- Kategori
- Gündelik Yaşam
Dönüşler güzeldir...

Bu yazıyı yazmak, daha doğrusu bu açıklamayı yapmak zorunda hissettim kendimi. ‘Uzun bir ara’dan sonra, öyle pat diye başlayamıyorsunuz çünkü söze. Çünkü, o uzun süren sessizlik ya da ortadan kayboluştan sonra, sanki hiçbir şey olmamışçasına kaldığınız yerden devam etmek isteseniz bile siz, karşınızdaki soruveriyor birden bire; “Tamam da, neden sustun; neden habersizce yok oldun?”
Ani verilmiş bir kararla sessiz sedasız ortadan kaybolanların doğasında var sanırım, yine ani verilmiş bir kararla döndüklerinde, bu dönüşlerin sessiz sedasız olması. Kimseye bir şey söylemeden ayak parmaklarının uçlarına basarak uzaklaşanlar (ki aslında gittikten sonra yokluklarının hissedilmesini isterler içten içe), döndüklerinde de kimseye bir şey anlatmadan varlıklarının hemen kabul edilmesini beklerler. Sanki o arada hiç böyle bir şey yaşanmamış gibi, kimseye bir şey anlatmak zorunda hissetmemek…
Ama hayır. Dönüşlerin doğası da böyledir. İçinde onlarca soru işaretini barından en az bir çift gözle karşılaşırsınız. Sessizliğinize saygı gösterircesine sussa bile dudaklar, gözbebeklerinin içinde oynaşan soru işaretlerinde en küçük bir azalma olmaz. Dönüşlerin doğası böyledir; biriktirdiklerinizin dışında, yanıtlarınızı da beraberinde getirirsiniz.
Can simidi sözcükler…
Hemen her durumda kurtarıcı söz grupları vardır. “Kendimce özel nedenler” gibi… Hem bir yanıt vermiş olmanın iç ferahlatan serinliğini hissedersiniz, hem de “özel” sözcüğüyle bir dokunulmazlık zırhına salarsınız “iç”inizi.
Belki ben de böyle başlamalıyım söze. “Efendim, kendimce özel nedenlerden ötürü” demeli, “Evet, özel nedenlerden ötürü yazmama kararı almıştım bloglara” şeklinde devam etmeliyim. Sonra? Sonrası yok. Özel nedenler dedik işte. Mahremiyet sınırlarını belirleyerek, daha fazla açıklama yapma zorunluluğundan sıyırmanın en kibar yolu.
Haydi gül…
Çeşitli kanallardan iletilen “Nerelerdesin” mesajları, “Haydi dön bir an önce” telkinleri elbette ki çok etkili oldu yeniden yazma kararı almama. Ama…
Aması bende kalsın…
Sözümü tuttum ve döndüm; sözünü tut ve gülüme…