- Kategori
- İnternet
Din olarak Siberuzay
Siberuzay bir kültürdür, bir altkültürdür, yaşama biçimlerini etkileyen bir altkültürdür (kült), ritüelleri nedeniyle de bir dindir, henüz ilkel bir dindir veya bir proto-dindir ama bir dindir.
Bir dindir, çünkü ona artık (belki de en baştan beridir) kudsiyet ve maneviyat anlamları da yükleniyor. İnternet cemaatlerinden söz edileli neredeyse 20 yıl oldu. Ayrıca, üst-insanı yaratma olanaklarını siberuzayın da sağlıyor olması onu bir din olma yoluna itiyor (burada hümanizm ve süper-hümanizm birer din olarak ele alınıyor ama trans-, post-, meta-hümanizm değil).
Siberuzay tıpkı zeka ve canlılık gibi negatif entropili, kendi (tam / pek düzenlenmeyen) eksik düzenlenen kritik bir sistemdir. Din yüklemeleri, bu kategorinin altkategorilerindendir. Nasıl ki canlılığa metafizik anlamlar yükneyiorsa, siberuzayı da animistçe canlı bulanlar da var.
Zeka ve canlılık da din durumuna dönüştürülmüştür. Zekayı teleolojik hümanizm (insanın varolma yazgısını onda biricik olarak vuku bulmuş sayılan düşünmesine bağlama), canlılığı da panteizm birer din durumuna dönüştürmüştür. Bunların dışında başka dinlere dönüştürmeler de mevcuttur.
Bu durumda negatif entropi de, din durumuna dönüştürülecek demektir. ‘Gen Bencildir’ (Dawkins) ve ‘Evrende Evimizdeyiz’ (Kauffmann) bu yönde ilk adımlar olarak nitelendirilebilir.
Bu durumda, ‘ateist siberuzay’ nasıl bir şey olabilir, ona bakmak gerekecektir:
Siberuzay bir amaç değil, bir araçtır; düşünmenin bir aracıdır, nice diğer araçlar gibi, düşünmek için yaratılmasa da (medya gibi) daha çok bilgi ve düşünce yaratabilir. Wikipedia nezdinde yaratıyor da... Üstelik Wikipedia’nın amaçlamadığı doğrultularda yaratıyor.
Gibson’un siberuzayı da dinseldir, çünkü oradaki uzaysal zeka kendiliğinden siberuzaya girebilmektedir (ikisi de farklı birer açıdan metafizik olmakta ve ikisi özdeşlenerek bu metafizik küme tümelleştirilmektedir). Evrendeki meta-canlı meta-zeki türlerin, dilsel olarak insanlara ait kodları kullanma zorunluluğu yaklaşımı antropomorfik bir yaklaşımdır. Eskiden hayvanlarda da insana benzer düşünme eylemleri aranırdı. Sonra ortaya çıktı ki biz onlardan proto-zekayı devralmışız. Ayrıca bazı meta-insanlar da meta-düşünce de mevcut.
Siberuzay altkültürlerine ait tüm Batılı / G-7 kökenli düşüncelerin hepsi siberuzayı hemencecik bir din kılma eğlimindeydi. Öyle ki daha 1992’de bile böyleydi.
Batılılar siberuzayda bir tür Hristiyan ikonizmi aradılar ve bulmak için eşelendiler...
Görsel dilin bu ikonizme alet edilmesi ilginç, çüünkü her 2 metafizik alan da metafizik olanı görünür olan kılmak arzusundadır, oysa metafizik olan tanımı gereği dışarıdan doğrudan algılanmaz bir şeydir.
Bu vektör momentleriyle siberuzayın dinliği henüz proto-din düzeyinde kalmakta. Ancak, sibeuzay da henüz 20-25 yaşında. Sinemanın 100 yılda geçirdiği başkalaşımlar düşünülünce, benzerinin siberuzayın da başına gelmesi olağan karşılanabilir. Üstelik siberuzay sinemadan daha tümel duyu-diller kullanabilir durumdaydı ve yavaş yavaş onları kullanmaya başladı.
Davranışların töreleşmesi ve törelerin dinleşmesi süreçlerine tümleşik olarak bakarsak, siberuzay davranışlarının dinleştirilmesi süreçlerini daha kolay irdeleyebiliriz. ‘hacker’ların kültleri yeni dinler olarak böyle daha kolay anlaşılabilir. ‘Hacker’lar, Unabomber’ın sanayileşmeyi ‘Manifesto’da anlaması, anlatması ve çözümlemesi gibi, ikinci sanayileşmeyi yanlış anlıyor, anlatıyor ve çözümlüyorlar. Ağaca bakmaktan ormanı göremiyorlar. ‘Hacker’lık siberuzayın çok düşük bir yüzdesi ve siberuzaycılık da ikinci sanayileşmenin 9 öncü altkültüründen yalnızca birisi.
Burada korsan film ve korsan müziklerin ‘hacker’lığın dışında kaldığını vurgulamak önemli.
Konu, beyin emeğini kullanan yaratıcının / üretcinin / sanatçının, konuya hiçbir katkısı olmayan pazarlamacılar tarafından sömürülmesi olayı. Bu nedenle, kendi filminin veya müziğinin internetten bedavaya indirilmesine izin veren sanatçılar var. Bedava verilen bir şeyi çalmanın pek anlamı yok. (Burada, Ahmet Altan’ın 1 milyon satan ve 1 TL’ye satılan kitabını ve kitabın korsanını zararına ve inadına yapan korsan yayıncı örneği akla geliyor.)
Siberuzay neden dinleşti?
Din olmayabilir miydi? Evet.
Uzaycılık da, üstelik astronotlar tarafından dinleştirilmeye çabalandı ama konu kitlenin ilgisini siberuzaydan daha az çektiği için, bu başarılamadı. Yani, dinin din olabilmesi için yaygın kitlesellik gerekiyor. Bu çok önemli bir nokta.
Tarihteki yaygın olmayan din sayısı bugün var olanların onlarca, belki yüzlerce katı durumda. Örneğin adnan Hoca’cılık eğer gazeteler geçmeseydi, 100 kişilik bir cemaat olarak, belki kayıtlara bile geçmeyecekti. Veya: Bugün kimse kalkıp, İstanbul’daki satanizmi gerçek bir din saymıyor ama satanizm pekala yayılabilirdi.
Dinlerin yaygınlaşması veya dar bir çevrede kalmasında determinist modeller geçerli değil. Bugün 2 büyük tek tanrılı din için de geçerli. Katolikliğin veya protestanlığın İsa’yla hiçbir ilgisi yok. Şiilik de, Hz. Muhammed’den epeyi uzağa düşmüş durumda. Eğer kökenlerine bağlı kalsalardı, bu kadar yaygınlaşmayabilirlerdi. İlk tek tanrılı din bu ikisi de değil ve onun adını duyan çok az kimse var.
Bu bağlamda, siberuzayın halesi varlığından çok daha geniş durumda ve bu onu olduğundan daha büyük gösteriyor.