- Kategori
- Spor
Dünya Kupası'nın gizemli seçimi; kimin olmak istiyor?

Uruguay bu turnuvanın Güney Amerika’dan katılmasına rağmen Avrupalı gibi top oynayan tek ekibi olduğundan yarı finalde üç Avrupalının arasından finale çıkma mücadelesi veriyor. Belki de bu yüzden Grup maçlarında Fransa ile berabere kalıp güney Afrika ve Meksika maçlarından üçer puanla çıktılar.
Defans kurgusu sağlam; Forlan gibi rakibe karşı pres yapmayan bir oyuncuyu taşıyabilen orta sahada teknik becerisi daha zayıf ancak güçlü oyunculara sahip; öncelikle kontrolü eline alarak rakibin zayıf noktalarından ona nüfuz etmeye çalışan etkili bir taktiğe sahip bir Uruguay’dan söz ediyoruz.
Rakibi olan Hollanda’nın da benzer bir şablona sahip olduğunu söyleyebiliyoruz. Defansta ve orta sahada çok sağlam oyuncularıyla; gol bölgelerinde rakibin bütün dengesini ortadan kaldıracak Kuyt, Robben, Persie ve Fenerbahçe’nin transfer listesinde olduğu söylenen Huntelaar’dan oluşan çok seçenekli bir forvet hattının Uruguay’a karşı daha etkili silahları olduğu da bir gerçek. Hatta Brezilya’yı bu etkili forvet hattıyla değil de orta sahadan bir oyuncu ile geçtiğini de biliyor ve not ediyoruz.
Kuşkusuz bütün bunların yanı sıra bütün üst düzey turnuvalara iz bırakmış bir Hollanda’nın hala bir Dünya Kupası kazanamamış olması da büyük bir ihtimalle bütün takıma ayrı bir motivasyon sağlıyor olmalıdır.
Bu turnuvanın üzerinde çok fazla durulmayan bir özelliği vardı.
Dört yılda bir Almanya, Brezilya, İtalya, Arjantin ülkelerinden birinin elinde yükselen som altından kupa ismini andığımız bu dört takımdan biri tarafından kazanılırsa ebediyen onun sahibi olacaktı!
1974 yılında İtalya heykeltıraş Silvio Gazazniga yarattığı saf altından 4.970 gram ağırlığında 36 santimetre boyunda “futbolcular yerküreyi altından desteklemektedir ve oyunu kazanma anının kıyaslanamaz duygusunu sergilemektedir” ana fikrini yansıtan Kupa sanki bu ebediyen sahiplenilme konusunda henüz net bir karar verememiş gözüküyor. Bu nedenle Brezilya, İtalya ve Arjantin’den kaçarcasına onları turnuvanın dışına itti.
Bu dörtlüden sadece Almanya’nın final yolunda ilerlediği göz önüne alınırsa Kupa’nın Alman Panzerlerine yakınlık duyuyor olduğu çıkarsamasını yapabiliriz.
Ancak bence Kupa Almanya’nın olmak da istemiyor. En azından “bu kadar erken ya da şimdi değil!” diye hissediyor olmalı.
Bugün dünyanın neresinde hangi futbol severe sorarsanız sorun büyük bir çoğunluk Almanya’nın bu kupanın mutlak favorisi olduğunu söyleyecektir.
Eğer Kupa’nın hisleri konusunda yanılmıyorsam yarı finalde Almanya’nın büyük bir gol atma sorunu yaşayan İspanya karşısında boynunu bükeceğini düşünüyor ya da tahmin ediyorum.
Almanya ile İspanya arasında ancak böylesi bir seçim yapabilirim. Çünkü her ikisi de çok iyi ve bu Kupa’yı almayı hak ediyor.
Kupa’nın gönlü biraz benim gönlüm de olabilir ya da Kupa gerçekten benim kalemimden dile gelmek istiyor ve binlerce kilometre öteden İstanbul’a enerjisini gönderiyor da olabilir?
Kupa gerçek sahibine gitmeye dört yıl daha düşünüp Güney Amerika’da, Brezilya’da karar vermek istiyor olabilir mi?
İşte bu gizemli tılsım yüzünden turnuvanın finalini İspanya ile Hollanda’nın oynayabileceğinin kehanetini yapıyorum.
1974 ve 1978’de finali oynayan Hollanda neden bir sürpriz yapıp Kupa’yı bir kerecik olsun dört yıllığına ülkesine götürmesin?
Veya…
Avrupa Şampiyonluğu’nun üzerine bir de Dünya Kupası tacı da yakışmaz mı İspanya’ya?
Uzay Gökerman