- Kategori
- Beslenme / Diyet
Diyette doğru bildiğimiz yanlışlarımız!

Her zaman doğruyu göstermeyebilir!
Yaz geliyor…
Herkesi aldı bir telaş!
Bilinçli, bilinçsiz herkes tutturdu bir diyet gidiyor.
Hiç kimsenin aklına, bu işin uzmanına gideyim de bilimsel bir diyet yaparak kilo vereyim gelmiyor.
Herkes kendi kafasına göre hazırladığı, genellikle de sonu hüsranla biten diyetlere başlıyorlar. Tabi bilimsellikten uzak, kontrolsüz yapılan bir işlemle bir arpa boyu yol almak da mümkün olmuyor!
Herkes kulaktan dolma diyet yaptığı için birçok yanlışı da beraberinde yapıyor.
Uzmanlara göre yapılan yanlışlar veya yanlış bilinen doğrular şöyle sıralanıyormuş.
* Yemek esnasında asla su içmeyin -Yanlış bir bilgiymiş.
Neden?
Su vücudumuzdaki her hücre, doku, organ ve bütün kimyasal tepkimeler için gerekli olduğundan çok önemli bir sıvı kaynağıymış. Yetişkinler için günlük ortalama 2-2.5 lt su gerekliymiş. Aslında suyu ne zaman içilmesinin hiçbir önemi yokmuş. Günün her saatinde, yemeklerden önce, yemek sırasında veya sonrasında içilebilirmiş. Üstelik yemek öncesinde ve yemekle birlikte içilen su midede doygunluk hissi yaratacağından yemek miktarını azaltmaya yardımcı bile olurmuş. Su aynı zamanda besinlerin sindirilmesi, emilmesi ve boşaltılması için gerekli olduğundan yemek sırasında tüketilmesi daha faydalıymış.
* Yemeğin hemen üstüne meyve yemeyin - Yanlış bir bilgiymiş.
Neden?
Yıllardır söylenen diyet hurafelerinden birisi de buymuş. Meyve çoğunlukla karbonhidrat ve su içeren bir besin olduğundan, meyvedeki karbonhidrat bir şeker türü olan fruktoz ve glikozmuş. Ama meyvelerin şeker içermesi yemeğin üstüne yenmemesi gerektiği anlamına gelmezmiş. Fruktoz yemeklerle tüketildiği zaman farklı bir etki göstermez ya da yağa dönüşmezmiş. Aksine yemek üstüne meyve yenmesi hem tatlı ihtiyacını azaltır hem de doygunluğu arttırırmış. Bunun yanında dikkat edilecek durum yenilen yemeğin miktarıymış. Eğer yemek fazla yendiyse, yemeğin üstüne bir de meyve yenmesi, haliyle alınan kaloriyi daha da attıracaktır.
* Şeker miktarı yüksek meyveleri yemeyin - Yanlış bir bilgiymiş.
Neden?
Muz, incir, üzüm... Bu meyveler maalesef diğer meyvelere göre daha şekerli ve hep dikkat edilerek tüketilen meyvelerdir. Aslında glikoz oranları daha fazla olmasına karşı porsiyon miktarlarına dikkat edilerek tüketilebilirmiş. Aslında tatlı meyveler en doğal alınan tatlılarmış. Bunu düşünerek tatlı tüketimi azalabilir. Aynı zamanda bir meyvenin tatlı tadının az olması kalorisinin daha az olduğu anlamına gelmezmiş. Limonda bile bir miktar kalori varken, 1 tane büyük muz 2 porsiyon meyve yerine geçerken, yenilen meyvenin cinsine ve tat durumuna göre hareket etmek gerekiyormuş. Meyvelerin kalorilerine baktığımız zaman aradaki farklar hayatımızı karartacak büyüklükte asla değiller! Bir tane gofretin en az 250 kalori olduğunu düşündüğümüz zaman 15-20 kalori çok da önemli olmadığı aşikar.
* Akşam 19.00 dan sonra hiçbir şey yemeyin - Yanlış bir bilgiymiş.
Neden?
Böyle bir şey söz konusu değilmiş. Ve kişinin beslenme düzenine göre yeme saatleri değişebilirmiş. Hiçbir yiyeceğin kalorisi gün içinde değişmez, önemli olan tüketilen besinlermiş. Genelde akşam yemeği sonrası daha hareketsiz geçer ve gece atıştırılan yiyecekler rahatsız edebilir. Kişi kendisini ayarlayabilirse, saat 19-20.00 den sonra da fazla olmamak şartıyla bir şeyler yiyebilmeliymiş. Eğer geç saatlere kadar oturuyorsanız meyve, yoğurt, biraz ekmek peynir gibi kalorisi yüksek olmayan yiyecekler tüketebilirmişiz. Çeşitli nedenlerle akşam yemeği geç saatlere kalıyorsa yine önemli olan neler yenildiği ve miktarlarıymış. Tabi az olmak şartıyla. Yoksa kâbus görmeye başlarsınız.
* Karbonhidratlarla proteinleri karıştırmayın - Yanlış bir bilgiymiş.
Neden?
Bu yıllardır gündemde olan ve bir dönemin beslenme alışkanlığını değiştiren bir düşünceydi. Ancak bilimsel olarak ve sağlık açısından hiçbir geçerliliği olmadığı anlaşıldı. Bazı besinlerin doğal halinde bile karbonhidrat ve protein birlikte bulunmaktadır. İşte buna örnekler; süt, yoğurt, pirinç, makarna gibi… Günlük beslenmede karbonhidrat, protein ve yağlar dengeli bir şekilde alınmalıymış. Herhangi bir öğünde protein ve karbonhidratı birlikte tüketmemenin metabolizma çalışmasına herhangi bir faydası yokmuş.
* Nişasta oranı yüksek sebzeleri, mümkün olduğunca tüketmeyin- Yanlış bir bilgiymiş.
Neden?
Bu sebzeler, patates, havuç, bezelye ve mısır gibi her zaman günlük beslenmeden uzaklaştırılmış ve bizim için zararı olan sebzeler gibi gösterilmişlerdi. Ancak bu sebzelerde gerekli vitamin mineral içerirler ve kalori değerleri de düşünüldüğü gibi yüksek değilmiş. Karbonhidrat değerleri yeşil yapraklı sebzelere göre daha fazlaymış. Ama bizi şişmanlatacak kadar değilmiş. 1 tane patates 1 dilim ekmeğe eşitmiş. Kızartılmış ya da cips olmadığı sürece tüketilebilirmiş. Mısır ve havuç da aynı şekilde salatada bir miktar olabilirmiş. Bu besinler A vitamini yönünden zengin besinlermiş Ve alınmaları gerekliymiş. Bezelye ise protein ve posa yönünden, diğer sebzelere göre daha zenginmiş. Bu besinlerin hiçbiri beslenmeden çıkarılmamalıymış.
* Zayıflamak için önce ekmeği kesin- Yanlış bir bilgiymiş.
Neden?
Kilo vermek için önce fazla tüketilen yağ, kızartılmış ve hamurlu yiyecekler azaltılmalıymış. Ekmek ise her öğünde en az 1-2 dilim olmalıymış. Yoksa metabolizma için gerekli olan enerji kaynağı çok azaltılmış olur ve vücudun çalışması zorlaşırmış. Vücut zor çalıştıkça kilo vermek zorlaşırmış. Aynı zamanda ekmek, pilav, bulgur, patates gibi karbonhidratlar tüketilmezse kan şekeri düşer ve sonraki saatlerde açlığa dayanmak güçleşirmiş. Kan şekeri düşük bir şekilde yemeğe oturmak ise porsiyonları kontrol etmek açısından çok dikkat edilmesi gereken bir noktaymış.
Diyet konusunda, doğru bildiğimiz ne kadar çok yanlışımız varmış meğer.
İşin aslı ne biliyor musunuz? Yiyip içtiğinize azami dikkati göstereceksiniz. Her türlü yiyecekten, az ve öz yiyip, her şeyin tadını alacaksınız.