Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Mart '11

 
Kategori
Dünya Kadınlar Günü
Okunma Sayısı
719
 

Dünya Kadınlar Günü'nde kadına şiddet!

Dünya Kadınlar Günü'nde kadına şiddet!
 

Yarın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü… 

Bu gün; tüm dünya emekçi kadınlarının kutladığı uluslararası bir gündür. 

Türkiye'deki sol çevreler bu günü "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" adıyla kutlama taraftarıdırlar. Yalnız son yıllarda, belli bölgenin kadınlarına has bir gün gibi kutlandığını söylemekte fayda var. 

Birleşmiş Milletler 1975 yılını Dünya Kadınlar Yılı ilan etmiştir. 

Yine Birleşmiş Milletler Örgütü; 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ı tüm dünya kadınları için Dünya Kadınlar Günü olarak kabul etmiştir. 

8 Mart Kadınlar günüyle ilgili tarih şöyle gelişmiştir. Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başlar. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verir. Bu gün, yani 8 Mart gününün seçilme nedeni budur. 

Türkiye'de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlanmıştır. 1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygın ve yığınsal olarak kutlanmaya başlamıştır. Ve kutlamalar kapalı mekânlardan sokaklara taşınmıştır. 

"Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı" programından Türkiye'nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında "Türkiye 1975 Kadın Yılı" kongresi yapılmıştır. 

12 Eylül 1980 Askeri Darbesi'nden sonra dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmamıştır. 1984'ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından "Dünya Kadınlar Günü" kutlanmaya başlanmıştır ve halen kutlamaya devam edilmektedir. 

Her ne kadar kadınlarımıza özel bir gün tahsis edip, o gün el bebek gül bebek konuşmalar yapsak ta, ertesi günü yaptıklarımızı unutup, kadına şiddet uygulamaya devam ediyoruz. 

Kadınlara karşı şiddet dünyada en yaygın, ancak en az cezalandırılan suçtur. Özellikle bizim gibi az gelişmiş toplumlarda, kadın her zaman ikinci sınıf vatandaş olarak görülmüştür. Hala da görülmeye devam edilmektedir. 

Siz bakmayın atılan nutuklara, son yıllarda kadına yönelik şiddet gittikçe artmaktadır. Anayasaya her ne kadar özel bir madde konulup, kadınlara pozitif ayrımcılık tanınacağı belirtilse de, ne kadınımıza yönelik şiddet azaldı, nede kadınımıza yönelik pozitif ayrımcılık yapıldı. 

Kadına karşı şiddet de en sağlıklı veri 2007 yılına aittir. 

İşte Kadına şiddetin 2007 itibariyle dünya genelindeki durumu: 

  • Tahminlere göre 113 ile 200 milyon arasında kadın demografik olarak “kayıp” (yok) görünmektedir. Ya doğar doğmaz öldürülmüşler (erkek çocuğun kız çocuğa tercih edilmesi) ya da erkek kardeşleri ve babalarıyla eşit derecede gıda ve tıbbi olanaklara ulaşamamışlardır.
  • Fuhuşa zorlanan ya da bunun için satılan kadınların sayısı yılda 700.000 ila 4.000.000 arasındadır. Cinsel kölelik düzeninden elde edilen kazançlar yılda tahminen on iki milyar dolardır.
  • Küresel olarak, on beş ile kırk beş yaş arası kadınlar, kanser, sıtma, trafik kazaları ve savaşlardan daha ziyade, erkek şiddetinin sonucu hayatını kaybetmekte veya sakatlanmaktadır.
  • En az üç kadından biri dövülmüş, cinsel ilişkiye zorlanmış ya da hayatı boyunca başka türlü suiistimal edilmiştir (tecavüz, kötü davranış). Genellikle, suiistimal eden kişi aileden bir üye ya da kadının tanıdığı bir kimsedir. Ev içi şiddet, bölge, kültür, etnik köken, eğitim, sınıf ve din ne olursa olsun kadınlara karşı en yaygın suiistimal şeklidir.
  • Dinsel, kültürel vb. nedenlerle yılda iki milyondan fazla kız çocuğunun genital organlarına hasar verilmektedir. Bu oran, 15 saniyede bir kız çocuğudur.
  • Sistematik tecavüz yeryüzündeki birçok çatışmalarda bir terör silahı olarak kullanılmaktadır. Ruanda soykırımı (1994) esnasında 250.000 ila 500.000 kadının tecavüze uğradığı tahmin edilmektedir.
  • Araştırmalar, kadına karşı şiddet ile HIV virüsü arasında yükselen bağlantıyı göstermekte ve HIV bulaşmış kadınların daha fazla şiddete maruz kaldıklarını, şiddet kurbanlarının da HIV bulaşma risklerinin daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır.

Ülkemizde Sağlık-Sen tarafından yapılan bir araştırma sonuçları gerçekten iç karartıcı. 

Bu araştırma; Sağlık-Sen’in 12 ilde bin 260 çalışan kadının görüşüdür. 

Sağlık-Sen’in kamuda çalışan kadınlar arasında yaptığı ankete göre: 

Ankete katılan kadın çalışanların yüzde 90’ı işi nedeniyle çocuklarına vakit ayıramadıklarından, yüzde 85’i aile ve sosyal hayatının kısıtlandığından yakınmış. 

Çalışanların yüzde 79’u ise mesleğini yerine getirirken yoğun stres yaşadığını ifade etmiş. 

Ankete katılan kadınların yüzde 25.7’si aldığı ücretin yaptıkları işi kesinlikle karşılamadığını belirtmiş. 

Her ne kadar bizleri yönetenler, kadına karşı uygulanan şiddetin, muhalefet ve medya tarafından abartıldığını, kendi dönemlerinde kadına yönelik şiddetin azaldığını söyleseler de, bu sözler gerçeği yansıtmamaktadır. 

Aylık kamuoyu araştırmalarına yüz binlerce dolar yatıran siyasilerimiz, kadından sorumlu bakanımız olmasına rağmen, kadına yönelik şiddetle ilgili bir araştırma yapmaktan acizler. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çalışmayan eşinin geçimini sağlayan erkek, zamanla O'nu "malı" gibi görmekte, şiddeti de "hak" olarak düşünmektedir ki bu yanlıştır. Yanlışlığı temelinden ele alırsak, kadın da üretime, para kazanmaya başlayınca durumun biraz daha farklı olacağını düşünürüm. Kadınına şiddet uygulayan erkek, dışardaki pasifliğini örtmek istercesine, güç gösterisi yapmaktadır. Başka bir izahı mümkün değil benim mantığıma göre. Selamlar hemşerim.

Yurdagül Bağci Alkan 
 09.03.2011 13:36
Cevap :
Merhaba, yorum ve katkı için teşekkürler. Selamlar, saygılar...  17.03.2011 12:11
 

"İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su / Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu!" Tüm kadınların özgürleşeceği günlere özlemle, selamla... MS

Mehmet Sağlam 
 09.03.2011 13:04
Cevap :
Merhaba, yorum ve katkı için teşekkürler. Selamlar, saygılar...  17.03.2011 12:11
 

Bence son yıllarda kadına yönelik şiddet artmıyor; artan kadının şiddete olan direnci ve tepkisidir. Eskiden boynu bükük erkeğin ayakları dibine çökerdi. Şimdi "ben de varım" dediği için zaten hep elde hazır bir tehdit olan sopayı yemektedir. Artışları neye göre kıyasladığımız da belli değil. Erkek egemenliğinden tırsmış uysal bir kkadın toplumu neden şiddet görsün dü ki? Gene de eskiden, benim gençlik ve çocukluk zamanımda özellile de kırsal kesim erkeğinin karısını ve kızını zevk olsun, konu komşuya nam olsun diye dövdüğüne çok sık şahit olmuşumdur. Tabi ki bu kadına yönelik şiddet o zamanlar gazete ve TV ekranlarında ve internette haber olmazdı. Belki bu yıldan sonrasını daha sağlıklı bir karşıalştırmayla takip edebiliriz. Bence Türk kadını özgürlüğü ve hakları açısından geriye değil ileriye yürümektedir.

Muharrem Soyek 
 09.03.2011 13:03
Cevap :
Merhaba, yorum ve katkı için teşekkürler. Selamlar, saygılar...  17.03.2011 12:11
 

aaa başbakan ''kadına şiddet azalmaktadır'' dedi...ben şahsen bizzat kendim dinledim canlı canlı...heyecanlı...eyvallah...

nedim üstün 
 08.03.2011 9:51
Cevap :
Merhaba, yorum ve katkı için teşekkürler. Selamlar, saygılar...  09.03.2011 10:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 3842
Toplam yorum
: 6442
Toplam mesaj
: 310
Ort. okunma sayısı
: 3076
Kayıt tarihi
: 23.03.08
 
 

Antalya'da 1956 yılında doğdum. Emekliyim, Üniversite mezunuyum. Evliyim, bir oğlum var Mimar. Gü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster