Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Aralık '09

 
Kategori
Sinema
 

Dişi bir Türk filmi: 7 Kocalı Hürmüz

Dişi bir Türk filmi: 7 Kocalı Hürmüz
 

Bu filmi anlatmayı istemiyordum aslında. Vallahi de billahi de. Ama bugün 7 Kocalı Hürmüz filminin görüntüleri eşliğinde, Şevval Sam'ın "Tanrım/tek başına koyma kulların/yalnızlığa ancak sen dayanırsın" diyen şarkısını işitince, dayanamadım. Bunu da yazayım da üçlemiş olayım dedim. Sadık Şendil’in bu tiyatro oyunu kaç kez sahneye kondu, kaç kez filmi çekildi bilmiyorum ama bir çoğumuzun daha önce izlediğine, hatta tıpkı benim gibi birkaç kez izlediğine eminim. Buna rağmen yine de, bu kez Ezel Akay (yönetmen) yorumuyla nasıl olduğunu merak ediyordum doğrusu.

İyi ki merak etmişim. Işıklar kararır kararmaz, birden bire Safinaz’ın (Gülse birsel) rengarenk görüntüsüyle, cıvıl cıvıl sesiyle anlatmaya başladığı masala; Hürmüz’ün(Nurgül Yeşilçay) masalına kendinizi kaptırıveriyorsunuz ve ilk sahneden itibaren bir cümbüştür sürüp gidiyor. Öyle bir cümbüş ki; alıyla, moruyla, ille de mavisiyle rengârenk giysiler… giysilerin içindeki rengarenk, civelek, neredeyse kapı gıcırtısına göbek atan kadınlar… alığıyla, kekemesiyle, kabadayısıyla, kaptanıyla, hallacıyla ille de doktoruyla koca tiplemeleri… mahallenin meydanında, heyet gibi olayları yorumlayan ihtiyarların (Halit Akçatepe: Karamanlı ihtiyar, Erol günaydın: gözlüklü ihtiyar, Zihni Göktay: Ermeni ihtiyar) o müthiş, lafı gediğine koyan yorumları… anasının gözü kadı efendi (Müjdat Gezen) … her derde deva, her kılığa reva; kuşcu Cebrail (Haluk Bilginer)…neredeyse her olaya uygun deyimler, atasözleri… kıpır kıpır müzikler… civan gibi tulumbacılar… capcanlı, diri vücutlu, beğendiği erkeğe, hiç utanmadan, son derece doğal iş atan, yaşlısıyla genciyle kadınlar… Havva’nın, hallaç (Öner Erkan*) kocasının seslenişiyle Avva’nın, Ürmüz’le birlikte kocasını elinden alan kadını arayışı ve gerçek ortaya çıkınca hallacın başına gelenler ve iki kadının inanılmaz dayanışması!


Olaylar nasıl inandırıcı, nasıl gerçek, ille de nasıl güzel abartılmış ve nasıl dişi bir film olmuş bilemezsiniz. Hele Hürmüz!.. Dişiliğinin gereği olmalı ki bütün kocalarını “kocacığım, kocacığım” cilvesiyle, her birinin nabzına göre şerbet vererek, Safinaz’ın da katkısıyla allem edip kalem edip idare ederken, birden yakışıklı doktor Hüsrev’i (Mehmet Ali Alabora), görmez mi!.. Çarpılır da kalp çarpıntılarını doktora dinletmez mi? Dinletiyor tabi, hem de bütün dişiliğiyle. Buna can mı dayanır, dinleyen doktor da olsa. Dayanmıyor tabi. Aşık oluyorlar, sıra geliyor kız(!) istemeye. Hangi Hürmüz’ü isteyeceğini bilemiyor kayınvalide, mahallede Hürmüz’den çok kimse yok; doktorun tıraş olduğu Berber Hasan’ın (Cengiz Küçükayvaz ) karısı mı desem, yoksa bekçi Memo’nun (Cem Karakaya) mu? Belki de Fişek Ömer’in (Sarp Apak) karısı ya da Hızır Reis’in (Erkan Can). Hiç birinin karısı değildir oysa Hürmüz, o sadece geçinmeye çalışan, bu yüzden kendisine koca bulan ama allem edip kalem edip kocalarının koynuna girmeyen zavallı(!) bir kadındır. Ama nereye kadar? İşler öyle bir sarpa sarar ki, sonunda kocalarıyla kadı efendinin karşısında bulur kendini Hürmüz ve neredeyse kadı kendisine koca olacakken, bütün kadınlığı ve fettanlığıyla doktorla evleniverir. Hem de nikâhını kıymak kendine göz koyan kadı efendiye nasip olur. Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine. Gökten üç elma düştü, biri bu filmi izleyen kadına, biri bu filmde oynayan bütün kadınlara, biri de yine kadınlara:)

*Öner Erkan’ı ayrıca yazmak istedim. Bornava Bornava filminde izlediğiniz “Hakan” ile aynı kişi midir diye tereddüt etmemek mümkün değil. Çok yakın zamanda izledim her iki filmi de ama Öner Erkan her ikisinde de rolünün hakkını vermiş; yüzü eskimemiş.

 
Toplam blog
: 210
: 3227
Kayıt tarihi
: 29.03.07
 
 

Yazmak... Öyle güzel, öyle hoş ve öyle derin bir eylem ki!.. Olmazları bile oldurabiliyorsun. "Ke..