerlerinde görev yapmaktadır.

 
Toplam blog
: 974
: 3444
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

2017 Basın özgürlük endeksine göre 180 ülkeden 155. sırada olan ülkemizde yemek tarifleri  ve tel..