- Kategori
- Siyaset
Direnç noktalarımızı kırıyorlar..

Her sabah gazeteleri açtığımda bütün enerjim tükeniyor. Bir alzheimer hastası tanıdığım vardı 68 yaşında. Kan değerleri nasıl bu kadar normal? Kolestrol, trigliserit, şeker hepsi mükemmel diye sorduğumda tek bir yanıt almıştım. Beyin düşünce üretmiyor. Stres yok..
"Tüm direnç noktaları kırıldı." demiş bir köşe yazarı. Devamını okuyorum haberin. Bildik konular. İçimde bir umut beliriyor. Belki birileri -belden aşağı- muhabbetli köşe yazarlarını okuyup gazeteyi kapatmazda, bu yazıdan sonra biraz silkelenir..
Ülkenin din devletine dönüştürülmek istendiği hepimizce bilinen bir gerçek. Halâ direnç gösteren birileri karşılarına çıkıncada bu noktaları kırmak için ne gerekirse yapıyor ve de başarılı oluyorlar.
Bakınız neler yazmış Sayın Mustafa Mutlu ;
1) SİVİL TOPLUM
İlk iş laik, cumhuriyetçi, Atatürkçü kitlelerin meydanlara dökülmesini engellemek ve muhalif yazarların, aydınların susturulmasını sağlamaktı.
Kirli işlere bulaşmış bazı adamları da işin içine dahil edip, bir “örgüt” yarattılar ve adına “Ergenekon” dediler...
Ülkede ne kadar aydınlatılamamış ve “gizli haber alma servislerinin parmak izleriyle dolu” eylem varsa bu örgütün işlediği suçlar hanesine yazdılar...
Sonra da kendileri için engel teşkil eden emekli askerleri, siyasetçileri, öğretim üyelerini, yazarları, gazetecileri, sivil toplum örgütlerinin yöneticilerini bu “ağır suç”ların sanığı olarak içeri tıktılar...
Kısa zamanda iktidar ve para gücüyle etkili bir “yandaş basın” oluşturup, içeri tıkmadıkları diğer muhalifleri de “Ergenekoncu” olmakla suçlayıp, sindirdiler.
2) ASKER
Bir yandan bunu yaparken diğer yandan da tüm enerjilerini “engel oluşturan” diğer baskı gruplarını ele geçirmeye harcadılar.
Laiklik karşıtı gelişmelere büyük tepki gösteren askerlerle, (nasıl olduysa) birdenbire kanka oluverdiler. Daha 15 ay önce laiklik karşıtı gidiş yüzünden iktidarı e-muhtıra yayınlayarak eleştiren asker, aynı iktidar partisinin “laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmak”tan suçlu bulunmasından sonra bile ağzını açamaz hale geldi!
3) YARGI
Yargı kurumlarındaki “birlik havası”nı, “yandaş yargı mensupları”yla bozdular...
Parti mensubu avukatların çoğunlukta olduğu bazı illerde baroları ele geçirerek, Barolar Birliği’nin gücünü kırdılar.
Yandaş medyayı kullanarak yüksek yargı kurumlarından, aleyhlerine çıkan her karar sonrasında fırtınalar estirdiler, hatta Anayasa Mahkemesi üyelerinin Meclis tarafından yargılanmasını bile talep ettiler. Böylece bu kurumların güvenilirliğini zedelemeye çalıştılar. Yandaş medya yetmeyince devreye destekçileri olan “dış güçler”i soktular.
4) ÜNİVERSİTELER
Aynı güçler, eğitim alanındaki gerici tırmanışa büyük bir kararlılıkla direnen YÖK’ü ele geçirip, başına kendilerinden birini oturttular. Ardından YÖK Genel Kurulu’nda çoğunluğu ele geçirip, bu kurumu dikensiz gül bahçesine çevirdiler.
Ama bazı rektörler, öğretim üyeleri direnmeye devam ediyordu. Onların önemli bir bölümünü de önceki akşam ki atamalar sırasında cımbızla seçercesine tek tek ayıkladılar.
Sevgili okurlar, mutlaka içinizde bu makaleyi okuyanlar vardır. Ama herkesiz günde 2-3 gazete alacak ekonomik güce sahip olmadığını düşünerek yazdım.
Lütfen artık kendimize gelelim.. Kadınların yapması gereken çok önemli işler var. Kadın programları ile karanlığa itiliyorlar. Özellikle cahil olmaları isteniyor ve bunu fark etmiyorlar. Tüm medya kuruluşları birlik olup eğitici programlar hazırlamalı. Birileri -gözönünde olamayacak, etini sergileyemeyecek- sergilemesin efendim. İşsiz kalacak kalsın efendim. Ülkemde milyonlarca işsiz ve aç varken kolay para kazananlar da kazanmayıversin, bu güne kadar kazandıkları ile idare etsinler. Bir bölüm çekim için milyarlar alıyorlar almasınlar.
İçimizde ki safraları temizleme zamanı , birlik ve beraberlik zamanı , omuz omuza olma zamanı...
Aydınlık yarınlar diliyorum.