- Kategori
- TV Programları
Diriliş-Ertuğrul dizisini izleyenler neden eleştiriliyor?

“Sevmiyorum, hoşuma gitmiyor, ne buluyorsunuz” diyenlere saygı duyuyorum…
Diriliş-Ertuğrul dizisinin iki türlü seyircisi var: İlki, zaten o kafada olanlar. Diğeri ise film tadında izleyenler.
“Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik” Yahya Kemal şiirinden kelle koparan bir zihniyeti algılıyor musunuz? Lanet olsun, yaşanmış bitmiş ama kötü yönleri gizlenip sanatlaştırılarak bir resital, bir ritüel gibi sunulmuş. Bunları yazan Yahya Kemal’i savaşa yollasan gitmezdi belki de.
Sanki Ertuğrul seyredenler kelle koparanmış gibi görülüyor. Fikren reddetsek de savaşın kavganın romantizmi vardır. Sonuçta biz Türk’üz duygularımızı da okşuyor, çok normal. Yani şimdi biz Ertuğrul izliyorsak dizideki Ertuğrul’un ikide bir dillendirdiği “Nizam-ı Âlem” ülküsünü mü savunuyoruz?
Böyle olanlar olabilir; ama ben değilim, yine de fanatiğim. Zaten bir şeyi seviyorsan fanatik olacaksın, aşağısı sevgi değil.
Biz Teksas Tommiks okurduk, Malkoçoğlu, Tarkan, kovboy filmi… Vurdulu, kırdılı… Kavga bile etmezdik. Çünkü bunların içinde size zorla dayatılan mesaj yoktu; Ertuğrul’da da yok, o günlerde insanlar öyleymiş!
Duvardaki Kan dayatmaydı mesela, Sakarya Fırat, Tek Türkiye falan. Minyeli Abdullah, Huzur Sokağı hatta Muhteşem Yüzyıl dayatma değil, izlenebilir yani. Dayatma olması için illa bir görüşten olması gerekmez, dayatma dayatmadır. Ertuğrul’u eleştirenler Şeytan, Anibal filam izliyorlar ama.