​ Dul kadın imgesi / Kişisel Gelişim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ocak '12

 
Kategori
Kişisel Gelişim
 

Dul kadın imgesi

“Genç, güzel dul komşu” imgesi erkekler için kendi başına bir “cinsel tahrik” anahtarı oluyordu ”Sıcak yaz gecelerinde yatağında sere serpe yatan güzel dulun etekleri sıyrılmış, dolgun beyaz bacakları açılmıştı. Diri gövdesi yalnızlığın sıkıntısıyla kıpırdıyor, içinde ara sıra duyduğu garip ürpertilerle geriniyordu. “Porno endüstrisinin kitaplarda, fotoğraflarda, filmlerde işlediği bu konu yeniyetmelerden uzamış evliliklerin yenilik arayan erkeklerine kadar bütün erkek cinsinin hayalini süslüyordu. Der, Erdal ATABEK  “Kırmızı Işıkta Yürümek “adlı yapıtında.

Devam eder anlatımına ve şöyle bir örnek de verir arada: “Franz Lehar’ın da bu imajın oluşmasında payı vardı. Bu ünlü Macar besteci daha 1905 yılında “Şen Dul” operetini besteleyerek “neşeli, uçarı, güzel dul kadın”ı insanların hayallerine armağan etmişti. Orta Avrupa’nın neşeli hayatında dulluk şen olabilirdi, ama dünyanın her yerinde böyle olmadığı da biliniyordu. Hindistan’ın geleneksel töresinde kocası ölen kadının, kocasından sonra yaşama hakkı olmadığı için yakıldığı da biliniyordu.”

Bizim toplumumuzda da yöresel ve bireysel farklılıklar rol oynasa da üç aşağı beş yukarı bu imgeler geçerli. Benim bakış açıma gelince: Ben 7 Kocalı Hürmüz’ün tiyatroda sahnelenmesini geçmiş yıllarda TRT’de izlemiştim. Usta tiyatrocumuz ve Devlet Sanatçımız “ Ayten Gökçer” Hürmüz rolüyle herkesin hafızalarına kazınmıştı. Gerçekten harikaydı. 7’den 70’e hepimiz oturup keyifle izlerdik. 7 Kocalı Hürmüz’ün o meşhur dillere dolanan TANRIM şarkısı halen kulaklarımdadır. Tabii, o dönem geleceğin bir dul namzedi olduğumdan habersiz söyledim durdum “Bir de yetmez…” diye avazım çıktığı kadar bağıra bağıra

Bugün geldiğim nokta, yıllarca bu imgelere karşı verdiğim savaştan yorgun düşmüş bir durumdayım. Köklü bir değişim istiyorum. Bunun işareti de dün akşam rüyamda geldi. Yanlış anlamayın, gökten vahiy filan inmedi. Ben yıllardır rüyalarımı yazarım ve onları Freud’un, Jung’un yaklaşımlarıyla kendimce yorumlarım. Bu benim kendimle iletişim kurma yollarımdan biridir.

Rüyam aynen şöyle: Domatesli pilav yapmaya kalkıyorum, tuz yerine şekeri boca ediyorum tencereye. Fark ettiğim anda da, bir yandan iyice karışmamış şekerli kısmını ayırmaya çalışırken bir yandan da yıkayıp sütlaç yaparım ziyan olmaz diyorum içimden.

Sabah, anahtar sözcüklerim; tatlı, tuzlu, pişirmek sözcüklerinin anlamlarını Rüya Sözlüğüm’den bakıp yorumladım kendimce. Pişirmek sözcüğünün anlamını sizlerle de paylaşmak istiyorum: Hamilelik ve doğum, bebek gibi ilgili sözcükler eğretileme olarak kullanılabildiğinden, rüyanızda bir şey pişirmek, kişisel gelişiminizde yeni bir aşamanın başlangıcı, yeni bir düşünceyi, yeni bir yaşam perspektifini ya da(kendinize ve) yaşama karşı yeni bir tavrı temsil edebilir. Aynen böyle yazıyor. Ben de bazen başağrılarımın, beynimdeki doğum sancıları olduğunu düşünüyorum. Neden olmasın değil mi?

 

27.02.2010

 

 
Toplam blog
: 423
: 186
Kayıt tarihi
: 10.10.11
 
 

İkbal Özlen DİNÇERLER. 14.02.1960 doğumlu. izmir Kız Lisesi Edebiyat Bölümünü okudu. Buca Eğitim ..