Doktor, yazar Anton Cehov / Edebiyat / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mart '07

 
Kategori
Edebiyat
 

Doktor, yazar Anton Cehov

Doktor, yazar Anton Cehov
 

"...Tıp nikâhlı karım benim, edebiyat ise metresim. Birine kızarsam, geceyi öbürüyle geçiriyorum. Bu davranışımı belki biraz uygunsuz bulabilirsin, ama en azından sıkıcı değil. Hem zaten, benim bu ikiyüzlülüğümden ikisinin de bir şey kaybettiği yok..."

Anton CEHOV (1860–1904), 1888 yılında bu ‘aşk üçgeni reçetesi’ni, yakın dostu ve yayıncısı Aleksey SUVORİN’e açıklandığında, yalnızca yirmi sekiz yaşında bir hekim değil aynı zamanda Alacakaranlıkta adlı öykü kitabıyla Rus Akademisi’nin Puşkin Ödülüne değer görülmüş, halkın çok sevdiği bir yazardı. O güne değin, doktorluktan elde ettiği gelirin sağladığı olanaklarla yazmaya da zaman ayırabilen hekimlere çok rastlanmıştı. Ne var ki Cehov, bunun tam tersi bir yoldan yürümüş; gazetelere yazdığı, yaklaşık bin sözcükten oluşan komik kısa öykülerden elde ettiği gelirle Moskova Tıp Fakültesini bitirmiş, dahası ailesinin geçimine bile destek olmuştu. 1904’te henüz kırk dört yaşındayken, tedavi için gittiği Almanya'nın Badenweiler kentinde veremden öldüğünde, ‘metres’ine ölümsüz bir miras bırakacaktı: Tiyatronun Martı, Vanya Dayı, Üç Kızkardeş, Vişne Bahçesi gibi bugün hala aşılmamış olan başyapıtları ve kısa öykü sanatını temelinden değiştiren yüzlerce öykü...

1897’de veremden ötürü akciğer kanaması geçirip öldüğünde, en azından kendi hayatında ‘nikâhlı karısı’nı ihmal ettiği; başka bir deyişle, yetenekli bir doktor olmasına karşın, belirtileri çok önceden ortaya çıkmış olan hastalığını görmezden geldiği anlaşılmıştı. Son günlerinde, Vişne Bahçesi ’nin Moskova’daki ilk sergilenişini öksürük nöbetlerine boğularak izlerken, yapıtlarının her zamanki ince alaycılığına uygun bir biçimde, ‘metres’i ile ‘nikâhlı karı’sı belki de ilk kez bir araya geliyordu.

Ama kendi hayatındaki bu ölümcül ihmali bir yana bırakırsak, Cehov, asla boşanmadığı ‘nikâhlı karı’sını bir an bile savsaklamamış; ‘metres’iyle yaşadığı yıllar boyunca hekimliği hiçbir zaman bırakmamış, birçok kamusal sağlık girişimine öncülük etmiştir. Onun bu bağlılığına en somut kanıtlardan biri 1892 yılında beş aydan kısa bir süre içinde, bir bölge kliniğinde 453 hastayı muayene etmiş ve 576 ev muayenesine gitmiş olmasıydı. Bu hekim-yazar, iki uğraşı bölmelere ayırmaktansa, birlikte düşünmeyi yeğlemiş; dikiş izleri bazen belli olsa da, hekimlikle yazarlığı hep kaynaştırmayı seçmişti...

 
Toplam blog
: 73
: 2878
Kayıt tarihi
: 17.02.07
 
 

1985 yılının bir Nisan sabahında (ki kendisi 15'i olur) sabah ezanından sonra (saat daha bizim kö..