- Kategori
- Deneme
Doğrunun yüzleri

alıntı
Bildiğim pek çok doğru var; gittiğim bir yolum var”, diyor Edip Akbayram, ‘hava nasıl oralarda’ türküsünde; bu yol hınzır aklın değil, insana ve doğaya saygılı bilimsel aklın yolu olmalı.
Kimin söylediği çok da önemli değil; sözün manasına akıl yatırmak önemli. Gene de birkaç yere baktım aşağıdaki sözün sahibi Malcolm X görünüyor. Malcolm X de önümüze sürülen bilgiyle eyleme geçmeden önce dikkatli olunması gerektiğini söyler. Doğrunun birçok yüzü olabiliyor; gösterilen bir yüze bakıp da doğruyu gördüğümüz kanısıyla son-yargıya varmayalım. Doğru, birçok doğrunun ve hatta yanlışın bileşkesidir aslında. Şair Rilke'nin gerçeklik tespitinde olduğu gibi, "her bir melek korkunç olabilir" kuşkusuna yatırmalıyız aklımızı.
"If you're not careful, the newspapers will have you hating the people
who are being oppressed, and loving the people who are doing the
oppressing." --- Malcolm X
"Eğer dikkat etmezseniz, medyatik bilgi sizi mağdurlara (eziklere, ayak takımına) nefret, zalimlere sempati besler hâle getirebilir"
Bilgiyi anlamada, doğrulama ve bilince malzeme yapmada dikkatli olunmasına değinen bir paragaf da benden çıkmış bir zamanlar:
Kimse kendi aklını ve başkasınınkini ölçebilir yeterlikte olduğunu sanmasın. Zaten esas olan aklın ölçümlü büyüklüğü değil düşünmeyi kışkırtan kuşkuyu aklın bilimsel sorguya çekme yoludur. Bu ilkesel tutum da her akıldan gelen bilgiyi önemsemekle oluşan bir özelliktir. Örneğin ben katiyen haberleri tek kanaldan ya da benzer eğilimdeki kanallardan izleyip bırakmam. Kaynakları çeşitlendiririm ve o çeşitleme sırasında aklıma düşen kuşkuları gidermek için ulaşabildiğim yerlerden yeniden bilgilenerek ve mantık sorgulaması yaparak doğruya en yakın yerde durmaya çalışırım. Bunu yapamadıysam haberin bilgisini kuşkunun çengeline asıp geçerim. Ve en acıklısı, bazan bilincimi yeni bilgilenme verileriyle güncellediğimde bir de bakarım ki doğruya en yakın olduğumu sandığım yer aslında en uzak köşedir… Gene de bundan daha erdemli bir bilinç edinim yöntemi bulamadım. Kuşkulan, sorgula, mantığını tatmin edecek kadar bilgilen; fakat asla mutlak doğruya tutunduğun sanısına kapılma… Devran döndükçe yanlışlar doğruya, doğrular da yanlışa dönebilir…
Mutlak doğru erişilmezin en soyutluk zirvesindedir zaten; Allah'a iman gibidir; bilimsel kuşkuya yatırıp sınayamayız. Bu yüzden mutlak doğruyu bildiğimi asla iddia etmem. Fakat benim de bildiğim doğrularım vardır elbette. İnsan kendi akıl doğrularının tekeriyle hayat yolunda ilerlerken başka akıl tekerlerine çomak sokmadan o başkaların neden kendini geçmekte olduğunu bilmek ve anlamak üzere bilgilenip bilincini güncellemelidir. Böylece elde ettiği yeni doğrularına uyum değişimi için ya yolunu ya da tekerini değiştirmelidir. Döneklik yaftasından korkmadan, gerekiyorsa tekeri döndüren biricik idealist hayalini bile değiştirmelidir. Doğru insanın bir yüzü, doğrunun bin yüzü vardır; doğru insan doğrunun gösterilen ya da gördüğü yüzüyle değil, doğrunun yanlışıyla yüzleşmekten korkmayan aklın yüzüyle görünür olur...
Descartes der ki: "Rastgele bir doğruya ulaşmaktansa, yöntemli bir çabayla yanlışın bilgisine ulaşmayı yeğlerim"
Muharrem Soyek