​ Dünya Barış Günü / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Eylül '07

 
Kategori
Güncel
 

Dünya Barış Günü

Dünya Barış Günü
 

Bunlar ne????


Kadın, kadınlar, kadınlık…

Dünya barış günü. Nasıl barışacağız.
Karşılıklı suçlamalarla. Kandırmacalarla.
Potansiyel tehlike görmelerle.

“Demir bağlayom… kalıp çakıyom.. her bi işi yapıyom”…
Anam filozofluğu da eksik etmiyor.. “eee iş olmadan aş olmaz”..
Ama anam yaptığın erkek işi demek geliyor, televizyondaki gördüğüm insana.

Kadın dediğin … eh işte herkes bilir.. azıcık akça pakça, biraz albeni, biraz dişilik…
Ama anam sen güneşin altında… yanmışsın, kavrulmuşsun..
Yaptığın erkek işine uygun değil senin ne ellerin ne de kasların…
Güneşte kavrulmuş cildin, yol yol olmuş…
Keser sapı tutmaktan, kalıp çakmaktan, demir bağlamaktan çatlak çatlak olmuş ellerin…

Kadının ki biraz yumuşak olmalıymış elleri, ifadesi…
Bakışların da sertleşmiş, çatılmış kaşların… diyemeyeceğim, doğal halin olmuş görüntün…
Belli ki yaşadıklarının bedeli..
Kılık kıyafetin de!... diyeceğim ama onu da uydurmuşun diğer saydıklarıma…
Ah anam ah… bir yol tutturmuşsun ki… baktığını gören gözlerin yüreklerini sızlatıyor….
Ne diyeyim?.. Kendi yaşadığını ancak sen bilirsin..
Benimkisi görmeye çalışmak…
Bu yaptığını da elde edebilmek için kim bilir neler neler denedin,
Ne çareler aradın, yazgınla baş edebilmek için… benimkisi .. laf olsun …
Ellerinden öperim…

El birliği ettiler…
Sardılar, sarmaladılar, olmadı poşetlediler, kundakladılar, bohçaladılar…
Biz erkek denen, saldırgan ya da sizi görünceye kadar çok masum olan ama...
Sizi görünce zıvanadan çıkan türü… (öyle değil de... ama öyle diyorlar poşetçiler)
Siz şeytan olması gerekenlerden korumak için bizi…
Elbette poşetlemek, bohçalamak gerekir sizi...

İşin garibi bunu gönüllü hemcinslerinin marifetiyle yaptılar.
Kadın kadının kurduymuş derler de…
Ne kurdu?. Tüm kurtlardan özür dilerim…
Sizi bu hale sokan bunlar, başka bir canlı türü olmalı.

Kimi elinde keserle “iş olmadan aş olmaz” filozofluğuna, acılarını yaşayarak ererken,
Kimileri de yan gelip yatarak değirmen taşı büyütmenin dayanılmaz hafifliğini yaşayabilmek uğruna,
Manevi değerlerimiz dahil her şeyi kullanmaktan, sömürmekten tereddüt etmiyor...

Sonuç mu?
Kadın protokoldan da dışlanmış oldu. Daha sıra da kim bilir neler var.
Eski devirlerde olduğu gibi.
Erkek egemen bir dünya…

Erkekler çalışsınlar, üretsinler, karar versinler, yönetsinler
Öbürleri de yan gelip yatmanın bedeli olarak
Erkek denilen saldırgan tecavüzcüleri ayartmamak ve onlardan korunmak için sarılıp sarmalanma aracına binsinler...
Yeter ki güneşte kavrulmuş mübarek anam gibi çalışmak zorunda kalmasınlar.

Ben bir erkeğim.
Ve benim bana biçtiğiniz değerlerle hiçbir ilgim yok ve günahım da yok.
Kaldı ki bohçalamaya çalıştığınızın kadınsılıkla, ayartıcı dişiliğin ilişkisini de kuramıyorum…

Kim yıkayacak, kim tarayacak kim bakacak… sarıver gitsin.
Buna da hiçbir itirazım yok.
Bu bir tercihtir. Adını doğru koymanız kaydıyla.
Diğerlerini suçlamamak ve ayartmamak kaydıyla.

Güzel olan her haliyle her ortamda güzeldir, değerlidir ve ilgi çeker.
Güzele bohçalanmak ta yakışır. Bu haliyle de beğenilir.
Güzelin bohçalanması biz erkek denilen saldırganların eğilimlerini engellemez.
Haberiniz olsun alınmak istenen önlem buysa!

Yaratılmışların en şereflisi olan insanın yarısı erkek yarısı dişidir ve
“ey insanlar”, “ey inananlar” diyen Yaratıcı bunların birini diğerine üstün kılmamış.
Kendilerine yaratılışlarının gereği farklı roller yüklemiş.

Bunu daha iyi değerlendirebilmek için “örtünün”den kasıtta; emrin oluştuğu ortamı, şartları, örf ve adetleri ve diğer gerekçeleri ile birlikte iyi yorumlamak ve buradan ilke çıkararak günümüze taşıyıp uyarlamak gerekir.

Bir diğer husus da “kimsenin bir diğerinin günahını çekemeyeceği” nedeniyle bu yorumlamanın, verilen aklın getirdiği sorumluluk ölçüsünde bireysel olacağıdır.
Herkese akıl verildiği ve bu akıl ölçüsünde sorumlu tutulacağı ve
“akletmez misiniz, düşünmez misiniz” emri verildiği için
“falanca böyle dediği için böyle yaptım” diye bir savunmanın da olmayacağına inanıyorum.

Anam sen nasırlı ellerinle çivi çakmaya demir bağlamaya devam et.
Ekmek paranı, rızkını kazanıyorsun.
Helal olsun. Alın terini akıtıyorsun.
“En büyük ibadet fiildir” derler.
İbadetin mübarek olsun.

Her iki cihanda da aziz ol.
Ne kimseyi kullanıyorsun, ne de kimseyi kandırıp zarar veriyorsun.
Mükâfatını göreceğine inanıyorum.

Benim gözümde dünya barış günü abidesi sensin.
Tekrar ellerinden öperim.

 
Toplam blog
: 193
: 1045
Kayıt tarihi
: 01.08.07
 
 

Bilecik doğumluyum. Emekli Eğitimciyim. Ankara'da ve yazları Kuşadası'nda yaşıyorum Günlük uğraşl..