- Kategori
- Tarih
Metafizik Ontoloji Olarak Gelecekbilim
Her gün boyunca, limit 1 günlük zaman, başta gelecekken, sonra şimdi, sonunda da geçmiş olur.
1 günlük gelecekbilimi hemen herkes eyleyebilir.
1 günlük gelecek tasarımı önce soyutken, sonra kayıtlı somut olur.
Kayıtlı somut henüz gerçeksenmemişken, aşkın bir metafizik ontolojidir. Yani olabilir bir olanak-varlık, var olan bir varlık kılınır.
Bunu 1 gün yerine, 1 milyon veya 1 katrilyon gün için yapabildiğinizde aşkınlık derecesi, N limit sonsuz olmak üzere, ‘metafizik ontoloji olarak gelecekbilim’dir.
Burada, yalnızca şimdide yaşayan olağan insanlara imkansız görünen şudur:
Zaman aralığı uzadıkça, büyük sayılar kuramı geçerlileşmek üzere, olasılıklardan ve olanaklardan gerçek-varlık kılmak zanaatı.
Bakalım: 5.000 yıllık Dünya Sistemi’nden gelecek için neleri kesin çıkarsayabiliyoruz?:
İnsan türü, ev gezegeninde en az 1 kez olmak üzere, türünü limit sıfırlayacaktır.
Ölümsüzlük, hem bedensel, hem de zihinsel olarak, kesin gerçek olacaktır ama bu tam-ışık-zihin demek olmayabilecektir.
Özellikle de, tüm olanaklı negatif entropiler, ‘oto-kritik kendi düzenlenen sistemler’ demek olmayacaktır. Örnekse, insan zihninin hadron fazlarındaki varoluş aşkınlıkları, en az 10 epistemolojik kritik eşik ötesinde kalmaktadır. Son 10 yılın olanaklı kıldığı biçimde (ve belki de geçici olarak), birkaç paradigmatik kritik eşik ötesini görebilmek mümkündür ama henüz 10’dan çok kritik eşik ötesini görebilmek mümkün değildir ama bunu yazarken, bunu yapmış birinin pekala yaşıyor / yaşamakta olabileceğini kabul ediyorum.
Uzayda / Evren’de insanın geleceği, tümüyle belirsiz olan ve öyle de kalması yararlı bir gelecekbilim konusudur. Bu gelecekbilimsel ma olarak nitelendiriliyor.
Ancak 1 milyon ve 1 milyar yıl sonra bile, uzayda bugünkü insanın yakın akrabası türler ve kültürler var olacak olabileceğini kabul ediyorum.
İnsanların pratikte tamamına yakınının evrimsiz kalmayı sürdüreceği kesin.
Nasıl ki 40 yıl yaşayan 100 yıl önceki atalarımızın, 80 yıl nasıl yaşanacağı üzerine pek söyleyecek birşeyleri yoktuysa, bizim de 160 veya 320 yıllık yaşamın nasıl sürdürüleceği konusunda söyleyecek bir şeyimiz pek yok, şimdilik. Ancak uzun yaşamlıların ve ölümsüzlerin tamamına yakınının da, eski insanlar gibi yaşamayı sürdüreceği de kesin.
Teknolojik gelişmenin ve tam bilimin 250 ila 2.500 yıl arasında bir gerçekleştirilme aralığı var.
Ayrıca, bu tam bilimin 5-10 kez yitirilip yeniden bulunacağı da kesin.
Samanyolu Gökadası’ndaki tüm yaşanabilir / Dünya benzeri gezegenlerin insanlar tarafından kullanılmasının, 2000 tarihi momentli, 1-2 milyon yıl arasında değişen uzunlukta bir zaman alacağı kestirimi doğrultusunda düşünmüyorum / kanısında değilim. (Alsa da bu, kısa bir zaman dilimi olurdu.)
Bu kadar uzun sürede gerçekleştirilecek bir eylemin ataleti, evrimini potansiyel olarak geçer.
Herşeyi bilmenin ve metafizik deyişle bildiklerini aşarak unutmanın uzak gelecekte hiçbir anlamı olmayacak.
Bunda temel anlamıyla, duyu-dillerimizin başta çok evrimleşip, sonra ya ortadan kalkacağı, ya da başka birşeylere dönüşeceği kastediliyor.
Şimdiki agnostik bilimcilerin Evren’e biçtiği gelecek olan ısısal ölüm bile, gelecekteki art-türlerimiz için hiçbirşey ifade etmeyebilir.
Karadeliklerde yaşanabileceği gibi, başka evrenlere de geçilebilir / başka evrenler yaratılabilir.
Bu yazının epistemolojik kaplamında ve kapsamında yanıtlanmadan bırakılacak soru şu:
İnsan (tüm olanaklı) Evren’i ne yapacak veya Evren insanı ne yapacak?
5.000 (5 çarpı 10 üzeri 3) yılda Dünya’ya ne yaptığımız ortada. 5 çarpı 10 üzeri N yılda Evren’e yapacaklarımız benzeri şeyler olacaksa, tür olarak yok olmamız ve Evren’deki başka potansiyel negatif entropilere kullanılabilir bir Evren bırakmamızda yarar var.
Yukarıda saydığım tüm şıklar, şöyle ya da böyle bilimkurgu yazarları tarafından irdelenmiş durumda. Eksik ve yanlış irdelenmiş durumda ama gelecekbilim, bilimkurgusal sanat olmaktan, gerçek bir bilim olmaya evriltilmedikçe, gerçek irdelemeler hep eksik ve yanlış kalacaktır. Bunu, felsefenin sanatın ve bilimin yerinde olduğu tarihten biliyoruz. Bu metnin de eylediği, bilimden çok felsefedir.