Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Eylül '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1719
 

Dünyayı yöneten kim?

Dünyayı yöneten kim?
 

biz hala burdayız, ya siz...?


Çoğumuz karanlıktan korkarız değil mi, çünkü insanoğlu oldum olalı bilinmiyenden korkmuştur hep. En uzun hücre cezasından sonra bile güneş bize gülümser, yeter ki yüreğimiz kararmasın.

Çoğumuz dünyayı yöneten bir sistemim olduğunu biliriz değilm mi, çünkü yaşanmış olaylar tarih boyunca bunu anlatır bize. Çoğumuz yaşadığımız coğrafyayı severiz değil mi, çünkü bizi biz yapan her şeyimiz ordadır. Ve çoğumuz bize sunulan televizyon programlarını izler, bize gönderilen internet verilerini gözler, bize verilen yemekleri yeriz.

Hareket etmeyen zincirlerinin farkına varamaz misali solucanın içinden oltanın geçtiğini bilmeyen balıklar gibiyiz. Farkında olmasakda dünyanın en güzel ülkesinde yaşıyoruz ama birileri farkında ki yönetenlerimizi yönetiyorlar belkide! Belkide diyorum çünkü yönetenlerimiz bunu bizden gizliyorlar. Ama diyorlarsa ki "her şeyi bilmene gerek yok haddini bil yeter" eyvallah da, e o zaman neden pide 2.50 tl? Ya da neden kömür dolarla satılıyor? Ya da bu borç kimin kaçıncı hükümetin veya bundan sonrasının? Neden ülkemizde adı konmamış bi savaş var ve neden evimizin kapısını içerden kapattığımız zaman içerde kalanlarla kavga ediyoruz?

Yönetenlerimiz ki işimizi, aşımızı, maaşımızı kısaca hayatımıza belirleyenler; gideceğimiz yola yön verenler. Elbet istemeyiz (istemezler) kılavuzu karga olanın burnunun batacağı yeri ama bir şehit annesinin elini öpmek için midir yüreğini parçalayan açılım-lar. Yada bir yıl önce susuzluktan kırılan başketlilere "tatile çıkın" tavsiyesinde bulunan belediye başkanının, bir sel felaketinden hemen sonra "aman canım vatandaşlarım Ankara'ya fena yağacak bodurumda ve zemin katta oturanlar bi üst kata çıkın" artık ordan seyredin manzara-i umumiyeyi.

Bana öyle geliyor ki bizi yönetenler, dünyayı yönetenleri keşfetti ve dünyanın en güzel ülkesini yönetmeye talip olduklarını söylediler. Peki kim bu dünyayı yönetenler?

Amerikan Vanity Fair, "Dünyayı kontrol edenler 100" listesi yayımlamış. Tamamen hedef saptıran bu yazıda başta Vladimir Putin olmak üzere dünyaca tanınan ne kadar zengin ve ismi ortalıkta dolaşan ünlü varsa hepsini sıralamış ama ne silah tüccarlarının ismi var ne de uyuşturucu trafiğini kotrol edenlerin. Ancak dikkatimi çeken iki isim var ki ahtapot kollarını ülkemize kadar uzatmış:
Listenin ikinci sırasındaki Rupert Murdoch; ABD merkezli News Corporation şirketinin Avustralyalı medya yöneticisi ve hissedarı. Ülkesi Avustralya'da gazeteler, dergiler ve televizyonlarla çalışma hayatına başlayan Murdoch, şirketini İngiliz ve Amerikan medyasına doğru genişletmiş ve dünyanın en önemli ve zengin medya patronlarından biri oldu. Dünyanın en zengin(2007) listesinde 9 milyar dolarlık servetiyle 73. sırada bulunuyor. Murdoch ayrıca, Fox'un yüzde 18 hissesine sahip...

Listenin yedinci sırasında ise; Birleşik Arap Emirlikleri bakanı ve veliaht prensi Şeyh Muhammed Raşit El Maktum, ülkesinin petrolden elde edilen gelirleri altyapı çalışmaları ve modern iletişim sistemlerine yatırarak önemli bir kazanç kapısı aralamış oldu. Maktum, Dubai şehrine Ortadoğunun en büyük gökdelenini inşa ettiğindeyse bir çok kişinin tepkisini çekmiş ve "bilinçsiz yatırımlar" yapmakla suçlanmıştı. Günümüzde ise Şeyh Maktum'un gökdeleninin çevresinde dünyaca ünlü bir çok otel ve konferans salonu bulunuyor. Türkiye'de ATV-Sabah'ın da ortağı olan Maktun'un ismi pek çok projede geçiyor.

Tüm dünyayı yönetmeye yeltenip kendini yönetme yetkisini çoktan kaybetmiş olan insanlar, eminim ki ismini bildiğimiz hiç kimse yada hiç bir şirket bu guruba dahil değildir. Belki etkisi vardır ama tam olarak yönetenler kesinlikle kamufledir. Tarihe baktığımızda bu her zaman böyle olmuştur. Ancak startejik etkisi kaybolan belgelerden öğrenilir bu güç odakları...

Dünyanın en güzel ülkesinin güzel insanları bize yapılmak istenen şudur ki basit bir deneyle anlatmaya çalışayım; su dolu cam bir kavanozu her bir dakikada bir derece ısınan ateşin üstüne koymuşlar içine de yeşil bir kurbağa atmışlar su her geçen dakikada birer derece ısındığından önce kurbağanın hoşuna gitmiş, otuz dakika sonra su otuz derece olunca kurbağa iyice mayışmış rehavete kapılıp hafif uyur gibi olmuş ancak su kaynama noktasına gelince kurbağa farkına varmadan haşlanıp ölmüştü.

Farkında mıyız yoksa bu teknolojik gelişmeden, seri sonu gelmeyen cep telefonları, pc ve sahte zenginliğimizle rehavete mi kapıldık?

Bunları zaten çoğumuz biliyoruz öyle değilmi? Bizim bilmek istediğimiz karanlığın kendisi. Yani dünyayı küçük bir köy haline getirmek isteyenler. Bizi hazmedemiyecekleri halde yutmak isteyenler. Kim bu dünyayı yönetmek isteyenler, kendi gölgelerinden bile korkup kendi televizyonlarında boy gösteremeyenler. Lağım fareleri, yüreksizler ve her şeye sahip olduklarını sanan zavallılar. Bakın tam da onlara demiş Schopenhauer; "Dünyanın en yoksul insanı, paradan başka hiçbir şeyi olmayandır." Ve biz biliyoruz ki para ile asla satın alamayacağınız şeylere sahibiz...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 72
Toplam yorum
: 214
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 487
Kayıt tarihi
: 10.09.08
 
 

27 Ocak 1967 yılında Lüleburgaz'da doğdum. Çocukluğum Samsun, Keşan ve Fındıklı'da gecti.Lise mezunu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster