- Kategori
- Doğal Hayat / Çevre
Didimli Doğa Yürüyüşçüleri, Milas- Ören parkurundaydılar...

(Yazıma başlarken; Didim Belediye Başkanı adaylarından; daha çok Didimlinin doğayla kucaklaşmasını sağlayacak şekilde "Doğa Yürüyüş Gruplarına" destek sözü istiyoruz...)
Didimli Doğa Yürüyüşçülerinin bu haftaki programı Milas – Ören Parkuruydu…
Didimliler hafta sonları yorgunluklarını, streslerini dağlara bırakıp, dağlardan moral ve yaşam sevinci depolayarak geri dönüyorlar…
Hedefimiz, Yamaç paraşütçülüğünün yapıldığı Kocatepe’den, Ören Beldesine doğru inişe geçmekti…
Sabahın yedisinde yürüyüş servisimizde yerlerimizi aldık… Bayan yürüyüşçüler çoğunluktaydı… Yaklaşık 90 kilometrelik yolculuğumuz sonunda Yamaç paraşütçülüğünün yapıldığı Kocatepe’deydik… Arabamız bu tepeye zorlu bir tırmanış yapmıştı…
Kocatepe’de arabalarımızdan indiğimizde tam bir şok yaşadık… Gözlerimizi harika manzaradan alamadık… En yükseklerden Gökova Körfezi ve Ören müthiş görünüyordu… Bu muhteşem tabloyu Gökova Termik santrali bozuyordu… Bulunduğumuz yerden, Ören’e yamaç paraşütü yapılıyordu… Bulunduğumuz yer ona göre düzenlenmişti… Daha yamaç paraşütü mevsimi açılmadığından paraşütçüleri göremedik… Mart ayının ortasındaydık ve yükseklerdeydik, hava burada oldukça serindi… Önceden haber verildiği için çaylarımız hazırdı… Bu manzara karşısında fotoğraf makineleri çok fazla mesai yaptılar… Arkadaşlar yürüyüş için değil sadece bu manzarayı seyretmek için bile buraya gelinir dediler…
Bu tepeden Ören’e yaklaşık 6 kilometrelik yürüyüşümüz başladı… Yürüyüşümüz hep iniş aşağıydı ve ormanlık alanın, çalıların içindendi…Yürüyüşümüzün öncülüğünü Mustafa Ayık artçıığını da grubun lideri Türker Ertuncay yapıyordu…Yüksek yamaçtan “s” çizerek iniyorduk…Biliyorduk ki inişler her zaman zordur…Ona göre dikkatli oluyorduk…Önümüzdeki muhteşem manzara eşliğinde yürürken bölgenin bitkisel örtüsü de dikkatimizi çekiyordu….Adaçayı, Yabani orkide, defne, karabaşotu bu bölgenin kendine özgü doğal zenginlikleriydi…Kırmızımtırak yere yapışık köklü bir bitki dikkatimizi çekti adını bilemedik…Ormanda rastladığımız bir köylüye sorduk adının “kızıli” olduğunu ve yendiğini söyledi…
Ve mevsim ilkbahardı Ören beldesinde Denizle kucaklaştık… Ören, çok sevdiğim, denemelerini, öykülerini, şiirlerini Cumhuriyet Gazetesindeki köşe yazılarını zevkle okuduğum rahmetli Melih Cevdet Anday’ın memleketiydi… Şu şiirini hep zevkle okurdum ve öğretmenliğimde de hep kullanırdım… Bu şiiri Ören’e gelmişken sizin için paylaşıyorum…
BİR İLKBAHAR ŞİİRİNE BAŞLANGIÇ
Hava ne kadar güzel öğretmenim
Yollar ağaçlar kuşlar ne kadar güzel
Yeryüzü pırıl pırıl öğretmenim
Gizlisi saklısı kalmamış dünyanın
Nesi var nesi yoksa dökmüş ortaya
Bütün bitkiler, bütün hayvanlar, bütün taşlar
Sürüngenler, konglomeralar, serhaslar
Hepsi hepsi ortada öğretmenim.
Ne olur biz de gidelim
Burda kalsın kitaplar
Burda kalsın iğneli karafatmalar
Kollarından bacaklarından gerilmiş kurbağalar
Burda kalsın hepsi
Bomboş kalsın hepsi
Bomboş kalsın evler okullar
Hapishaneler, hastaneler...
Öğretmenim, sevgili öğretmenim
Sırtımıza alırız hastaları
Kim bilir ne özlemişlerdir kırları...
Ya mahpuslar.
Ne sevinirler kimbilir
Sarılıp sarılıp öperler adamı.
***
Ören’de kısa bir gezi turu yaptık… Melih Cevdet Anday’ın heykeli önünde bolca fotoğraf çekerek onu sevgiyle andık…
Ören’de biraz dinlendik, açlığımızı giderdik… Mutlu bir şekilde arabamıza binerek “Didim’in yolunu tuttuk”…
Yürüyüşü organize eden arkadaşlarımıza başta Türker Ertuncay olmak üzere tüm arkadaşlarımıza teşekkür ederiz…
Görüşmek üzere…
Not: Yürüyüş fotoğrafları yazının ekinde Milliyet Galeri’de…
Erdoğan Şahin





