​ Dün akşam düşündüm de... / İlişkiler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Mayıs '11

 
Kategori
İlişkiler
 

Dün akşam düşündüm de...

Dün akşam düşündüm de...
 

Google- Görseller


Şu gençler bir alem, hayranım onlara; akıllarının kıvraklığına, görüşlerinin yerindeliğine, hayallerinin uçuculuğuna... Güvenleri ve güvensizliklerine, eksiklerini kabullenmedeki isteksizliklerine ama gizliden gizliye kendilerini geliştirme çabalarına... 

Çocukluğunu ve gençliğini hiç unutmamış, itiraf gerekirse, hâlâ o sularda gezen bir yetişkin olarak, çocuklarımı her dönemlerinde zevkle izledim. Onları anlamaya çalışırken, kendine ve çevresine karşı sorumluluklarını bilen aklı başında birer “insan” olsunlar diye çabalarken, mutlu bireyler olmaları için nasıl davranmam gerektiğini düşünürken, ben de büyüdüm, onlardan bir sürü şey öğrendim. Ben yetiştirmişim gibi değil de, benden ve babalarından aldıklarını kendi yapılarında eritip bambaşka kişiler olarak ortaya çıktıklarında, hep kendimi, hayranlıkla onları süzerken yakaladım. 

Beğenmediğim ya da bana ters gelen yanları yok mu? Var. Bunu onlara uygun veya kızgın bir dille söylediğim de oldu. Dinlediler mi? Mizaçlarına uygunsa. Ben ne yaptım? Pes ettim. Fazla ısrarın fayda getirmediğini çabuk öğrendim. 

Onlar bana hiç danışmazlar mı? Danışırlar, ben de fikrimi söylerim. Diyelim ki farklı... Etkilenirler mi? Kafalarına yatarsa. Bozulur muyum? Nadiren. Ne yaparım? Sonuca bakarım. Kararları yerindeyse gururlanır, sevinirim. Sonuç benim dediğim gibi çıkarsa ne yaparım? Hiç... Kendilerinin anlamasını beklerim. İki çocuğum da beni hiç yanıltmadılar: Vicdanı gelişmiş insanlar olarak, kararları onları üzdüğünde, “sen demiştin anne” demekten gocunmadılar; demeseler bile, bir dahaya onlara önerdiğim gibi davranmaktan kaçınmadılar. Ben de bunu hoşnutlukla farkettim, “yaa, sözüme geldin sonunda!” demedim. 

Ben de onları dinlerim. Kendi dünyasına fazlasıyla gömülmüş, dışarıdaki insanları bırak, kendisiyle hesaplaşmayı henüz bitirememiş bir kadın olarak, onların görüşleri beni aydınlatır, sanki yaşama çağırır. Benden farklı ve bana benzer bu iki olgun yetişkinin fikirleriyle beslenirim. Çocukluğumun ve gençliğimin ve şu yaşıma kadarki hayatımın, yer yer örümcek bağlamış dehlizlerinde, titiz bir kadının dikkatiyle gezinirken; birinden birinin “anne gel bak, seveceğin bir video var burada, çok izleniyor!” veya dışarıdan gelip “ bugün çok acaip bir şey oldu, duysan şaşarsın!” dediği anda bugüne döner, yaşadığımı hissederim. Onların bugünü yaşayan capcanlı halleri, bana baharı hatırlatır. 

Burada, bu açık terapi ortamında da aynı şey geçerli tabii. Onlardan etkilenmeyi her zamankinden fazla istiyorum, onlara fikirlerini soruyorum. Bir yazar için, “Bak, ne güzel bir yazı yazmış!” dediğimde oğlum soruyor: “Bu yazı bir kitap olsa, onu alır okur muydun? Bence yazıyı ona göre değerlendirmelisin.”. “Bilmiyorum” diyorum, “ama güzel!”. Kızıyorum biraz... Ben bir yazı yazıp okuttuğumda: “ Ben olsam buna zaman ayırıp okumazdım. Çünkü beni ilgilendirmezdi.” dediğinde, bozuluyorum. Oğlum, “ Yeni olaylar, yeni karakterler yaratmalısın, eğer öykü yazmak istiyorsan anne. Yaşadıklarını, anılarını yazman hiç de ilginç değil.” dediğinde de sarsılıyorum. Biliyorum ki haklı ama malzeme bu işte, ötesi yok. Hemen savunmaya geçip, “Biraz sonra ’atıştıracak bir şey var mı anne’ diye soracaksın. Acaba senin dediğin yaratıcı kadın, sana bu imkanı sunar mıydı?” diyorum. “Sen iste ve karar ver yeter ki. Neden olmasın?” diyor. Kızım: “Anne, yazış şeklin istesen şu şu yazar gibi olabilir, neden o tarz yazmıyorsun?” dediğinde, durup düşünüyor, zaman ve yeteneklerle sınırlı kaldığıma karar verip bahane olsun diye, “Amaaan sen de, vaktim mi var, kurguya, uzun yazmalara...ben burada kendi kendime yazıyorum işte bir şeyler... başta ne dediysem onu yapıyorum işte, canımın istediğini yazıyorum, mutlu oluyorum... uzman değilim ki görüşüm olsun, ne yaşıyorsam o, yazma desinler, başka yerde yazarım! Kime ne zararım var, kendime faydamdan başka...” diyorum. 

Ben onlara bayılıyorum. Son zamanlarda, sigarayı bırakma sıkıntılarıyla cebelleşirken, bana omuz vermelerine, desteklerine minnettarım. Onlarla rol değiştirmiş annelerine gösterdikleri şefkat, kendime olan güvenimi tazeliyor. “İyi insanlar yetiştirdim ben, aferin bana. Benden güçlü iki yetişkin.” diyorum (babalarının katkısını gözardı etmeden). 

Bu, politik tercihlerinde de böyle, insanlık hallerine yaklaşımlarında da, ülkemizin ya da ailemizin bir sorununa çözümler ararken de, kendi kendimize dünyaya ve hayata dair her konuda beyin fırtınaları yaratırken de, sanat zevkimizi paylaşırken de, hatta bir espriye gülerken bile... 

Ben onların beni geçmelerini, hep bir adım önde olmalarını seviyorum. Akıllı, vicdan sahibi, ileri görüşlü ve hayat dolu bu iki genci, -aynı onlar gibi binlerce genci de tabii- boşa gitmeyecekleri, faydalı olabilecekleri bir ülkede, aydınlık bir geleceğin beklediğini ummak istiyorum. 

Dün gündüz biraz evdelerdi, biraz bir yerlerde, akşam 19 Mayıs Gençlik Konseri’nde. Onları seyrettim seyrettim de, aklımdan bunlar geçiverdi. 

 
Toplam blog
: 33
: 3988
Kayıt tarihi
: 07.06.09
 
 

İyi bir okurum. ..