- Kategori
- Evcil Hayvanlar
Dostlukta vefanın böylesi görülmemiştir.

Gerçek dostluklar sonsuza kadar olmalıdır.
Sinop'un Durağan ilçesine bağlı Akçabük köyünde 1961 yılında gözlerimi açmışım, aradan yıllar geçti 9-10 yaşlarına geldim. Babam öğretmendi, bu yönden şanslıydım. Çünkü okul dağıldıktan sonra benimle oyun oynayacak birçok arkadaşım vardı çelik çomak ve körebe oynardık sıkılmıyordum.
Bilirsiniz köylerde evcil hayvan bir hayli fazla olur. Bizim bir alaş ( alaca ) isminde köpek ve bir kedimiz vardı, bunun yanında aksi bir horozumuz 10-15 kadar da tavuk bir de ördeğimiz vardı garibim o tekti.
Ben hayvanları çok severdim özellikle köpek yanımdan ayrılmaz, o mu beni gezdiriyor yoksa ben mi onu gezdiriyorum anlayamazdım.
Birgün şehire inmiştik pazarda gördüğüm bir tavşanı babama aldırmak istedim.Ama oralı olmadı ya da almak istemedi ben kıyameti kopardım.
Tabi zırlamamdan sıkıldı biliyordu susmayacağımı, sonunda aldırdım kar gibi beyaz bir tavşan, köye döndüğümüzde korkum biraz arttı çünkü köpek tavşanı öldürür diye düşündüm.
Tavşana ne bir kafes nede onun özgürlüğünü kısıtlayacak hiç bir şey yapmadım. Olduğu gibi doğaya salıverdim. Garibim kartopu gönlünce köy çevresinde gezer karnını doyurur, yine bana yani eve dönerdi.
Birgün baktım ki gözlerime inanamadım. Köpek kedi tavşan üçü de 10-15 santim ara ile yan yana oturuyorlardı. O günkü sevincim bir başka idi. Çünkü gördüğüm en güzel dostluk dayanışması idi.
Aradan günler geçti bir gün yabancı bir köpeğin bahçede girdiğini kartopununa doğru saldırdığını gördüm. Üç kafadarın koruyuculunu üstlenen köpek hızla yabancı köpeğe saldırıp onu safdışı bıraktı. Neye uğradığını anlayamayan yabancı köpek kaçtı gitti uzaklaştı.
Tehlikeyi uzaklaştırınca yine üçü bir araya toplanmış. Sanki sohbet eder gibiydiler.
Zaman zaman köpek tavşanın kafasını ağzına alır ısır gibi yapardı. Ben çok korkardım ısıracak zarar verecek diye.
Oysa onlar kendi aralarında oyun oynarlarmış, buna kedide katılır bazen köpeğe kedi pençeleriyle vuvur fakat köpek kızmaz aksine oyun oynamak isterdi.
Bunu gören köy halkı da bu üçlünün dosluğuna hayretle bakardı. Çünkü genelde köpek kedi ve tavşanla dost olmaz, öldürür bu bir iç güdüdür.
Bir gün annem şebeke suyu olmadığı için kuyudan su almaya gider. Beraberinde annemi takip eden köpek yoldan gelen arabayı görmez çok acı bir trafik kazası geçirir ve ölür.
Annem benim üzüleceğimi bildiği için söylemez kendiside çok üzülür babama söyler öldüğünü bana babam da söylemedi. Fakat bir iki gün sonra üçlüdeki köpeği göremeyince ben aramaya araştırmaya başladım ama bulamadım, çünkü okul lojmanından uzak ormanlık bir bölgeye bırakılmış köpeğin cesedi.
Bu arada babam çocuklara da tembih etmiş bana söylememeleri için, ama çok sevdiğim bir arkadaşım acı haberi verdi ama o gün kıyameti kopardım evde.
Tavşan ve kedi bahçeden kayboldu günlerce görünmediler, galiba yabancı avcılar tavşanı avladı diye düşündük.
Yakın köyden okula gelen öğrenci çocuklar, öğretmenim biz kedi ile tavşanı gördük dediklerinde yine içimi bir sevinç kaplamıştı.
Meğer kedi ve tavşan köpeğin öldüğünü bilmedikleri halde ormanda köpeği arayıp bulurlar ve günlerce bir aya yakın bir zaman başından ayrılmazlar cesedinin.
Bunu duyup gözlerimle gördüğümde üzüntüm büsbütün arttı çok ağladım bu benim aşırı duygusal oluşumdan olsa gerek, beni hiç kimse ağlamamam için ikna edemedi, hatta çok istediğim bisikleti alacağını dahi söyledi babam ama
nafile.
Bu anı çocukluğumdan kalma bir anıdır, şu an ilerlemiş yaşıma rağmen ben bu anıyı iç bir zaman unutmam,
hayvanların insanlara verdiği en güzel mesajdı yaşananlar.
Buradan çıkartılması gereken bir ders vardı, "Gerçek dostluk dayanışması" bunu tüm insanlar uygulayabilseydi, belki dünyada ne savaşlar nede kırgınlıklar olurdu.