​ Dindarlık ve dincilik. Hangisi galip çıkacak? / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mayıs '13

 
Kategori
Güncel
 

Dindarlık ve dincilik. Hangisi galip çıkacak?

Dindarlık ve dincilik. Hangisi galip çıkacak?
 

Ülkemiz hızla İslami anlamda renk değişimi yaşamaktadır. Bu renk değişiminde biz hangi tonlarla kendimizi boyuyoruz. Allah boyasıyla boyandığımızı sanırken aslında Allahın kabul etmediği mitolojilerin tonlarıyla mı boyanıyoruz. Yoksa zulmün kızılıyla karasına mı boyanıyoruz? Bunu tarihsel süreciyle ele almak istiyorum.

Hz. Muhammed'in vefatıyla başlayan baş olma kavgaları ilk dört halife arasında Hz. Osman dönemi dışında sorun değildi. Hz. Ebu bekir, Hz Ömer ve Hz Ali son derece adil ve hakkaniyete dikkat eden bir yönetim sergilmişlerdi. Hz Osman ise hilmet sahibi olmasının yüzünden adaleti uygulama konusunda akarabalık ilişkilerini krizleri ve riski iyi yönetememesi yüzünden en derin ayrılmaların kırılmaların başlangıç noktası oldu. İşte bu andan itibaren dindar görünen ama aslında dindar olmayan ve dini kullanarak gücü elinde tutmak isteyen adamları Hz. Ali sonrasında bolca gördük.

Bugünde değişen bişey olmadı. Din en çok alınıp satılan ticaret aracı oldu. Milyonlarca insan cennet ve kurtuluş vaadiyle bir takım cemaat ve siyasi liderlerin peşinden gitmektedir.

Kendilerinin ahiret ve dünya kurtuluşuna vesile olan bu muhteramlerin önünde el pençe divan duran Müritler alabildiğince karşılıklı çıkar ilişkisi içinde kullanılmaktadır.

Kendileri küresel sosyal, siyasal, kültürel bir kutuluş vaad edemeyen bu adamlar, topu Kuran'da adı geçmeyen Mehdi'ye atmaktadırlar, kendi sorumluluklarını ötelemektedirler.

Aslında İslam tarihi sadece küfür iman deyince Haçlılar ve Müslümanların mücadelesi değil asıl kendi içindeki Tevhide bağlı samimi dindarlarla, tevhidi ağzına alamayan menkıbeci, gelenekçi, sahabeleri ve peygamberi mitolojik kahramanlara döndüren güç odaklı ve sistemden beslenen adamlar arasında da olmuş. 

Bu mücadeleler günümüzde kitle iletişim araçlarının dahada yaygınlaşması sayesinde dahada artmış ve düşünen okuyan ve tefekkürü izleyen iman ehlinin giderek daha da seslerini yükseletmeye başlamalarına yol açmıştır. 

Artık üç parmağını yemekten sonra yalamanın sünnet olduğuna inandırılan kaşık çatal kullanma özürlüsü insanlar aslında gerçek sünnetin Kurandan gelen yemeğini paylaşmak olduğunu yavaş yavaş anlamaya ve bu şekilde gönülleri fethetmeye başlamış durumdadırlar.

Okuyan, düşünen ve yüksek bir imani bilinç üreterek Kuran'ı bir ilkeler kitabı görerek sosyal, siaysal, kültürel yaşam paradigmalarını belirlemeye başlayan gerçek DİNDARLAR, elbette geleneksel tutum ve davranışa alışmış ve tezgahına daha az müşteri gelecek endişesiyle vahyin ilkeleriyle hayata bakamayan ve entellektüel düzeyi olmayan DİNCİLER tarafından kafir veya reformcu veya başka yaftalamalarla dışlama yada katolik deyimle AFAROZ etme çabası içinde müşterilerini ucuz ve bedel ödemesi az olan Çin Malı milyoncudan alınan İslam türüne yani kendilerine DİNCİLİĞE çağırmaktadır. Onlar asla Kuran'a allaha yani DİNDARLIĞA çağırmazlar.

Dindarlar galibiyet odaklı insan olamazlar, hayatın bütününe ilkesel bakarlar ve bu ilkeler sınırları Vahiyle çizerek güncel paradigmalarını belirlerler. Gerçek dindarların Kazan kazan diye bir paradigması yoktur.

Dinciler ise buna gerek duymaz onların ellerinde tespih vardır ve 90.000 bin "La ilahe illa Allah" deyince işin pratikliğine bakmadan g.tü kurtardıklarına inanırlar. Dinciler ise Win Win (Kazan kazan) kazanda nasıl kazanırsan kazan diye düşünerek Milli Piyango gibi kumardan kaznaılan paraları bile Yetimlere verilen bir miktar para ile temizleyeceğine inanır. Vahiyden ışığını alan paradigmaları yoktur ama her türlü numara vardır bunlarda ve mutlaka galip gelecek tezgahları bulunur.

 
Toplam blog
: 722
: 3757
Kayıt tarihi
: 23.01.09
 
 

A.Ü İktisat Fakültesi mezunuyum, daha önce Kazakistan ve Hollanda'da eğitmenlik ve tercümanlık iş..