- Kategori
- Doğal Hayat / Çevre
Didimli Doğa Yürüyüşçüleri

Didimli doğaseverler, düzenli aralıklarla doğa yürüyüşlerine devam ediyorlar...
Grubun liderliğini çok çeşitli sosyal etkinliklere katkı veren, çevreci, doğa ve hayvan sever Türker Ertuncay Bey yapıyor...
Didimli Doğa Yürüyüşçülerini Facebook’tan takip ediyordum ama bir türlü bu yürüyüşlere katılamamıştım...
Ve bu grupla doğa yürüyüşlerine katılmaya karar verdim...
Bu grupla İlk doğa yürüyüşü maceram Söke, Aslanyaylası, Kocabelen ve Demirçay köyü parkuruyla başlamış oluyordu...
Katılımcılar her yaştan, cinsiyetten, ülkemizin çok farklı yerlerinden ve İngiltere’den gelerek Didimli olmaya karar vermiş
doğaseverlerden oluşuyordu... Didim’den sabahın erken saatinde bu iş için uygun fiyatla kiralanmış araçta yerimizi aldık...
Didimli İngiliz hemşerilerimiz de bu doğa yürüyüşüne ilgi göstermişlerdi... Söke’den sıcak simitlerimizle birlikte rehberimizi
de alarak yola koyulduk... Bir köy kahvesinde, Sökeli, Kuşadalı doğaseverlerle buluşarak, simitlerimizi çaylarla
buluşturduk... 50 – 60 kişiden oluşan grubumuzu araçlar yürüyüş parkurunun başına kadar götürdüler... Söke Ovası çok
gerilerde kalmış, oldukça yükselmiştik...Yemyeşil çam ve zeytin ağaçlarıyla dolu bir ormanın içindeydik...Çok müthiş bir
manzaranın içinde, rehberimizin eşliğinde patika yollardan ilerlerken durmadan da fotoğraflar çekiyorduk... Yaklaşık 10 km
sürecek olan parkurumuz derelerden, kayalık alanlardan, patika yollardan, çam ağaçlarından, özellikle de fıstık çamlarıyla
kaplı alanlardan geçiyordu... Geçmemiz gereken küçük dereler doğaseverlere heyecanlı dakikalar yaşatıyordu... Dar
patikalardan ağaç dallarına tutunarak geçmek ise ayrı bir heyecandı... Grup liderimizin iki de bir grubu kontrol etmesi ise
katılımcılara bir güven veriyordu... Sabahın yedi buçuğunda Didim’den başlayan yolculuğumuz, öğle saatinde ormanlık bir
alanın bir vadisinde şırıl şırıl akan bir derenin kenarında mola verdi... Doğa yürüyüşçüleri çantalarından çıkardıkları azıklarla
açlıklarını giderdiler, kısa bir yorgunluk giderdiler... Küçük gruplaşmalarla sohbet, samimiyet ve saygı içinde geçen bu
moladan sonra kimse arkasında doğaya kirletecek bir nesne bırakmadan parkurumuza devam ettik... Ormanlık alandan
geçerken atları, katırları, eşekleri sığırları görmüş olmamız bir köye yaklaşmış olduğumuzun bir işaretiydi... Doğrusu şehir
yaşamından bunalmış bizleri bu hayvanları görmek bile mutlu etti... Dağların tepesinden bu sefer aşağılara doğru iniyorduk
ve uzaktan kırmızı çatılarıyla bir vadiye yerleşmiş güzel bir köy görünüyordu... Demirçay Köyü’nün girişinde köyün çocukları
karşıladı bizi... Onlara da çok farklı ve ilginç gelmişti bu altmış kişilik doğa yürüyüşçü grubu...Demir çay Anadolumuz'un
güzel mi güzel orman köylerinden biri... Eski taş evler yerini beton evlere bırakmış gibi... Taş evler tarihsel bir asalet ve anıt
gibi köye ayrı bir güzellik veriyor... Taştan yapılmış zeytin yağı çıkarmak için sokular ve havuzlar köyün meydanındaki alanda
bir nostalji gibi duruyor...Köyün kahvesinde köylülerle sohbet ederek çaylarımızı içerken on kilometrelik yürüyüşümüzün
yorgunluğundan eser kalmamıştı. En azından, bu yürüyüşlerin en acemisi olarak ben kendimi öyle hissediyordum...
Yürüyüş parkurumuzun bu köyde sona ermesiyle bizi bekleyen araçlara binecek olmamıza bu yönüyle biraz da üzüldüm...
Didimli Doğa Yürüyüşçülerinin Facebook’ta bir grubu var. Tüm haberleşmeleri, yürüyüş programlarını bu sayfalardan takip
edebilirsiniz...
Şimdiden, Akbük Kızıklı’ya yapılacak yürüyüşü heyecanla beklemekteyim....





