​ Dünyayı kurtaran benim aslan medyam!!! / Basın Yayın / Medya / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Kasım '14

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
 

Dünyayı kurtaran benim aslan medyam!!!

Dünyayı kurtaran benim aslan medyam!!!
 

Dünyayı kurtaran benim aslan medyam!!!

Yıllardır önce toplumumuzu sonra da kendimizi hep eleştiririz; ‘Avrupalı olamıyoruz’ diye.

Nedir Avrupalı olmak? Çağdaşlık, modernlik, eşitlik, haklar, özgürlükler… Bıla, bıla, bıla… Bu liste uzar gider.

Doğrusunu söylemek gerekirse başta hata yapıyoruz.

Gibi! Olmaya çalışıyoruz. Gibi! Yapmaya çalışıyoruz. Yani Avrupalı, gibi olmaya. Avrupalı, gibi yapmaya çalışıyoruz. Gibi olunmaz. Olunur. Gibi yapılmaz. Yapılır. Kendimiz için menfaatlerimiz için…

Kendimizi yargılamaktan toplumumuzu beğenmemekten dolayı doğruları bulamıyoruz. Kendimizi ispat uğruna, hatta toplumumuzu, hatta ve hatta geleceğimizi yakıyoruz. Hoca misali bindiğimiz dalı kesiyoruz.

Türk doğrudur, dürüsttür tamam, sözüm yok ama… Yüreğimize kendi hançerimizi kendi elimizle saplamak neden? Siz hiç kendi hatalarını manşet yapan bir Avrupa basını gördünüz mü? Sözde ermeni soykırımını günlerce yazan Fransız medyası hiç Cezayir de yaptıklarını manşete taşıdı mı acaba? Ya da Nazi zulmünü manşetlere taşıyan bir Alman medyasına. Irakta ne işimiz var diyebilen ABD basınına. Hocalıyı yazan bir Ermeni basınına. Osmanlıyı yıkmak için, dört bir yanını leş kargalarınca sarılmışken Avrupa basını bizim orda ne işimiz var diye hiç sordu mu? Ya da şimdi soruyor mu sanıyorsunuz.

Gelmek istediğim nokta şu. Hem Avrupa Birliği'ne girmek istiyoruz. Hem de bunu baltalamak için medya olarak elimizden geleni yapıyoruz. Biz bu hatayı hep yapıyoruz. Mesela Kurban bayramında benim Brutus medyam her zamanki gibi hançeri yine saplar... Aslında kendi böğrüne saplarda haberi yok.  Avrupa birliği diye inlerken, almasınlar diye (hoş alacakları yok da) çarşaf, çarşaf kanalizasyondan akan kanlı derelerin fotoğraflarını, helikopterden çekilmiş kanlı boğaz resimlerini taşıyacak manşete 'bu ne rezalet' diye soracak. Bu görüntülerin hoş olmadığına hemfikiriz ama zamanı değil. Zamanlaması yanlış. En azından her sene aynı haberin yapılması yanlış. Nerede gerçek haberciliğin içindeki çözüm önerin? Biz bu hatayı İsviçre-Türkiye Milli maçında da yapmıştık. Hani şu İstanbul da olan olaylı hatta kavgalı maç sonrasında bizim futbolcu, teknik heyet, seyirci ve milli takımımızın ceza almasına neden olan görüntüleri tüm Avrupa ya marifetmiş gibi kendi elimizle servis ederek... Oysa adamlar, bırakın maç sonunda olay görüntüleri servis etmeyi, maç içinde hakemin kendi lehlerine yaptığı basit bir hatanın tekrarını bile vermiyorlar. Hatırlayın Roma-Galatasaray maçını, o maçın sonunda da olaylar çıktı ama İtalyanlar olayların olmadığı tribünleri gösteriyorlardı. Amaç takımımız ceza almasın düşüncesi.

Dürüstüz ya, dünyayı bizim medyamız kurtaracak ya... Sonra ceza gelince 'biz bunları hak etmedik ki, ama önce onlar başlatmıştı, bana ne ben bunu saymam, siz zaten bizi sevmiyorsunuz, bizi hep dışlıyorsunuz’ oluyor... Ama işte olmuyor aslında.

Görüşlerime katılırsınız / katılmazsınız. Bu benim düşüncem. Ben yalan yazın demiyorum, ülke ve milli menfaatlerimiz uğruna nasıl ki istihbarat çalışmaları yapılıyor. Nasıl ki belli veriler gayri etik kurallar çerçevesinde toplanıyor. Erteleyin diyorum. Türkiye’nin menfaati uğruna geleceğimiz uğruna erteleyin diyorum. Ama ben kime diyorum...! Bakalım. Göreceğiz. Yine basın ilkeleri doğrultsun da yapılan gelecek yanlışını maalesef göreceğiz. Hadi dünyayı kurtaran aslan medyam kim tutar seni...

Her zamanki gibi KALIN SAĞLICAKLA.

İletişim için;  @oyuncukocu , oyuncu.kocu@yahoo.com.tr, www.oyuncukocu.com

 
Toplam blog
: 18
: 651
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

Yazar, Eleştirir,Oynar,Çeker, İzler Gazeteci, Yazar, Oyuncu, Fotoğrafçı... Kitap; Rüzgar..