​ Dönülmez akşamın ufkundayız… / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Eylül '09

 
Kategori
Siyaset
 

Dönülmez akşamın ufkundayız…

Dönülmez akşamın ufkundayız…
 

Bastırıyorsun görülmemiş ölçüdeki vergi cezalarıyla, çökertiyorsun belini patronun…

- Ve buyurun, diyorsun, gelin müzakere edelim aramızdaki “sorun[!]”ları tek tek…

Fatura ciddi… Cezalar ağır!..

Gidiş “o biçim..”

Hukuk mafiş,

İnsan kıyımı… Hayır değil, “adam” kıyımı, hiç olmadık düzeylerde…

Ne o?..

Ülkeyi yönetiyorsun!..

Neyle yönetiyorsun?

Eline geçirdiğin meclis aritmetiğinin verdiği hukuk tanımaz güçle…

Peki, gelin biraz da tarihe bakalım…

- Sultan Süleyman’a ne oldu?..

Yandı, bitti, kül oldu…

Yani bu dünya Sultan Süleyman’a bile dar geldi…

Tarihi süreç akar gider...

Ve bir de bakarsın ki… Evet, bir de görürsün ki, gün geçmiş, devran yürümüş, Güvenilen dağlara karlar yağmış… Ve ansızın bindiren tipi, yerleri kaygan, meydanları devingen eylemiş…

Bekir Coşkun’u, bir küçük not kağıdına adını yazmakla tepe taklak edemezsiniz!..

Çölaşan’ı da bu yöntemle yok ettiğinizi sanıyorsunuz…

Bekleyin ve görün bakın…

O Çölaşan ve Türkçe’nin, namusun ve düzeyli gülmecenin efendi silahşoru Coşkun insanın Bekir’i… Ve daha niceleri, daha niceleri sizin “makûs talihinizi” yazacaklar söküp attığınız “köşe”lerinde… Emin olun!

Ve bekleyin azıcık… Göreceksiniz!.. Okuyacaksınız…

Ve belki de ancak o zaman anlayacaksınız, [hiçbir zaman] nehrin kaynağına doğru yüzülemeyeceğini…

Tarihin akışı istikametinin geriye çevrilemeyeceğini…

Baskı yöntemlerinin, hukuksuzluğun, tek adamlığın, diktatörlüğün ve faşizmin “ilelebet payidar” olamayacağını…

İlelebet payidar olanın, ancak laik, demokratik hukuk devleti ve Türkiye Cumhuriyeti olabileceğini!.. Belki de ancak o zaman anlayabileceksiniz!

Ama vakit çok geç, olacak mirim…

Dönülmez akşamın ufkunda olacaksınız o zaman sayın pirim…

Ve siyaset yaşamınızın bu son faslında… nasıl geçecek acaba günleriniz, haftalarınız, aylarınız?..

O koltuğa bir daha oturabilmek hayal edilse bile… Acaba avunabilecek misiniz, böyle bir teselli ile?.. Ahhh! Pirim, Vah mirim, nasıl geçti bu hayat?..

Nasıl yaktınız bunca canı?

Nasıl kıydınız bu ülkeye, . Bu vatana, bu halka?..

Nasıl?..

Evet… “geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan

ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan

Geçince başlayacak bitmeyen sükûnlu gece…”

Biliyoruz…

Ve şimdilik sevgi ile şevkatle, sabırla ve umutla birbirimizle kenetlenip, o güzel günlerin geleceği anı bekliyoruz…

Ve sanıyoruz vakit, sizin için artık hayli geç…

http://www.soruyusormak.com/

 
Toplam blog
: 913
: 485
Kayıt tarihi
: 30.01.09
 
 

1942 yılının Şubat ayında Bursa'da (Mehmet Kemalettin'den olma, Emine İffet'ten doğma olarak) dün..