- Kategori
- Çevre Bilinci
Dünyayı kurtaran adamın oğlunu mu beklesek?

Dünyamızın tüm doğal kaynaklarından herkes eşit miktarda yararlanıyor mu?
Cevabı hepimiz biliyoruz, tabi ki hayır... neden?
Halbuki, bir ülke ya da grup, kaynağın bulunduğu yerde oturduğu (yaşadığı) için o doğal kaynağın "sahibi" olmasa. Gezegenimiz, üzerinde yaşayan tüm türlerin "evi" olarak görülse, hiç kimse "ev"in efendiliğine soyunmasa, gezegenimiz bütün bir sistem olarak görülse, sistemin herhangi bir parçasına zarar vermeden, kendisine zarar vermenin, yok etmenin, yıkmanın mümkün olmadığının bilincinde olunsa...
Tüm türlerin birbiriyle olan karşılıklı bağlantısını hepimiz biliyoruz. Yani "türsistemi".
Türsisteminin tüm hayatı ve her varlığı optimum boyutta desteklediğinin anlayışı, her bireysel varlığın bu sisteme zarar verecek seçimler yapmamasını gerektiriyor. Bu nedenle her bireysel varlık önemlidir. Bu sistemde statüsü, etkisi ya da parası olanlar daha önemli değildir. Gezegenimizi yaşayamayacak duruma tehlikeli bir boyutta yaklaştırdık. Çünkü tüm türlerin, tek bir türe boyun eğmesi için ısrar ettik. Hem de türün bütün üyeleri için bile değil. Hatta büyük çoğunluğun değil (hadi öyle olsa neyse), küçük bir azınlığın, ihtiyaçları ve istekleri önemli oldu.
İhtiyaçlar eşit karşılansa bile, ihtiyaçların kendisi eşit değil. Oran ve denge çok önemli tabi. Örneğin; "ağaç" ve "insan" ı ele alalım. Tabi ki ağaçların insanlar kadar günlük "bakıma" ihtiyacı yoktur. Yani ihtiyaçları eşit değildir. Ama ağaç ve insan birbiriyle karşılıklı bağlantı içindedir. Bir türün diğerine ihtiyacı vardır. Ağaçlar atmosferdeki karbondioksiti alır, bunun karbon bölümünü karbonhidrata dönüştürür. Gazın oksijen bölümü ise ağaç tarafından atılır. Oksijen ağacın "dışkısı"dır.
İnsanların ise yaşamak için oksijene ihtiyacı vardır. Atmosferimizde karbondioksit çok oksijen az. Ağaçlar karbondioksiti oksijene dönüştürmeseler, türümüzün yaşaması mümkün değil. Biz de nefesimizle karbondioksit vererek ağaçların ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Dengeyi görüyor musunuz? Harika bir sistem...
Şimdi ağaçları yok etmekten vazgeçelim artık. Her kestiğimiz ağacın yerine iki ağaç dikiyoruz belki. Evet ama diktiğimiz ağaçların, kestiğimiz ağaçların oksijen verme gücüne ulaşması için 300 yıl geçmesi gerekiyor. Her yıl binlerce dönüm ağacı katlediyoruz. Çevremizle ve her şeyle olan ilişkimizi iyice gözden geçirmeden, farklı davranmayı başaramayız. Bu bir bilinç sorunu. Bilincimizi değiştirmek için önce bilincimizi yükseltmemiz gerekiyor. Bunu nasıl yapabiliriz? Sessiz kalmayı bırakmalıyız herşeyden önce. Konuşmalıyız. Sorunu gözler önüne sereceğimiz hiç bir fırsatı kaçırmamalıyız. Kollektif bilincin yükselmesine böylelikle katkıda bulunabiliriz.
Üzerine bastığımız gezegenin hiç kimse tarafından sahip olunamayacağını derin bir anlayışla kavrayabilsek ama her birimiz kendi toplum mekanizmamız içinde bir parça toprağın işlenmesinin ve koruyuculuğunun sorumluluğunu üstlenebilsek, sanırım daha yaşanılası bir dünyamız olabilirdi.
Diliyorum bir gün dünyamız değişsin. Ve yine diliyorum ki çok geç olmasın.