​ Dinde '' kadın '' olmak... (1) / İnançlar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ağustos '07

 
Kategori
İnançlar
 

Dinde '' kadın '' olmak... (1)

Dinde '' kadın '' olmak... (1)
 

İslam dininde ''kadın'' ikinci sınıf vatandaş mıdır? Nefes alması bile ''erkeğinin'' iznine mi bağlıdır?Kendi kararlarını veremeyen, ibadetlerinde bile kocasından izin alması gereken bir ''köle'' midir? Evinden dışarı adım atması yasak, başka erkeğe dokunması yasak, ses çıkarması bile yasak. Allah dünyaya gelirken cinsiyetini seçme hakkı vermediği kadına ''birey'' olarak yaşama hakkı da mı vermemiş?Topluma bakıyorsunuz ''Allah Allah'' diyorsunuz. Din ile gelenekler ve hurafeler o kadar birbirine karışmış ki. Bu hususda her yanlış dine maledilmiş. ''İslam böyle'' der hale gelmişiz. Bu sözümüze bir de ayet aranıyoruz, hadisler uyduruyoruz kanıt olsun diye.

Kendi adıma epey araştırdım, her kaynağı inceledim.Öğrendiklerim, etraftaki uygulamalardan çok farklı nedense.Kadın olmak harikulade birşey.Cenab-ı Allah bizleri de kendine kul olalım diye yaratmış erkeğin kölesi yapmamış ki.Dünyaya gelirken tercih hakkımız olmayan durumlar yaşıyoruz.Anne babamızı seçme hakkımız yok, doğacağımız yeri seçme hakkımız yok, ırkımızı ve rengimizi seçme hakkımız yok, haliyle cinsiyetimizi seçme hakkımız da yok;seçme hakkımız olmayan hallerde birbirimize karşı üstünlüğümüz de yok.Üstünlük sadece ve sadece ''kul'' olmamızda.Kulluğumuzun derecesinde.Onun dışında kadın ve erkek olmanın verdiği fıtri farklılıklarımız ve birbirimize karşı görevlerimiz var.Allah (c.c) bizleri daha naif yaratmış, pek çok vazifeyi onlara yüklemiş, pek çok hakkı da bize vermiş.Kadın olmak çalışmaya para kazanmaya okumaya engel değil, din, erkeğe engel olma hakkını vermediği gibi kazancına karışmasına da müsaade etmiyor.Evlenirken ailesinin başlık parası almasına da izin vermiyor.''Mehir'' kavramını duymuşsunuzdur, hanımlarımızın kocalarından boşandığında beş parasız ortada kalmaması için bir köşeye koyacağı üç beş kuruştur o mehir.Erkeklerimizin hallerini görüyoruz.Boşanırken karısına nafaka vermemek için namusuna iftira edeni mi istersiniz koskoca holding patronu iken hakim karşısında boyun büküp üç kuruş maaşı olan bir emekliyim diyeni mi?Hanımlarımız her zaman eşlerinin yanındalar.Hayatı beraber kuruyorlar ama yıllar geçip de muhabbetin dibi tuttuğunda da kenara atılmak istenen onlar oluyor.Allah (c.c) böyle haksızlığa müsaade etmiyor.Kadının bütün masraflarını eşi, kardeşleri, babası;onlar yoksa erkek akrabaları karşılamaya mecburdur.Koca, eğer hanımının evinde oturuyorsa evi temin etmekle mükellef olması hasebiyle ve karısının evinde oturduğundan dolayı onun kira gelirine de engel olduğu için eğer taleb ederse hanımına rayiç bedelden ev kirası ödemek zorundadır.Çalışıyorsa eşinin kazancına karışamaz, evin masrafına katılmasını isteyemez.Hanımın mali durumu ne olursa olsun evin ve kadının tüm masrafını karşılamakla yükümlüdür.Köyde kendi kahvede otururken hanımını tarlaya çalışmaya gönderemez.Tarla tapan işleri ona aittir.Düğünde takılan takılara talip olamaz.Bu bilezikler bizim diyemez.Her ne varsa takı olarak hanımın şahsi malıdır ve kocanın ve kocanın ailesinin tasarruf hakkı yoktur.Kadın isterse ticaret yapabilir, şirket kurabilir ticaretin gerektirdiği her halde hukuki olarak da yer alabilir.

Din, bir vazifenin birine verileceği hallerde ehliyete bakılmasını söyler cinsiyete değil.Alanında uzman ise eğer o vazife kadınındır erkeğin değil.Devlet başkanlığı da buna dahildir ve devlet başkanı olabilmenin şartların biri de temel askerlik eğitiminin bulunmasıdır kadın erkek olmak değil.Malumunuz devlet başkanı aynı zamanda ordu başkomutanıdır.Adaylardan bir erkek askere diyelim ki çürük raporu aldı gitmedi, hanım adayımız da diyelim ki orduda görev yapmış emekli olmuş hanım subaylarımızdan biri olsun.Gün gelmiş siyasete atılmış devlet başkanlığına aday olma konumuna gelmiş.Bu durumda erkeğin adaylığı geçersizdir ve devlet başkanlığına sadece erkek olduğu için gelemez.Kur'an'da Saba Melikesi Belkıs'ın hikayesini hepimiz biliriz.Cenab-ı Hak, Belkıs'ın kara kaşını kara gözünü değil devlet başkanlığını becerisini över.Kadın olması devlet işlerini yapmasına engel olmamıştır, misafir ağırlamış ve gerekirse askerin önünde savaşa gitmiştir.Öven de bizzat Allah (c.c) dır.

Bu konuya devam edeceğim efendim...


 
Toplam blog
: 403
: 1023
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Kendi halinde biriyim, ziraat mühendisiyim. Emekli oldum ve kendi işimi kurdum. İzmir'de yaşıyoru..