Dil yolu ile ülkemize kurulan tuzaklar… / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Şubat '13

 
Kategori
Güncel
 

Dil yolu ile ülkemize kurulan tuzaklar…

Dil yolu ile ülkemize kurulan tuzaklar…
 

Vahşi batı geri kalan uluslara veya ilerlemesinden rahatsız olduğu uluslar  üzerinde 4 çeşit emperyalizm uygularlar. Bunlar; askeri – siyasi – iktisadi ve en tehlikelisi olan kültürel emperyalizmdir ki en yaygın olarak uyguladığı kültürel emperyalizmdir.

Türkiye’de, dilimize  kurulan çok  ciddi  tuzaklar var. Biz okul öncesi evimizde yedi yıl Türkçe konuşuruz, sekiz yılda ilköğretimde, üç yıl lisede Türkçe dersi alırız. On sekiz yıl Türkçe eğitimden geçtikten sonra üniversiteye kaydolduğumuzda çocuklarımıza yeni baştan Türkçe dersi konur. Bundan büyük ayıp olmaz. Çünkü on sekiz yıl Türkçe eğitimden geçmiş bir çocuk artık kendisine ders veren hocayı, ders kitaplarını anlayabilmelidir ve kendisini ifade edebilmelidir.  Ama maalesef bu böyle olmamaktadır Emperyalistlerin güdümündeki eğitim politikalarının sonu bizi  bu ayıbın kıyısına getirip bırakmıştır.

Batı dünyası, çocuklarını daha ilkokul sıralarındalider seviyesinde yetiştirmeye çalışıyor. Biz ise yaklaşık yüz bin öğretmenimizi seferber ederek ve devletin yüz milyarlarca parasını harcayarak  bu çocuklarımız güdük noktada kalsınlar diye hırpalamaya çalışıyoruz. Bu devletin takip ettiği yanlış dil politikasından kaynaklanıyor. Batı dünyasında sekiz yıllık eğitimden geçen çocukların ders kitapları yetmiş bir bin kelime ile yazılıyor, bu sayı Japonya’da kırk dört bin, İtalya’da otuz iki bindir.Türkiye’de ise bu sayı ise altı–yedi bin civarındadır.Çocuklarımız ise bu altı–yedi bin kelimenin%10’u ile düşünüp konuşmaktadırlar. “Gittim,geldim, kalktım, yattım, acıktım…” ile konuşulan Türkçe, Türkçe değildir. Bu sokak Türkçesidir. Namık Kemal diyor ki: “Bir insanın zekâsı bildiği kelime sayısı ile orantılıdır.” Bir insan ne kadar çok kelime bilirse, aklını o nispette iyi kullanır. Ne kadar az kelime bilirse aklını kullanamaz, kendini anlatmakta güçlük çeker.

Doğu ve Batı dünyası Türkiye‘yi bölmek istiyor, bizi Anadolu toprakları üstünde yaşatmak istemiyor. Bugün ülkemize Türkçemiz başta olmak üzere çok büyük tuzaklar kuruluyor ve kurulacaktır da. Buda bizim çok büyük ulus olmamızdan kaynaklanıyor.

Bakın şu bilinmelidir ki bugün yeryüzünde, dünyada bizden daha çok devlet kuran bir başka ulus, devlet gösteremezsiniz.  Resmi rakamlara göre tarihin ilk devirlerinden bugüne biz otuz sekiz devlet, otuz iki beylik, Azerbaycan’da ve Türkistan’da on yedi hanlık, on altı imparatorluk, on cumhuriyet, dört atabeylik olmak üzere yüz on yedi devlet kurduk. Dünyada bizden daha çok devlet kuran başka bir devlet yoktur. 38 devlet, 32 beylik, 17 hanlık, 16 imparatorluk, 10 Cumhuriyetlik 4 atabeylik. Bu nedenle batı dünyası bize çok öfke duyar. Yani, Dünya’da yüz on yedidevlet kuran tek ulus biziz. Tekrarlıyorum 117 devlet.

Dünyada siyasi istiklallerini kaybeden ulusların belirli bir zaman sonra derlenip toparlanarak yeniden tarih sahnesine çıktığı çok görülmüştür. Kendi dillerini kaybeden ulusların yenidentarih sahnesine çıktığına dair bir tek örnek yoktur. Anadolu’da bizden önce birçok ulus yaşadı. Nerede şimdi Urartular, Asurlar, Hititler? Tamamen dillerini bıraktıkları için, hangi ulusun dilini benimsedilerse o ulusun mensubu oldular. Bu başka uluslar için böyle de bizim için farklı mı?

Bugün Ortadoğu’nun sorunlu devleti İsrail. MS 70’li yıllarda Doğu Roma İmparatorluğu İsrail devletini ortadan kaldırdı ama 1950 yılına kadar İsrail toplumu dünyanın çeşitli yerler ine dağılmış olmasına rağmen ne alfabesinden koptu, ne tarihinden, ne de dilinden. 2000 yıl sonra dillerini kaybetmedikleri için Ortadoğu’da yeni baştan bir devlet kurdular.

Niçin Türk aklını yeterince kullanamıyor?  Bir insanın zekâsı kullandığı bildiği kelime ile alakalıdır. Bir ülkedeki geriliğin sebebi o dilin az kelime ile olmasındandır. Bir toplumun karşısında rahat konuşamama nedeni kelime hazinemizin darlığındandır. Türk dili, kurduğu bunca devlet ve yayıldığı coğrafya nedeni ile birçok ulustan kelimeler almış kelimeler vermiştir. Günümüzde dilimizde Farsça dan tutunda İngilizceye kadar bir çok kelime vardır. Bunların içinde doğru ve yerinde kullanılan Türkçeleşmiş kelimeleri tutarak dilimizi zenginleştirmemiz gerekir. Ama dediğimiz gibi doğru anlamında ve yerinde kullanılan türkçeleşmiş kelimeleri kabul etmeliyiz. Bazı yalan yanlış kelimeleri de dilimizden ayıklamalı veya doğrusunu halka öğretmeliyiz. Ne demek istediğimi anlatmak için aşağıda birkaç örnek veriyorum.

1) Cefakâr sözcüğünü biz, sıkıntılara göğüs geren anlamında kullanırız; oysa bu Farsça sözcüğün anlamı "işkence yapan"dır.
              

2) Beraat sözcüğünü biz, bir yargılamadan aklanmak anlamında kullanırız; oysa bu Arapça sözcüğün anlamı "benzerlerinden üstün olan"dır.                 

(Güzelim Türkçemizdeki "aklanma" sözcüğünün Arapçası "beraet"tir.)

3 ) Tavsiye sözcüğünü biz, öğüt-öneri anlamında kullanırız, oysa bu Arapça sözcüğün anlamı "birini tanıtma",

"Ulus" sözcüğü öz Türkçedir."Boyların birlikteliği" anlamında Moğolcada -günümüzde bile kullanılmaktadır- "dinsel içerik" taşımaz. 

"Ulus" sözcüğü Bilge Önder ATATÜRK tarafından

"Anadolu halkının tümü" anlamında kullanmıştır.

Oysa Arapça "millet" sözcüğü ise, "din, mezhep", "bir dindenolanların birlikteliği" anlamındadır.

Türkiye bir takım kimselerin yanlış davranışları yüzünden bir sömürge devleti haline gelmektedir. Mesela caddelerimizde, meydanlarımızdaişyerlerimiz tamamen yabancı kelimelerle açılmaktadır. Bunun en önemli sebebi, insanımızın batı dünyası karşısında tam bir aşağılık duygusu içinde olmasıdır.Bu aşağılık duygusundaki insanlar dükkânlarına yabancı bir isim koyduklarında, daha fazla müşterinin ilgisini çekeceklerine inanmaktadırlar. Bu yanlış, çirkin, seviyesiz hareketlerden kurtulmak dünyanın en basit işidir.

Dilimiz, radyo ve televizyonlarımızda her gün fizikleri güzel ama kimyaları çok zayıf kız ve erkekler tarafından katlediliyor. RTÜK Kanununda radyo ve televizyon yayınlarını dil bakımından incelemeyi emreden bir madde yok. RTÜK, bir kişinin şerefini, haysiyetini bir radyo veya televizyon programı hırpalar mahiyette yayın yaptığında derhal o yayını cezalandırıyorken Türkçe her gün katledildiği halde bunları cezalandırma yolunagitmiyor. Türkçe şunun veya bunun itibarından, haysiyetinden çok mu daha değersiz?

Türkiye, İngilizler, Fransızlar, Almanlar tarafından işgal mi edildi? Biz yabancı ülkelerin sömürgesi durumunda mıyız?İnsanlarımızın cehaletinden dolayı, bu kadar çok sayıda dergi yabancı isimlerle çıkıyor. Bunların önüne geçemezsek ileride Türkçenin çok  büyük ölçüde kan kaybettiğini görürüz. Bu da Türkiye’yi büyük felaketlerlekarşı karşıya bırakır.

Kaynak: Y. Bülent Bakiler

İzmir 2013

 
Toplam blog
: 1508
: 1688
Kayıt tarihi
: 16.07.08
 
 

Yetmişiki yaşında iki çocuk ve iki torun sahibi bir erkeğim.. Lise mezunuyum. Uzun yıllar esnaflı..