Diktatörlüğe çeyrek kala / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Eylül '10

     
    Kategori
    Siyaset
     

    Diktatörlüğe çeyrek kala

    Diktatörlüğe çeyrek kala
     

    Bir yandan kaşıkla dağıtıp kepçeyle alan AKP iktidarının, gücünü kullanarak ve iktidar olmanın getirdiği avantajları değerlendirerek "EVET" fikrini kafalara kazıtan otoritesi, diğer yandan yeterince açıklık getiremedikleri anayasa değişikliğini reddeden "HAYIR" tavırlarıyla muhalefet.

    AKP iktidar olmanın getirdiği para gücünü vergilerden sağlayarak her yeri afişlerle donattı. Her zaman olduğu gibi aklını ve hiç indirilmeyecek sandığı tahtını kullanmayı başardı. Ancak diktatörlüğünü ilan etmek için bekleyecektir. 10 ay sonra, eğer 8 yıl önce yapılan hata tekrarlanırsa, işte o zaman diktatörlük dönemi Türkiye'nin üzerine karabulutlar gibi çökecektir. Bu yüzdendir ki diktatörlüğe çeyrek var!

    Hükümet en kolay yolu seçti, buz dağı misali göstermesi gerekenleri bildi. Göstermek istemedikleri ise suyun altında büyük bir alanı kaplıyordu. Yapılan göz boyama operasyonu başarıyla gerçekleşti. Okumayı zaman kaybı olarak algılayan insanları tatmin etmek oldukça kolay oldu... Oysa gerçek gözlerimizi kapatsak bile görülebilecek şekildeydi.

    Anti demokratik hiçbir kurum ellenmedi. YÖK'den şikayet eden islamcı kesim AKP bu kurumu eline geçirince sessizliğe büründü. Darbeciler yargılanacak mı diye baktığımızda da , zaman aşımı söz konusu! Ayrıca Kenan Evren için islamcı kesimin olumlu düşüncelerini görmezden gelemeyiz. Toplu sözleşme hakkı ne olacak demeyin ve benden de "Ah canım ne kadar düşünüyorlar memurları ve kamu görevlilerini" dememi asla beklemeyin. Dedim ya yazının başında kaşıkla verip, kepçeyle almak diye... En güzel örneklerden sadece biri ... Toplu sözleşme hakkı veriyor ama grev hakkı vermiyor. Peki nerede kaldı yasa değişikliğinin sağladığı yarar? Pratiği yok ama gösterişi çok...

    Konuşacak güce sahip kişiler eleştirilmesi gereken noktalara yeterince değinmediler. Değinmek istiyenleri ise sansürlediler. Bu noktada Türkiye'nin acı bir gerçeği devreye giriyor "yağ satarım bal satarım" şarkısıyla haber yayını yapan bazı basın kuruluşları yani açık bir söylemle "yandaş medya" insanları yönlendirme konusunda oldukça başarılı. Hatta biraz daha ileri gidersem yaptıkları haberlerle kepçeyle aldıklarını, kepçeyle iade ediyorlar . . .

    Sonunda insanlarımız 3kuruşluk yardımla gözlerinin nasıl boyandığını farkettiklerinde tehlike çanları yastıklarının yanı başında çalıyor olacak. Artık kafamıza yastık basarak mı uyuruz yoksa karanlığın üzerine tekrar GÜNEŞ gibi mi doğarız bilmiyorum. Tek bildiğim şimdiden kulağımda pişmanlık uğultularını duyabildiğim.

     
    Toplam blog
    : 1
    : 700
    Kayıt tarihi
    : 13.09.10
     
     

    Gazetecilik bölüm öğrencisiyim. 20 yaşındayım. Spor, sanat ve müzikle ilgileniyorum. Siyasetle az ya..