- Kategori
- Alternatif Tatil
Dim Çayı ve Dim Mağarası

Tatil beklentisi herkese göre değişir. Deniz, kum ve güneş mi? Yoksa bambaşka tatlar alacağınız, ilginç bir yer mi ?
Buz gibi bir nehrin içine uzattığınız ayaklarınızla, serinliği iliklerinizde hissetmek. Uzandığınız sedirlerde hafif hafif sallanırken, suyun şırıltısının eşliğinde, yarı uyur yarı uyanık dinlenmek...
Dim Çayı’nı görmediyseniz bunları kaçırmışsınız demektir. Çayın akışını, üzerine kurulan sandala benzer oturma yerlerinin üzerinden izliyorsunuz. Aynı zamanda kiremitte balık, saçın üzerinde cızır cızır kavurma yerken, Alanya’nın sıcağını bir anda unutuyorsunuz. Kaydıraklardan nehrin serin sularına kayıp, suyun soğukluğunda kendinize geliyorsunuz.
Daha yükseklere tırmandıkça muz, badem ve keçi boynuzu ağaçlarıyla dolu bahçeler yeşilliğe renk katıyor. Yol kenarlarındaki satıcılardan hediyelik muz, badem, pekmez almadan geçemiyorsunuz. “Hediyelik muz” diyorum çünkü öyle satılıyor, yemyeşil.
“Bu bana yetmez” deyip, tırmanışa devam ettiğinizde. Dim Mağarasıyla karşılaşıyorsunuz. “Mağarayı gezmem, bunalırım” demeyin. Buz gibi bir hava sizi içeri çekiyor. Dışarıdaki sıcaktan bir anda sıyrılıyorsunuz. Mağaranın muhteşem güzelliği karşısında, diliniz tutuluyor. Kulağınıza çalınan ney eşliğinde, 360 metre yürüyerek mağaranın sonundaki göle ulaşıyorsunuz. ( Yürümekten asla vazgeçmeyin, görülmeye değer ) Mağara içindeki damlataşları çeşitli şekillere benzetip, binlerce yıl öncesi oluşmuş bu büyüleyici ortamda bulunmaktan büyük zevk alıyorsunuz.
Alanya’nın, deniz kum ve güneşinden başka, bu çok farklı doğal zenginliklerini görmek, tatilinizin yönünü değiştirmenize neden olabilir.