- Kategori
- Beslenme / Diyet
Diyetisyen önerileri ve babaannem

Diyetisyenler babaannem kadar bu işi bilmiyor.
Rahmetli babaannemin bugüne kadar gördüğüm en iyi diyetisyen olduğunu yeni anlıyorum.Biraz geç kaldım anlamakta ama iş işten geçti, fatuırası ağır oldu.
Dört yaşımdan onsekiz yaşıma kadar babaannemin yanında yaşadım.Okuması - yazması olmayan, sadece Kuran-Kerim'i okuyabilen ama anlamayan cahil bir kadındı. Ergenlik dönemimizde çatışmamamız imkansızdı. Sert ve otoriter bir kadındı. İncecik, zayıf sadece romatizmalarından şikayet eden hayat boyu da 3 - 4 kez doktor yüzü görmüştü. Allah rahmet eylesin 90 yaşında vefat etti (1999). Ölme sebebi de karaciğerinde 30 yıldan fazla bir zaman beraber yaşadığı kistin patlamasıydı. Kistin varlığı tesbit edildiğinde doktor ameliyatla alınması mümkün değil demişti belki bugünün teknolojisi ile alınabilirdi. Öleceği zaman başına getirdiğimiz doktor arkadaşım, kısaca bit muayene ettikte sonra "Vallahi kalbi,tansiyonu benden sağlam,sapasağlam gidiyor kadın" demişti.
Bu söz aklımdan çıkmadı. Kendisi ölmeden eşini,kız kardeşini,abisini,3 oğlunu ve bir gelinini toprağa vermişti. Babaannem nasıl o yaşa kadar sağlam kalmıştı. Bu yıllar sonra aklıma geldi. Babaannemin yaşam tarzını düşündüm. Nasıl yaşardı?
Öncelikle erken yatar erken kalkardı. Erken dediysem yatmak için saat gece onbiri pek geçirmezdi, sabah da sabah ezanıyla kalkardı. Namazında niyazındaydı. İkincisi çok hareketliydi, boş oturmayı hiç sevmezdi, mutlaka bir şeylerle uğraşırdı, yemek, bulaşık, temizlik vs. yani devamlı hareket halindeydi. En boş olduğu zamanlarda, tığ veya mekik oyası örerdi. Çünkü boş oturanı Allah sevmezdi. Üçüncüsü de beslenmesi. Bir şey öğrenmiş "sofradan doymadan kalkacaksın" diye. Az yerdi ama her şeyi yerdi. Yağlı, tuzlu, tatlı, kızartma, tereyağı, margarin, zeytin yağı, çiçek yağı hiç bir şey fark etmezdi onun için, hepsi de "Allah'ın nimeti" ,ayırım yapmak günahtı.Ama bir özelliği vardı. İçinde ne olduğunu bilmediği bir şeyi ağzına koymazdı. Çikolatanın tadını bildiğinden dahi şüpheliyim. O zamanlar belki bugünkü kadar hazır gıda yoktu ama ev dışından hazır bir şey, mesela dışarıdan köfte bile yediğine şahit olmadım. Belki koca yaz bir veya iki kez bizim ısrarımızla dondurma yerdi.
Günümüzde diyetisyenlerin önerilerine bakıyorum da onu ye bunu yeme, bu kadar kalori al, şu kadar alma diye işi kompleks haline getirmekten başka hiç bir işe yaramayan, devamlı insanoğlunun aklını karıştıran...Meğerse babaannem en büyük diyetisyenmiş. "Sofradan doymadan kalk!" Bu kadar basit.
Şimdi şimdi düşünüyorum da belki en azından beslenmemi onun ayarında tutabilseydim diyabet olmayacaktım.