- Kategori
- Siyaset
Dün, Bugün ve Yarın..

Bu yazımızda, tarihimizde yaşanan tecrübelerden isifade ederek, bugünkü durumumuzla kıyaslayıp, yarınımızın nasıl daha iyi olabileceğini kendi fikirlerimizle bütünleştirerek sizlere nakil etmeye çalışacağım.
“Bir Dünya Görüşü 2” yazımızda sabetaycılıktan bahsetmiştik. 1648 senesinde İzmir’de yaşayan Sabetay Sevi adlı bir haham mesihliğini ilan etti. 1666 yılında herkese duyurdu. Bazı kişiler onun kurtarıcı Yahudi lider olduğuna inandı ve dünyayı 38 krallığa ayırıp her birine sadık adamlarını tayin etti. Hahambaşı bu durum üzerine kendisini IV. Mehmet’e şikayet etti. Huzura çıkan Sevi öldürüleceğinden korkarak Müslüman olduğunu söyledi ve Mehmet ismini aldı. Gelibolu’da Sabetaycılık tarikatının 18 prensibini duyurdu. Gizlice ayin yaparken yakalanan Sevi, Sadrazam Fazıl Ahmet Paşa tarafından Arnavutluk’a sürüldü ve 1675’te burada öldü.
Uzun yıllar boyunca gizlice ayinlerine devam ederken, Müslüman görünüp, birçok yerlere adam yerleştirdiler. Osmanlının modernleşmesine büyük bir katkıda bulundular. Aslında niyet bu modernleşmeyi kullanarak devletin kilit noktalarına kendi adamlarını sokabilmekti.
Okullar açtılar. Osmanlı’nın yıkılmasını ve yeni devlet kurulmasını fırsat bilen sabetaycılar, Türkiye’ye göç edip bakan, vali, müsteşar, profesörler yerleştirdiler. Sinema dünyasına hakim oldular.
FETÖ günümüzde ortaya çıkmış ama geçmişi 40 sene denilen terör örgütü de aynı şekilde çalışmıştı. Elhamdulillah ne oldukları ortaya çıktı. Demek istediğim, Müslümanlara karşı açıkça veya çeşitli maskeler altında yapılan oyunlar yeni değildir. İman ile küfrün savaşı verildi, veriliyor. “Türk’ün başına bir bela örmezsek, özüne döner ve tekrar cihan devleti kurar.” Düşüncesiyle yetiştirilen din ve devlet düşmanları durmadan, bıkmadan, gecesini gündüzüne katarak çalışmaktadırlar.
Çalışmayı bırakmadıklarının bir kanıtı FETÖ’dür. Her alana kendi adamlarını yerleştirmeye gayret ediyorlar. Kimi FETÖ, kimi Sabetaycı, kimi mason adı ne olursa olsun hepsinin ortak olarak gördüğü, yıkmak, bitirmek istedikleri millet Türk milleti olmuştur. Çünkü Türk milletinin genlerine işlenmiş olan İslamiyet’e hizmet etme aşkı vardır. Söz konusu vatan ve din olduğunda neler yapabileceğini tankların, silahların karşısında, taşlarla, sopalarla duran milletimiz 15 Temmuz’da tekrar göstermiştir.
Bu aşkla yaşayan devletine ve milletine hizmet eden kişilerse şehit edilmekte, sonra da üstü kapatılmaktadır. Geçtiğimiz günlerde yıldönümü olan Susurluk kazası bunun açık bir örneğidir. FBI çevirmeni Sibel Edmons, Abdullah Çatlı’nın ölümünün yurtiçi ve yurtdışı medyalarda gündemden düşürüldüğünü söylemektedir. Çatlı’nın çantasında bulunan önemli evrakın kazadan hemen sonra alındığını ve ait olduğu yerlere ulaştırıldığını da söylemektedir. Muhsin Yazıcıoğlu, Turgut Özal, Gaffar Okkan ve nice faili meçhul cinayetler hala aydınlanmamıştır.
Yarınki yazımızda, Yahudilerin Osmanlı’nın çöküşünden faydalanmak üzere yaptıkları kongre sonuçlarını, David Rockefeller’ın itiraflarını, iddialarını sizlere ulaştıracağız. Bunları yazmamın sebebi devletimiz her alanda bir savaş vermekte olduğunu ve bu savaşın çok eskilere dayandığını, önümüzdeki yıllarda daha da artabileceğini sizlere göstermektir.
Bizlere düşen ise bu oyunların farkında olarak milli ve manevi değerler etrafında birlik ve beraberliğimizi sağlamaktır.
http://www.instagram.com/halil_ibrahim_arvas
http://www.facebook.com/hi.arvas