- Kategori
- Çalışma Yaşamı
Diplomamı asla çöpe atmadım.

Öncelikle bir konuyu belirtmek istiyorum. Bu yazım asla bugün yayınlanan 'Diplomalarınızı Çöpe Atın:' başlıklı yazıya karşılık yazılmamıştır. Sadece o yazının başlığı benim uzun yıllar önceki bir anımı hatırlattı. Onu sizlerle paylaşmak istedim. Sayın blog yazarı arkadaşım yazısının başlığını aldığım için bana kızmasın. Konularımız çok farklı.
Bundan uzun yıllar önce 6 yaşında başladığım ilkokul, ortaokul ve lise eğitimimi tamamladıktan sonra Üniversite sınavlarına girdim. Bizim zamanımızda Üniversite sınavları her fakülte için ayrı ayrı yapılıyordu. Girdiğim bu sınav sonucunda İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ni liste başı olarak kazandım. Okula kaydımı yaptırıp Üniversitenın önüne çıktığımda artık ben 17 yaşında Üniversiteli bir kızdım ve sevinçten uçuyordum. 1 Kasım 1963 günü Beyazıt Fen Fakültesi Konferans Salonunda gerçekleşen Yeni ders yılı açılış törenine babamla birlikte gittiğimde en büyük bendim artık.
Anadolu yakasındaki evimizden hergün kar, yağmur, lodos demeden ilk vapurla karşıya geçip, kocaman anfilerde en ön sıralarda yer tutup, çok değerli hocalarımın ağzından çıkan her kelimeyi not ederek 4 yıl geçirdim. Bunları yapmak zorunda idim. Zira hocalarımızın çoğunun basılı kitabı yoktu, sınıflar çok kalabalıktı ve en arka sıralarda dersi duymak imkansızdı. Büyük bir hırsla her yıl sonunda girdiğim sınavlardan hep pekiyi veya iyi alarak çok üst bir derece ile okul bitirdiğimde henüz 21 yaşına bile basmamıştım. Sankı derslerden orta alsam dünya duracaktı.
Okulu bitirdiğim zaman derin bir ohh çektim. İşte güneş doğmuş ve bütün sıkıntılar bitmişti. Ama esas karanlık şimdi başlıyoırmuş. Sanırım yeni Üniversite mezunları da şu anda aynı sorunlarla karşı karşıya. Kısacası değişen pek bir şey yok. Sene 1967. İş için nereye başvursam özgeçmişimi alıp biz size haber veririz diye beni savıyorlardı. Uzun bir süre böyle didiştikten sonra aile efradı devreye girdi. Her zaman olduğu gibi tanıdık çarkı çalıştı ve bana iş bulundu. İşim devrin ünlü bankalarından birinin büyük şubesinde memurluktu.
İlk işe başladığım gün dikkatimi çekti. Banka şubesinde beni işe alan aynı Üniversite mezunu müdürden başka herkes ya lise veya orta okul mezunu idi. Kısacası ben tek üniversite mezunu memurdum. Aynı gün beni tanışmak için müdür muavını odasına çağırdı. Kocaman odaya girdiğimde ihtişamlı masasının başında konforlu koltuğunda yaslanıp oturan kalantor muavinin karşısında tıtreyen küçücük bir kızdım. Müdür Muavııni bana ' Gördüğüm kadarı ile İktisat Fakültesi mezunusunuz. Burada çalışmak için diplomanızı yırtıp çöpe atacaksınız. Aksi takdirde burada çalışamazsınız .'dedi,. Bu sözleri çok sert bir ifade ile ve masasının yanındaki çöp sepetine eğilip temsili bir diploma yırtma hareketi yaparak söylemişti. Ben tabii her zamanki isyankar ifademle 'Ben bu kadar yıl binbir zorlukla çalışarak aldığım o diplomayı yırtmak için almadım. Ben iktisatciyim.'dedim. Biraz sonra muhasebe şefi hanımın arkasında ilk maaşımı almak için vezneye doğru yürürken kendi kendime söz verdim. Ben yaşamım süresince diplamama söz söyletmeyecektim. O gün bunları içimden söylerken dikelen başım hala eğilmedi.
Ben diplomamı hiç yırtmadım, çöpe atmadım. Ama geçen gün evden taşınırken nereye koyduğumuzu unuttuk. Şimdi bulamıyorum. Sanırım evden taşınırken kayboldu ama ben onu hiç çöpe atmadım.