​ Dün akşam yutkundum! / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Haziran '09

 
Kategori
Siyaset
 

Dün akşam yutkundum!

Dün akşam yutkundum!
 

Utanmak!
Sıkılmak!
Kızarmak!

Aslında bu topraklarda yaşayan bizler için her zaman iç içe olacağımız kavramlardır şu yukarıda sıraladıklarımız.

Mutsuzum işte.

Bu topraklar üzerinde yaşayıp ve sonrasında mutlu olan kaç insan gördünüz?

Yok yok, ben yalan söyledim!

Ben mutluyum! ve ayaklarımın altında beyaz bulut kümeleri dolaşıyor ve hemen yüzümün şemailinde yıldızcıklar uçuşuyor.

Yeşilin ve mavinin her tonu ruhumun derinliklerine sirayet eder vaziyette.
Ben mutluyum işte bu topraklarda.

Çam kokusunu ciğerlerime çekiyor, yosun kokusunu teneffüs ediyorum.

Sabah uyandığımda penceremin hemen yanı başında kuşların cıvıl cıvıl uçuştuğunu görüyorum.

Ha birden hatırladım!

Hatırladım işte.

Hiç kimse boşuna kendisini kandırmasın.

Dün o yapay mutluluğuma gölge düştü birden bire.

Bu memleketin düşünen bir beyni 28 yılla yargılanıyor muş?

Hık mık yapardık garip olaylar karşısında ve yutkunurduk eskiden.

Üniversiteden bir arkadaşım geldi aklıma.

Tuhaf ve garip olaylar karşısında “hık, mık” diye bir laf gevelerdi dudaklarının arasında ve bende dün aynen öyle yaptım ve “hık, mık” diye bir geveleme ile birkaç kelime dökülüverdi dudaklarımın arasından.

Hrant Dink katledildi ya bu memleketin memleket severleri tarafından ve bu durumun ayrıntılarını kitabında yayınlayan Nedim Şener isimli gazeteci, yazmış olduğu “Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları” isimli kitabında, güya efendim gizli bilgileri deşifre etmiş ya, işte bu mevzuu mutsuzluğumun dünkü ve bu günkü kaynağı.

Konunun muhatapları olan ihmalciler ki kendileri devletin kadrolu vede aynı zamanda maaşlı personelleridir, üzerlerine vazife olan hadiseleri, üzerlerine vazife değilmiş gibi algılamışlar ve geliyorummm, geliyorummm diye bağıran bir cinayetin tasarlanması, projelendirilmesi ve uygulanması sürecinin her cm karesinde gözlerine bant çekerek bir canın yitirilmesini göz altından izlemişler ve bu durumu irdeleyen, anlatan ve kamuoyunu bilgilendiren gazeteci, aynen efendim hakim karşısına.

Gerekçe mi dediniz?

Devletin gizli bilgilerini deşifre etmekmiş dedik ya.

Şayet ceza yerse ve telaffuz edilen ceza kabul görürse, yiyeceği cezanın ne olacağını biliyor musunuz?

Biliyorsunuzdur ama ben yinede yazacağım tam da buraya.

28 yıl.

Yazıyla (Yirmisekizyıl)

Doğru okudunuz.

Cinayeti tasarlayanlar, projelendirenler, uygulayanlar ve göz yumanlar acep ne kadar yiyecek?

Ben bilmiyorum.

Belli de olmaz hani, beraat falanda çıkarsa şaşırmayalım yani.

Olur olur.

Ben kullanmak istemiyorum o kelimeyi ama ille de kullanacağım.

“Burası Türkiye, olur mu olur”.

Değil mi yani.

 
Toplam blog
: 1509
: 1145
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..