​ Dönülmez akşamın ufkundan dönmek / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ekim '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Dönülmez akşamın ufkundan dönmek

Dönülmez akşamın ufkundan dönmek
 

Dönülmez akşamın ufkuna geldik diyelim, peki gerçekten vakit o kadar geç mi acaba? Ya dönmek istiyorsak ? Ya içimizde dönecek enerjiyi bulabiliyorsak hala? Dönüp tekrar denemeye değmez mi? Ne dersiniz?

Bir sabah uyandınız ve yanınızda yatan insanı sevmediğinizi farkettiniz. 20 yıldır bildiğiniz fakat kendinizden sakladığınız bir sır bir gecede açığa çıktı aniden. Adeta bilinçaltınızdan bir çatlak buldu ve dışarı fışkırdı. Ne yapacaksınız? Sadece bir tane hayatınız var ve onunda yarısından çoğu geçmiş. Fedakarlığa devam mı? Mutsuzken yapacağınız fedakarlıktan çevrenizdeki insanlara hayır gelecek mi? Bir kere bile aşık olmadan ölmeye değer mi? Büyük bir yıkımı göze alıp tekrardan kuvvetli bir hayat kurmak için çok mu geç? Belki geç, belki de değil.

Hayatımızda büyük değişiklilere neden olacak kararlar almakta zorlanıyoruz. Genellikle pislikleri halının altına süpürerek mevcut şartlarda yaşamayı devam etmek işimize gelebiliyor. Fakat günler ömürden gidiyor ve hayallerimizden, esasından gerçekten olmak istediğimiz kişiden çok uzaklara doğru devriliyoruz. İçinde bulunduğumuz durumu düzeltmek için bazen elimizden hiçbir şey gelmiyor. Bu durumda mevcut şartlara adepte olup ayakta kalabilmek ve işleri değiştirecek gücün elimize geleceği günü beklemek gerekebilir.

Fakat bazı durumlarda, kartlar tamamıyla bizim elimizdeyken de öğrenilmiş edilgenlik, sürü psikolojisine tabi olmak, tembellik, daha iyisini arzulamama veya kendi ihtiyaçlarını tahlil edememe gibi sebeplerden daha yatkın olduğumuz bir düzene geçmeyi başaramıyoruz. Bu durumda esasında kendi yeteneklerimize ve potansiyelimize saygısızlık ediyoruz. Bu saygısızlığın bedelinide bir ömrü çöpe atarak ödüyoruz.

"Bir ömrü çöpe atmak" çok korkutucu bir cümle değil mi bu? "Boşuna yaşamış olmak", yada başka bir deyişle "aslında hiç doğmamış olmak." Kendi çapınızda yaşadığınız tüm sıkıntıları boşuna yaşamış olmak.

İnsan böyle durumlarda hayatının akışımı değiştirecek gücü bulamadığında yeniden doğmak ve herşeye yeniden başlamak istiyor. İşte bu çaresizlik durumu, en azından değişme isteğinin kuvvetlice tezahür ettiği anlımına geliyor. Ne kadar çaresizde olsanız bir farkındalık oluyor. Devamında ihtiyacımız olan ise biraz daha dirayet ve cesaret.

Ne diyorsunuz arkadaşlar? Değer mi değmez mi? Yıkıp yeni bir hayat kurmaya? Anka kuşu gibi olmaya? Belki değer belki de ....

Not: Yeniden doğup herşeye baştan başlamak arzusu ile ilgili olarak, yazdığım başka bir blog :(http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=10913) eğer bu blogu beğendiyseniz onuda beğenebilirsiniz.

 
Toplam blog
: 295
: 733
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Bugün ölseniz mesela, ya da hafifletelim biraz hadi, bu giriş çok karamsar oldu. Bugün ortadan kay..