​ Doğu kültürü ve kendime yakın hissettiğim filozof: Krishnamurti / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Şubat '15

 
Kategori
Deneme
 

Doğu kültürü ve kendime yakın hissettiğim filozof: Krishnamurti

Doğu kültürü ve kendime yakın hissettiğim filozof: Krishnamurti
 

Doğu kültürü...
İnsanın, yaşamın, dünyanın, yani her şeyin anlam kazandığı, maddi ve manevi birikimlerin köklendiği doğu coğrafyasının kültürüne denir.
 
Mezopotamya, Mısır, Hindistan, Çin gibi coğrafyalar, doğu kültürünün en önemli merkezleridir.
Uygarlığın, medeniyetin, edebiyatın, felsefenin, teolojinin dediğim gibi insana dair her türlü anlamın doğduğu kültürdür doğu kültürü.
 
Yazının, tıp'ın, mimarinin, kağıdın, dinin, peygamberin, edebiyatın, aşkın doğduğu coğrafyadır doğu. İsa'nın Buda'nın Rumi'nin Krishnamurti'nin anası babasıdır doğu.
 
Son beş yüz yılda doğu kültürü, batı kültürü tarafından sollanmıştır. Doğu kültürü çağa ayak uyduramadığı gibi, içerisinden çıkan din gibi benimseyişlerin taassup derecesinde benimsenmesi, bağnazlığın ve cehâletin doruk noktasında kalmasına neden olmuş, bu da çağdaşlığın ve medeniyetin önünü kapatmıştır. Hindistan, Çin ve Anadolu coğrafyası egemen olan bu cehâleti kısmen kırabilmişlerdir, ama Orta Doğu'da hâlâ egemendir bu cehâlet...
 
Doğu kültürünü utançtan yerin dibine sokan doğunun torunları, her ne kadar pisliğe soksa da bu kültürü, değişmeyen bir şey vardır ki, bu kültür çok yücedir, bu kültür mükemmeldir. Ruha ve anlama dair ne varsa hep bu kültürdedir.
 
*
 
Doğu kültürüne ait edebiyat ve felsefe ürünlerini, Batı kültürü kaynaklı edebiyat ve felsefe ürünlerine daima tercih ederim. Batı, çağdaşlıkta ve medeniyette göklere çıkmış olsa da, doğunun ulaştığı anlama sittin sene ulaşamaz. 
Batı bedense, doğu ruhtur./ Beden ölümlüyken, ruh ölümsüzdür. Yani Batı, kırk fırın ekmek yese de, doğunun sahip olduğu anlama ulaşamaz.
Dedim ya, doğunun yani bizim kültürlerin edebi birikimleri, batınınkilere nazaran daima öndedir gözümde.
Batınınkiler başarısız demiyorum, illaki başarılı olanları da var; az ama var.
Bir ironide batıda başarılı olan edebi ürünler, genelde doğunun kültür pınarından içenler oluyor. Örneğin: Goethe.
 
***
 
Başlıkta, 'Kendime yakın hissettiğim filozof' dedim.
 
Evet o filozof, Hintli filozof J. Krishnamurti'dir.
 
J. Krishnamurti, 1895 yılında Hindistan'ın Madanapalle şehrinde doğmuştur.
13 yaşındayken Theosophical Society tarafından 'dünya öğretmeni' seçildi.
Konuşmaları ve yazıları herhangi bir dine bağlı değildi.
Kendisine mesihlik yakıştırılmasına rağmen bunu hiçbir zaman kabul etmedi.
Kendisini otorite olarak görmedi, müritlerinin oluşmasına izin vermedi
Eserleri, dünyayı dolaşarak yaptığı konuşmalardan, başkaları tarafından derlendi. Konuşmalarında 'hakikatın/ gerçeğin, yolları olmayan bir ülke' olduğuna ve bireyin ancak farkındalıkla ve yaşamla bütünleşerek gerçeğe/ hakikate ulaşabileceğine işaret etti. Ölümle yaşamın bir ve tekliği, yaşamın durağan olmayacağı, korku, özgürlük, şiddet, doğa, ve çevre üzerine konuşmalar yaptı.
Yaşamının büyük bölümünü Hindistan, İngiltere ve Amerika arasında gidip gelerek geçiren J. Krishnamurti ardında sayısız eser bırakarak, 1986 yılında 91 yaşındayken hayatını kaybetti.
 
J. Krishnamurti'yi baya bir geç tanıdığım için yalnız iki kitabını okuma imkânı elde edebildim. Onlar 'Çatışmak Üzerine' ve 'Aşk, Seks ve Namus' adlı kitaplardı.
 
J. Krishnamurti'nin yalnız iki kitabını okuma imkanı elde etsem de onun tam benlik bir filozof olduğunu anladım. Felsefi metinlerine edebiyat katan, şiirsellik katan, ruh katan bir filozoftur, J. Krishnamurti.
Din milliyetçiliğini, soy milliyetçiliğini yok sayan bir adamdır J. Krisnamurti.
İnsan sevgisini yücelten, barışı amaç edinen, aşkın değerini en güzel şekilde bilen bir filozoftur J. Krishnamurti.
 
Okuduğum, iki kitabında karşılaştığım çoğu yerde, Krishnamurti'yle öyle bir örtüştü ki görüşlerim, 'bunun tıpkısını bende savunuyorum' dedim.
 
J. Krishnamurti'nin 'Aşk, Seks ve Namus' adlı kitabından fikirlerimle örtüşen birkaç alıntı yapmak isterim:
 
"Aşk var olduğunda seks bir sorun olmaz, onu sorunlaştıran aşkın yokluğudur."
 
"Ruhumuzun derinliklerinde yetersiz, dar kafalı, kendimizde dönük ve yalnız olduğumuz için başkasında yararlanırız ve böylece kaçış yolu bulacağımızı umarız. Aynı şekilde Tanrıyı da bir kaçış yolu olarak kullanırız. Tanrı sevgisi, gerçek aşk değildir. Gerçeğe aşık olamazsınız, gerçeği sevmek yalnızca bildiğiniz bir şeyi kazanmanın yoludur ve bu yüzden her zaman bildiğiniz bir şeyi yitirme korkusu ile yaşarsınız."
 
"Dolayısıyla yalnızca ilişki içinde tomurcuklanırsınız; yalnızca aşk içinde çiçek açarsınız, kavga içinde değil."
 
"Bu parçalanmış, çölleşmiş dünyada aşk yoktur, çünkü zevk alma ve arzu başroldedir. Genede aşk olmadan günlük yaşamınızın hiçbir anlamı olmaz. Güzellik yoksa aşka sahip olamazsınız. Güzellik gördüğünüz bir şey; güzel bir ağaç, güzel bir resim, güzel bir bina yada kadın değildir. Yüreğiniz ve aklınız aşkın ne olduğunu bilemezse, güzellik de olmaz. Aşk ve güzellik duygusu yoksa hiçbir erdem var olmaz ve çok iyi bildiğiniz gibi, ne yaparsanız yapın, ister toplumu iyileştirin. isterseniz fakirleri doyurun, sadece daha fazla sorun yaratırsınız, zira aşk yoksa yüreğinizde ve aklınızda sadece çirkinlik ve sefalet vardır."
 
*
 
Sevgililer gününüz kutlu olsun. Bu yazım tüm sevgililere armağanım olsun. Krishnamurti'ye selam olsun. Hayatınız sevgiyle ve aşkla dolsun.
 
 
-Mustafa Yıldırım - 14.02.2015
 
Toplam blog
: 480
: 715
Kayıt tarihi
: 03.11.12
 
 

Konyalıyım. Edebiyat okudum. Amatör yazar ve şairim. ..