​ Direksiyon başında uyumak / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ekim '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Direksiyon başında uyumak

Direksiyon başında uyumak
 

Son iki sene acaip uykusuzluk çektim. Yani bir türlü uyuyamıyordum. Çalışmaya başladığımdan beri 22.30 gibi çok fazla uykum geliyor ve uykuya dalmakta zorlanmıyorum. Bu açıdan çalışmak iyi:) İşse sıkıcı.... sabah çok erken kalkmam gerekiyor. Maddi olarak idare ediyordum, neden işe girdim bilmem. Hele sabahları direksiyonda uyuklamak yok mu! Tehlikeli. Ve yol bitmiyor. Bir an evvel buraya kendimi atıp bir neskafe içiyorum... 

Düşünüyorum da saatlerce günlerce direksiyon başında olan kamyon vb sürücülerinin durumu ne kadar zor. İlk defa bunun ne kadar güç olduğunu algıladım. Uykunu açmaya çabalıyorsun. radoyu aç, kanal değiştir, sesi aç, kıs, pencereyi aç, kapa, klimayı aç, kapa.... Sürekli bir şeyler yapıyorum ama uyku geçmiyor:( Ve o zaman neden bu işe geldiğimi sorguluyorum ve ayrılayım diyorum... Ama dünden beri bu da imkansız, yeni bir ders teklif ettiler, olur vereyim dedim. Sanki herşeye peki diyorum! "Ben ayrılmayı düşünüyorum" diyemedim, "olur" dedim... Şimdi oturup ona hazırlanmak gerek. Bu da demektir ki sözleşme süresi bitene dek -en az o zamana dek- buradayım. 

Şu yaşa geldim ne istediğime karar veremedim. Belki de biliyorum ne istediğimi ama onları elde edemedim. İnsan herşeyi elde edemiyor. O zaman eldekilerin değerini bilmek gerek sanki. Bunu da her zaman başaramıyorum. 

Her yerden her zaman "Bırakayım gideyim" duygusu içinde olduğumu farkettim. Diğer okuldan da hep "gideyim" düşünce ve duygusu içindeyim... 10 sene geçti öyle diye diye.. kararsızlıklarla.... Ya kalmalı insan ya gitmeli... Hep böyle diken üstünde.. gideyim, kalayım.... Çok yıpratıcı ve boşa byeni meşgul edici... Burada da D ile o tartışmadan sonra "gideyim" duygusu geldi. İlişkilerde de böyle oldu. Her tartışmada, her tatsızlıkta, çok ufak da olsa, hep "bitsin, gideyim"... Hep birşeylerden (iş, ilişki...) kaçma, kaçıp kurtulma isteği... Bu duygu kalıp sürdürmekten, katlanmaktan daha zor ve yıpratıcı belki de.. Bugünlerde böyle şeyler keşfediyorum kendimde; psikoanaliz sürecinde de değlim ama kendim yapıyorum analizi sanki... 

Uykuyu açmak için ufak bir kek de yedim. Oysa 4 aydır zayıflamaya çalışıyorum. Zar zor verdiğim yarım kiloyu aldım sanki.. Tutamıyorum kendimi. Yıllar önce sigarayı bırakmış, bie gün bile aramamış, nefret eden biri olarak yemek karşısındaki bu iradesizlik garip. Bunu çözemiyorum. Önüme geliyorsa yemek (yemekhaneye gidersem, birinin doğum günü kutlanırken, vb) herşeyi yiyorum. Şu çeşitten almayayım, pilavı yarım tabak alayım yok! :( Bu durum cidden sıkıyor. Hep bir kilo verme meselesi zihnimde. Düşünüyorum ama uygulayamıyorum (böyle negatif konuşmak da iyi değil çekim yasasına göre)... Ne diyor çekim yasaı: ne düşünüyorsak onu çekeriz kendimize. Zayıflamayamıyorum dersen zayıflayamazsın, uykum gelecek dersen gelir.... Kısaca bu:) 

Bir çay alıp şu yeni derse bakayım... Yarın öğlene kadar ve 1, 5 gün tatil!!! :) Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun! 

 
Toplam blog
: 17
: 1233
Kayıt tarihi
: 09.09.07
 
 

2011 Şubat'tan beri çalışmıyorum. 30 sene çalıştım. Üniversitede, özel sektörde, serbest olarak....