- Kategori
- Siyaset
Düştü

2 UÇAK DÜŞTÜ
Malatya 7’inci Ana Jet Üssü de mi, Babaların eline geçti .?
Pek anlayamamıştık ama, biz kendi-kendimize düşünürken, Askerlik yapmak da paralı oluverdi.
Kozmik odaları dahil, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin sırları, mahrem yerleri de deşifre ediliverdi.
Hülasa, galiba bugün; askerimizin bir terhis edilip, teslim edilmediği kaldı, geriye .!
Toprağımıza 2 uçak, yüreğimize sadece 4 ateş düşmedi.
2 uçağımızın yanı sıra, sanırım ; TSK'nin ve ülkemiz bağımsızlığının da maskesi düştü..!
Evet, 4 pilotumuzu kaybettik, belki de katlettirdik !
Millet olarak hepimizin, başı sağ olsun.
Allah şehitlerimizin mekanını, cennet etsin. Acılı ailelerine sabır versin.
Parlamentomuz, İç Güvenlik Yasasıyla boğuşa dursun, biz şöyle; ülkemizin, ULUSAL güvenliğine ve NATO ile ilişkilerine bir göz atalım.
Türk Silahlı Kuvvetleri, AKP-İktidarı döneminde biliyoruz ki, bir çok badireler atlattı.
Darbeci üst düzey askerler, tutuklanıp, sorgulandı..
Milletimiz içinde, tutuklamalara sevinenler oldu, üzülenler oldu.
Bundan böyle TSK'nin, artık darbe yapamayacakları kanaati uyandı ve uyandırıldı.
TSK , kurum olarak seçilmiş siyasetçilere bağlandı ve demokratik şemsiyenin altına alındı.
Bu duruma milletimizin büyük çoğunluğu, hemen-hemen hepsi çok sevindi ve demokrasiye sahip çıkıldı.
Böylece TSK, asli görevine dönmüş oldu.
Politikaya ve sivil yönetime müdahaleden, eli çekildi.
Bunların hepsi olumlu ve sevindirici icraat ve uygulamalardı.
Ümit ederiz bu durum, hep böyle de devam eder, gider.. diye düşündük ve de düşünüyorduk..
Geçmişine kuş bakışı baktığımız TSK'nin elbette, bu gününe de, yarınına da bakacağız.. bakabileceğiz.. fikirlerimizi söyleyip, yorumlar yapabileceğiz.
Bu gün, eski Genel Kurmay başkanına baktığımız zaman kitap yazdığını, mağduriyetini sızlandığını veya kaleme aldığını, anılarını anlattığını görüyoruz.
Yazsın.. anlatsın.. söylensin.. içini döksün bakalım.. diyoruz.
Onun yazma-anlatma ihtiyacı olduğu kadar, milletimizin de yazılanları, okuma ihtiyacı var.
Umarım, yazılanlardan ve olaylardan ders alınır.. ve geçmiş güzelce irdelenir ve okunur.
Sanırım kitapta, millete ve gelecek nesillere faydalı olabilecek bir çok tarihi bilgiler verilmiştir.
Fırsat bulursak, biz de alır okuruz, yararlanırız.
Emeğinden ve bırakacağı bu eserinden dolayı çok sağ olsun.
Gelelim şu andaki görevli Genel Kurmay Başkanına.
Meslektaşlarının durumuna düşmemek, onlar gibi mağdur olmamak için ; gerek sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ve gerekse dış güçlerle özellikle NATO ve ABD ile iyi geçiniyor
Görünümü ve icraatlarına bakılırsa herkesin, her isteğine evet.. evet .. deyip, onay veriyor.
Suriye'den gelecek bir tehlikeyi bertaraf etmek ve müttefikleri olan Türkiye'yi korumak bahanesiyle NATO ; hepimizce bilindiği gibi, Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesine yerleşmiş ve askeri üsler kurmuştur.
Kısacası NATO, Türkiye'ye konuşlanmıştır.
Stratejik gördüğü ve seçtiği Türkiye topraklarına askeri birliklerini ve teçhizatlarını yerleştirmiştir.
Dolayısıyla bugün, Türkiye' deki istihbarat ağlarının tamamını elinde bulunduran, Amerika ve İsrail'dir.
Türkiye'deki bu üslerinde asker bulunduran Belçika.. Almanya gibi diğer bazı NATO ülke ve askerleri ise, sadece bir formalite ve birer garnitürdür.
Türkiye'de ne kadar Amerikan askeri personeli ve istihbarat elemanı var ?
Açıklayamazlar..
Türkiye , yol geçen hanıdır.
Türkiye'deki bir askeri uçağımız, daha havalandığı andan itibaren Mossad'ın ve CİA istihbaratçılarının takibinde ve kontrolündedir.
Zaten onlara (yani NATO'ya) haber vermeden , kendi kararımızla tek bir uçağımız bile uçamaz.
Uçmaya da kalkamaz.
Uçarsa, bu yasaktır , suçtur.
Uçmak için, mutlaka NATO'ya bilgi verilecek, gereken izin ve müsaade alınacaktır !
Bugün hiç bir baba yiğit çıkıp da NATO'nun Türkiye'de ne hizmet yaptığını açıklayamaz.
Açıklayabiliyorsa, çıkıp açıklasınlar.
Vatan.. millet.. Sakarya.. din.. paket.. ahlak.. Kürt.. Türk.. Türbe .. güvenlik nutuklarıyla milleti oyalayanlar, ülkemizde yaşayan Süriyelileri.. Iraklıları.. Amerikalıları.. NATO üslerini açıklasınlar.
Sadece Ankara'da yaşayan kaç Amerikalı var , biliyor musunuz ?
Araştırın. . öğrenin.. şaşıracaksınız . Küçük dilinizi de yutacaksınız .!
Kalmamış iç güvenliğimizin yasasını, bitkin-ölmüş-pörsümüş uykusuz vekillerine çıkartmaya çalışan Siyasal İktidar, gaflet ve dalalet içerisindedir.
Memleketimizi, uçuruma sürüklemektedirler.
Aylardır ve hatta yıllardır bölgemizde ve ülkemizde devam etmekte olan karışıklıklar nedeniyle DIŞ İSTİHBARAT GÜÇLERİ ülkemizde BAYRAM yapmaktadırlar.
CİA'nın otlağı olmuş Ankara'da cirit atan Amerika ve Siyonist İsrail istihbarat örgütlerinin marifetiyle önümüze bir post atılmış .. muhalefetiyle, iktidarıyla bizler, posttaki kılları saymakla meşgulüz.
Kafamızı kaldırıp da, ülkemizde neler olup-bittiğini idrak bile edemiyoruz.!
Hakan Fidan dahil, bunları bilmeyenimiz mi var ?
O da zaten, şimdi kendi derdine düşürüldü.
Böylece bağrımıza, yine bir ataş düştü.
Demokrasiye ataş düştü.! Kocaman, kor gibi bir ataş daha.
Askerimizin etkisini, ve sivil siyasete müdahalesinden elini-eteğini çektireceğiz diye sevinirken, polisi ve istihbaratını başımıza taç ettik.. siyasetin içine çektik .. politikanın baş köşesine oturttuk.
Tarafsız olması gereken güvenliğimizi, İç Güvenliğimizi polisimizi yandaşlaştırdık..!
Siyasetten arındırdığımız kolluk güçlerini, militarist siyasetçi yaptık.
Polisimizi, AKP'leştirdik ..!
Hülasa, polisimiz de düştü.
Kendi milletine güvensizlik veren, politik ve siyasal bir çekişmenin içine düştü.
Bu durumda Türkiye'nin ;
- gökyüzü, yabancı istihbarat uydularıyla.. Ak-Hükümetin, kara bulutlarıyla..
- yeryüzü ise, İktidar'a yalakalık yapan, ehil olmayan bürokratlarıyla..
- iş yerlerimizse, ülkemizin bağımsızlığını satan taşoran iş-birlikçileriyle dolu..!
Milletimiz ağlıyor..
İşçi, iş bulamıyor..
Canilik çoğalıyor..
Yıllardır yüzü gülmüyor..
Yatırımcı önünü göremiyor..
Litresine 5 lira ödediği benzinle, tekeri dönmüyor.
Düştü.. düştü.. düştü.
Ülkemizde düşmeyen bir kişi, bir kurum, bir değer kalmadı. Her şey düştü ve düşmekte .!
Düşmeyen bir şey kaldı, o da ;
Düşmez , kalkmaz bir Allah.
Feridun Hayati Ünüvar, 26 şubat 2015 Köyceğiz-Muğla