- Kategori
- Sosyoloji
Dul kadınların arkadaş edinmeleri namussuzluk olarak değerlendirilemez

Müslüman Arap ülkelerinde bile bir şekilde dul kalan kadınlar muta nikâhı, imam nikâhı, dört karı, kuma muma her nasılsa evlenmeye, evlendirilmeye çalışılıyor. Çünkü kadın erkeksiz erkek de kadınsız olmaz. Her kadının bir erkeğe her erkeğin de bir kadına ihtiyacı vardır.
Her şeyi açık konuşmak lazım; işte evim ocağım, çocuklarıma bakacak biri, yol arkadaşım, beni ve çocuklarımı korusun sahip çıksın, başımızda dursun, gölgesi olsa yeter… Bunların hepsi hikâye; erkek kadını kadın da erkeği kendisi için ister.
Bu konuda dünyada belki de Türkiye gibi saçma sapan bir ülke yok. Genç yaşta kadının kocası öldü. Allah rahmet eylesin. Kadının arkasında üç tane velet. Evlenemiyor, üç çocukla evlenmeyi doğru bulmuyor. Dahası çevrenin baskısı ve cahil anlayışların sonucu evlenmeyi ahlaki açıdan doğru bulmuyor ve eşinin manevi kişiliğine ihanet ettiğini düşünüyor falan.
Şüphesiz bunların hepsi aptalca şeyler. Kadın 25–30 yaşında kocasının da maaşı varsa evlenmiyor. İyi de 50 yıl 60 yıl bu kadın yalnız yaşayacak. Rahibe değil ya, böyle bir kadından ahlaklı ve dürüst olması beklenemez. Ya katlanacak içine atacak psikolojisi bozulacak ya da bir tarafa gidecek. Ama bir tarafa gitmek o kadar kolay değil.
Dul kadın kocası yok ve de bakirelik endişeleri de olmadığından erkeklerin malum beklentilerine açık ki zaten kendileri de biraz bu şekilde hayata mecburlar gibi ya da en azından dışarıdan bakıldığında böyle algılanıyor. Bu nedenle bütün gözler dul kadınların üzerine çevriliyor. Bakire kızdan daha fazla dikkat ediliyor. Evli kadının bir kocası var dul kadının herkes kocası. Eşiğin dışına çıksa nere gidiyor deniliyor.
Dul kadınlar için belirlenen hayat şekli “alsın çocuklarını hanım hanımcık otursun evinde” Efendim? Sen Safiye ablamın yanına haftada beş kere gidiyorsun. Senin, Safiye ablamın canı var, dul kadının canı yok!
Evlensin… Valla ardında beş veletle genç Türkan Şoray’ı bile almam. Kaldı ki erkekler için evlenmek angarya. Evlenme kaldırıldı de erkekler kırk gün kırk gece bayram ederler. Erkek netsin evlenmeyi ya, ne gereği var? Kadın evlenecek erkek mi bulabiliyor ki evlensin.
Dul kadınlar aynı zamanda anneler; çocukları var yani. Ve annelik kutsal algılanıyor. E şimdi kutsal anne ile sevgili arayan dul kadının bağdaşması mümkün değil. Burada yanlış duran bir şey var. Annenin sevgilisi olamaz. Sevgili ayakları anneliğe zarar verir. Her iki durumda da işin içinden çıkamazsınız. Anneyse, çocukları varsa ve de evlenemiyorsa ölünceye kadar rahibeler gibi yaşamak zorunda. Eğer bunu bir kadına layık görüyorsanız yazıklar olsun size! E peki ne olacak?
Anneliğin kutsallığı yanlış… Yanlış olan tek şey bu… Çocuklarınızın olması sizin hayatı yaşamanıza engel olur mu? Böyle bir şey olabilir mi? Çocuğum var gezmeye gitmeyim. Boyum kadar çocuklarım var ayıp olur dans etmeyim, plaja sinemaya pikniğe gitmeyim. Çocuklarım var arkadaşım, sevgilim olmasın.
Anne olmanla, çocuklarının olmasıyla yaşadığın hayatın hiçbir ilgisi yok. Kadın çocukları için evlenemiyor veya istese de kimse talip olmuyor. Bir arkadaş edinip beraber yaşayacak. Erkekler böyle olunca kabul ediyorlar. Evlen dersen yok. Gizli gizli bu işi yürütecek ya da açık olarak bir kişi ile seviyeli diye tarif edilen bir ilişki kuracak. Her dul kadının bir kocası vardır sözü ne kadar doğru? Gözümüzle bir şey görüyor muyuz? Hatta ben şahsen dul kadınların çoğunun hiçbir erkekle ilişki kurmadan bir şekilde yaşadıklarını düşünüyorum. Zira bir kadının bir erkekle açık ya da gizli ilişki kurması öyle kolay değil. Hem kadınlarda da bu konuda ciddi tutuculuk var.
Özellikle büyümüş erkek çocukların dul kadın üzerinde çok ciddi baskısı var. Annelerinin bu tür gizli açık ilişkilerini asla kabul etmiyorlar. Ya da hani ne yaparsa yapsın gizli yapsın diyorlar. Aslında bu çocuklar kültürlü insanlar. Cinselliğin ve arkadaşlığın ihtiyaç olduğunu bilmeleri lazım. Bir delikanlı dul olan annesi için annem kimseye bakamaz, kimseyle konuşamaz diyorsa boşa okumuş, insanlıktan nasibi yok demektir.
Bir kadın çocuğuna bu tür şeylerini söyleyemez. Çocuğun anlaması lazım. Senin annen hırsızlık mı yapıyor yoksa adam mı öldürüyor? Aşağılık babandan ayrılmak zorunda kaldı veya baban öldü. Evlenebilse evlenecek. Hayat uzun, yalnız geçer mi? Annenin arkadaşları olacak. Belki biriyle seviyeli bir arkadaşlık kuracak. Senden gizler bilsen de bilme, görsen de görme. Veya sana söyler, kişiyi tanıtır. İlişkiyi seviyeli yapan insanların kendileridir. Bu elbette hoş değil, gururunu rencide eder ama hayatın insanı zorunlu kıldığı bir durum.
Ama elbette bu işi sokak yosmalığına çeviren, her gün biriyle buluşan dul kadınların çocuklarının ve çevrelerinin tepki göstermeleri son derece haklı. Kutsal veya töre buna zina diyorsa bulsun çözümünü.
Ayrıca dedik ya gerçekleri açık olarak konuşacağız. Bu dul kadınlar her halde uzaydan erkek getirecek değiller. Ülkemizin bekâr erkek sayısı da malum. Yani bunların arkadaşları evli erkekler olabilir. Zaten bu tür evli erkekler dul kadınlara gitmeseler nataşalara gidecekler ve ne edersek edelim bu işi zaten yapıyorlar. Yuva yıkmak ve mağduriyet olmadan, gizli kapaklı ve de toplumun hassasiyetlerini de göz önünde tutarak böyle bir yaşamı yürütebilirler.
Burada özellikle büyümüş erkek çocukların bu konuda anneleri üzerindeki baskıları vicdan sınırlarının ötesinde. Çocuklar babalarının yerine geçiyorlar. Kadınlar oğullarından (hatta bazen kızlarından) çekiniyorlar, korkuyorlar. Koca koca okullar bitirmiş bu insanlar sanırsın ki anlayışlıdırlar; ama maalesef bu konuda inanılmaz şekilde -o çok eleştirdikleri dincilerden, mahalleden, töreden bile daha fazla- tutucular. Annelerinin birileriyle kafede oturmasını ya da sinemaya falan gitmesini bile kabul etmiyorlar. Babaları varken aldatmalarda anne ya da babalarına kızmaları, onları kıskanmaları doğal da dul annelerini bu kadar baskı altında tutmaları anlaşılır gibi değil.
Annelerde de bu konuda gevşeklik var. Ben doğuracağım benim hayatıma karışacak! Köle misiniz siz ya! Burada çocukların oradan buradan duydukları algı yanlışı da önemli rol oynuyor. Sanki annelerinin ahlaksızlık yapacağını düşünüyorlar. Kendini bilen insan ne yaptığını da bilir. Yaşamımızla ilgili olarak çocuklarımıza hesap vermek zorunda değiliz. Onlar bize asla karışamazlar. Bir annenin oğlundan korkması ne demek ya.