- Kategori
- Deneme
Dünya Artık Beni Yorma, Uyumak İstiyorum

Her hatanın, her suçun ve her günahın başlangıcı dünya sevgisidir.
Gidenler mi bizi unuttu, biz mi gidenleri unuttuk? Gidenleri biz unuttuk.
Giden değerlerimizi bize unutturan, insanlığı utandıran içinde yaşadığımız bu yalan dünyaya bağladığımız çürük umutlardır.
Evet, dünyaya gelmekte, dünyadan gitmekte elimizde değil. Fakat yaratılış gayesine uygun yaşamak bizim elimizde.
Peki, dünyaya geldikte sonra ne yaptık. Dünyayı gördük, beğendik, sevdik ve âşık olduk. Gerçekte ise dünya hiç birimize âşık olmadı.
Sabır ve kanaatimizi, sağlık ve sıhhatimizi, güven ve itimadımızı yitirdik, insanlık yönünden gittikçe zayıfladık, nefsimizin esiri olduk.
Gidip dönmeyenlerimizi unutmasaydık, benliğimizi yitirip böyle beyhude bir dünyanın tutsağı haline gelmezdik. İnsanlığı utandıracak olayları duymaz, görmez üzülmezdik.
Öyle bir dünya ki yalancılar, hileciler, haksızlar ve hırsızlar yaptıklarının karşılığı cezayı görmüyor. Sanki dünya onları daha çok koruyor, onlara daha çok zevki, sefayı yaşatıyor.
Desinler, görsünler, bilsinler için yaşayanları, hakkı, hukuku inkâr edenleri, arsız ve ayarsızları, nefislerine esir olanları daha güvenli barındırıyor.
Kimi dünyaya köle, kimi de emirlerine amade olmuş, dönüşü olmayan yola giden değerlerini unutmuş.
Vefa tek kişilik değildir, karşılıklıdır. Giden gittiği günden itibaren unutulmuşsa, giden neden yalan dünyada kalanları hatırlasın.
Böyle olmasaydı ten ile beden düşmanlarıyla birlikte aynı dünyada yaşamazdık.
Yalan dünyanın baharı da, yazı da, sarı hazanı da, beyaz ve ayazı da birer yalandır, birer hayaldir.
Bilinen bir gerçek geçmişte dünyanın bir yemini vardır.
Dünya dile geldi, Peygamber Efendimize“ Ben kendimi sana kabul ettiremedim, lakin senden sonrakilere kendimi kabul ettireceğim” dedi. Evet, dünya o yeminini yerine getirdi.
Kaygı varsa güven yoktur, güven yoksa sevgi de, saygı da kalmaz.
Gülün har dikenlerini hesaba katmadan, vuslata ersinler diye bülbülü tutup güle bağlasanız, bülbül har dikenlerinin verdiği acı yüzünden ahu figan etmez mi?
Hata etmişiz, yalancı dünya yüzünden gidenlerimizi unutmuşuz. Hiç kimseye yar olmayan beyhude bir dünyaya çok aldanmış, çok bağlanmışız.
Yaratılışın gayesi gerçeği inkâr etmek midir? Yaratılışın gayesi bir kaç gün, birkaç ay, birkaç yıl daha yalanla birlikte yaşamak mıdır?
İnsanlar insanlık benliğini kaybetmiş, ruhlar sızlarken, arzular gemsiz atlar gibi şahlanmış, para, mal, mülk insanların kalbini kirletmiş. Temizlenmesi mümkün değil.
Sanmayın demiri eriten ateştir, demiri eriten ateşi yakıp deşen duygulardır. Böyle bir dünyanın içinde barınanlar hatalarını anlamazlar, suçlarını ikrar etmezler hep inkâr ederler.
Yalancıların, haksızların, hırsızların, ten ve beden düşmanlarının, gerçeği inkâr edenlerin, doğruyu büküp eğri edenlerin, yürekleri titresin, bedenleri ürpersin, kalpleri acıyla, günleri korkuyla geçsin, sevgiye, saygıya ve güvene hasret kalsınlar.
Bu dünyanın yalan dünya olduğunu bildiğim için ne civan yaşımda, ne mevki, makam sahibi olduğum yaşlarda hiçbir şey istemedim, sadece sağlık ve vadenin tarihini bekledim.
Beyhude dünya! Bilirim yolun uzun yoldur bitmez, tükenmez. Yürek hem küçük, hem dar ve de derinden yaralı. Can takatsiz, beden yorgun, kısa ömür senin uzun, çileli, inişli ve çıkışlı yolunu bitirmeye yetmez.
Artık uyumak istiyorum, yalancı dünya artık beni yorma, beni uyandırma!
Kıymetli okurlarımıza saygılarımı sunuyorum.
Sizlere daima sağlık ve mutluluk diliyorum.
Mehmet BURAKGAZİ / MERSİN