- Kategori
- Bebek - Çocuk
Doğum izni 24 aya çıksın mı?

Bugünlerde basında sıkça geçen bir konu, çalışan kadınların doğum izni ile ilgili yapılacak değişiklikler dikkatimi çekti.
Çalışma ve Soyal Güvenlik Bakanımız, geçen ay çalışan kadınların annelik sürecini sağlıklı yaşayabilmesi için yapmayı planladıkları düzenlemelerle ilgili basına bilgi vermiş.Yeni düzenlemeyle doğum izni 12 hafta doğum öncesi, 12 hafta doğum sonrası olmak üzere 24 haftaya çıkacakmış.Bu süreyi yeterli bulmayan pedagoglarımız ise 'Annenin 12 haftalık bebeğini bırakıp işe dönmesi bebeğin ruhsal gelişimi için büyük sakıncalar yaratabilir. Bebeğin ruhsal gelişmesi açısından 3-9 ay arası hayati önem taşır.Bu süreçte bebek annesiyle bütünleşir,gelecekte yapıcı bir enejisi olan , sevebilen birisi olmasını sağlayacak ruhsal malzemesi oluşur,Başka birisi tarafından bakılan bebeğin canlı kalması sağlanır belki ama ruhsal gelişmesini kesintisiz sürdürebilmesi annesi ile ilişkisine bağlıdır.'diyerek fikirlerini belirtmişler.
Bütün bu haberleri okuyunca aklıma bizim zamanımızdaki çalışma şartlarımız ve çocuk yetiştirmemiz geldi.
Ben büyük kızımı 40 sene önce dünyaya getirdiğimde Devlet memuru idim. Devlet Memuru kanununa göre 3 hafta doğum öncesi, 6 hafta doğum sonrası izin hakkımız vardı. Hatta o dönemde sigortalı kadınlar, doğumdan 6 hafta önce izne ayrılırlardı. Ben önce memur kadınlarla, işçi kadınlar arasında doğum öncesi iznindeki bu farklılığa başkaldırmış, sonra işçi kadınların memur kadınlardan daha fazla bedensel çalışma içinde olduğunu düşünerek ikna olmuştum. Bizler ki benim yaşımdaki hanımlar çok iyi hatırlar, doğumdan 3 hafta öncesine kadar büyük zorlukla işe gider, sonra da izne ayrılırdık. Hatta arkadaşlarımdan birisi bu doğum öncesi 3 haftayı doğum sonrasına ilave etmek için son güne kadar işe gelmişti. Doğumdan 6 hafta sonra da tekrar görevimizin başına dönerdik.Bir yıl süre ile günde bir saat emzirme iznimiz vardı, tabii evimiz işe yakın ise bunu kullanabilirdik. Doğumdan 6 hafta sonra annesi veya kayınvaldesi sağlıklı olan arkadaşlarımız büyüklerinden yardım alırdı. Büyükleri çocuk bakamayacak durumda olanlar ise ehliyetsiz bakıcıların eline çocuklarını bırakır ve işe giderlerdi. Arada bakıcılar kaçar, çocuklar komuşulara da giderdi bazı günler.
İşte biz bu şartlarda çocuklarımızı büyüttük. Bu şartlarda büyüyen çocuklarımız ise bütün zorluklara karşın güzel okudular ve bugün ADAM oldular. Yukarda yazıda sözlerini alıntı yaptığım pedegogların dediği gibi sevgisiz, kişiliksiz, sorunlu yetişkinler olmadılar.
Tabii ben böyle söylüyorum, belki hakikaten sorunlu büyükler oldular ki bugün bu saçma sapan teorileri ortaya koyuyorlar.
Benim kızım iki çocuğunu da doğumdan sonra çalıştığı kurumdan ücretsiz izin alarak 6 ay süre ile kendi baktı. Ama onun işi uygundu. Zira bu kadar izinden sonra döndüğü kurumda geriden gelen erkeklerin onun makamına geçtiğini görünce istifa etti ve kendi işini kurdu. Herkes bu kadar şanslı olamaz ve her iş bu sisteme uymaz.
Denildiği gibi doğumdan sonra neredeyse bir seneye yakın işinden uzak kalan kadının kariyerindeki aksaklığı kim engelleyecek. Kaldı ki bu kadar evde çocukla haşır neşir olan kadın daha sonra işe başlayınca zorluk çekmeyecek mi. Zira evde rahata çok çabuk alışılıyor.
Bu durumda bir hal çaresi daha var. İşinde yükselmek isteyen kadın anne olmayacak. 'Çocuk da yaparım, kariyer de 'lafı böylece hayal olacak.
Ben şuna inanıyorum ki eğer isterse kadın eşi ile de beraber planlayarak işini ihmal etmeden çocuğunu da büyütebilir, kariyerini de yapar. Tabii yardım alarak. Yoksa denildiği gibi annesi çalışan çocuk sorunlu olur falan saçma birer faraziye bence.
Sakın bu teorileri kadınlar iş yerinden uzaklaşsın, meydan bize kalsın diye düşünen erkekler çıkartmış olmasın. Nasıl kompo teorisi ama.