- Kategori
- Doğal Hayat / Çevre
Doğal yaşam nasıl silah olur?

Dünyadaki gelişmiş toplumlar, dünya nimetlerinin tümünden azami oranda yararlanmaya çalışıyorlar…
Bu dünya nimetlerinden yararlanma, insanlığın her zaman yararına olmuyor!
Bazen de tamamen insan hayatına yönelik, insanı öldürmeye dönük hareketler ve kullanımlar olabiliyor…
Hani bizde bir deyim vardır ya… “Tekeden süt sağmak” diye aynen öyle! Gelişmiş toplumlarda adeta tekeden süt sağar gibi, dünyadaki tüm nimetlerden yararlanmaya bakıyorlar.
İşte buna örnek bir hareket. Tanrı canlıları, dünyanın dengesini koruyacak biçimde yaratmış! Ancak içlerinde en akıllısı olan insanoğlu bu yaratılan canlıları kendi çıkarlarına göre kullanabiliyorlar!
Bakın bu canlılardan birisi! Öylesine zehirli ki, bırakın bir insanı, bir timsahı bile 3 dakikada öldürebiliyormuş.
İşte bu öldürücü özelliği onu askeri silaha dönüştürmüş.
Bu yaratığın nasıl bir şey olduğunu merak etmeye başladığınızı görür gibi oluyorum.
Bu herkes tarafından masum olarak bilinen ve insanlar tarafından fazla sevilmese de, görüldüğü yerde öldürülen bir canlı değil.
Bu canlının epey türleri vardır. İşte bunlardan birkaçı; Ebe kurbağası, Ateş karınlı kare kurbağa, Boğa kurbağası, Çöl kurbağası, Uçan kurbağa Demirci kurbağa, Maça ayaklı kurbağa, vs. gibi…
Bu canlılar, iki yaşamlılar sınıfındaki türlerin %88'ini ve Anura takımını oluşturan hayvanlardır. Anura, Yunancadaki yokluk ön eki olan an- ile yine Yunancada kuyruk anlamına gelen oura sözcüklerinden türetilmiş bir terimdir ve kuyruksuz demektir.
Erişkinlerinin uzun arka bacaklar, tıknaz gövde, araları zarlı parmaklar, çıkık gözler ve kuyruksuzluk gibi özellikleri bulunan kurbağaların büyük çoğunluğu yarı sucul bir yaşam sürer ama tırmanarak ya da zıplayarak karada da rahatça hareket edebilirler.
Yumurtalarını tipik olarak su birikintileri, gölcük ya da göllere bırakan kurbağaların iribaş adı verilen ve suda gelişen larvalarında ön ve arka bacaklar yokken, su içinde soluyabilmek için solungaçlar ve yüzebilmek için yüzgeçli kuyrukları vardır.
Çoğunluğu otçul olan ve solungaçlarından süzülen alglerle beslenen iribaşlardan başkalaşan erişkin kurbağalar, sıklıkla eklem bacaklıları, karından bacaklıları ve halkalı solucanları içeren etçil bir yaşam sürerler.
İşte bu canlılardan bir türün ne kadar korkunç bir silah olabildiğini şimdi birlikte inceleyelim.
Avustralya'nın dev kurbağaları nasıl askeri silaha dönüşmüş?
İşte bu sorunun cevabı yeni, yeni ortaya çıkmış.
Son derece zehirli olan bu kurbağa türünün salgısı, değil bir insanı, koskoca timsahları, yılanları bile birkaç dakikada öldürebiliyormuş. Bu kurbağa türü, Avustralyalı askerler tarafından 1999 yılında Doğu Timor’a götürülüp, orada silah olarak kullanılmış.
Avustralya birliklerinin araçlarında işte bu kurbağaların da Doğu Timor'a taşındığı anlaşılmış.
Avustralya birliklerinin de ABD ile birlikte Doğu Timor'daki olaylara müdahalesinde kullanılmışlar. Bu olay şimdi ortaya çıkmış.
1999'a kadar Doğu Timor'da, bu kuranlardan tek bir tane bile bulmanın mümkün olmadığını belirten uzmanlar, bu kurbağaların salgılarıyla temas eden pek çok Doğu Timorlu'nun ölmüş olabileceğine dikkat çekiyorlarmış.
1915 yılındaki Osmanlı’nın Ermenilere uyguladığı zorunlu göçte ölenler için şimdi kıyameti koparan, Kürtlere zehirli gaz atarak ölümlerine neden oldu diye Saddam’ı asan ABD buna ne diyecek!
Tabi ABD’den kim hesap soracak? Ayrıca ülkemizde Doğu Timor’u savunanların tepkisi ne olacak?
Böylesine önemli bir olayda tüm dünyadaki sivil toplum örgütlerinin tepkisi ne olacak?
Çatışmada öldürülen Teröristler için ağıt yakan bizim İnsan Hakları savunucularımız ne yapacak? Yoksa onlar insan değil mi?