​ Düşüncemin telleri 004 / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Haziran '13

 
Kategori
Deneme
 

Düşüncemin telleri 004

Düşüncemin telleri 004
 

Yaşamın kendisi hayatın en üstün mucizesiyken, bir günü mutlu yapabilmek için küçük mucizeler tanrısını beklemek faydasız bir tembelliktir.

Besteci notalarla sesten musiki yapar; şair sözcüklerle hoş sedalı anlam yapar.
Heykeltıraş maddenin ruhuna biçim yontar; ressam ışığın biçimine renklerden ruh yapar.
… Sanatçının ve sanatsal eylemin amacı ille de böyle olmasa bile, bunlar ve daha birçok sanatsal emeğin ürünü hayata kendinden bir anlam tasarlamak üzere hayalleri biçimlendirme mucizesidir. Ancak sonunda her sanatın ürünü kendi dalındaki tarihsel sanat algısının ilgisi kadar değer bulur. Sanatçı, ölmüş bile olsa, eserine gösterilen sanatsal ilgi değeriyle açığa çıkan toplumsal etkinlikteki güzel ruhların enerjisiyle hayatı güzel anlamlandırmak isteyen insan emeğine ilham yapar.
 
Eşini aldatan onurunu ve namusunu rehin bırakmıştır; bedeli de aldattığı eşinin merhametine teslim olarak tövbeye gelmesidir; ya da eşinin koynunda sefil bir korkak gibi saklanarak kendini aldatmaya devam edecektir. Daha da beteri, aşağılığın en alçağıysa, insanın vicdanını rehinde bırakarak aldatmayı kendine hak saymasıdır…
 
Aşk, insanın insana can verici bir sevgiyle duyumsadığı cinsel hazlarla kanatsız uçarken kuşku ve korkunun güven ağacına tünemesidir.
 
Hayat, ne yana dönsek karşımızda duran duvarsız bir kapıdır. Kapı açıldığında ve kapandığında, ya da kapıyı açtığında ve kapattığında insanın küçük de olsa bir hayalini somutlaştıracak herhangi bir işin emekçisi olabilmesi hayatın sunabileceği en büyük ve kalıcı mutluluk fırsatıdır.
 
*Kendim için, insanlık için, dünya ve evren için bir güzellik düşünmediğim ve yapmadığım yerde hiçbir şey yapmayan tembellik en faydalı varoluş amacımdır.
 
*Bence, bencilliğin en etkin tedavisi insanın aynada kendine bakması değil de aynadan kendine bakabilmesidir.
 
*Geçmişi özlemeyin; fakat hatırlamayı da sakın unutmayın. Özlemeyin, çünkü gelecek size geçmişi getirmeyecek; hatırlayın, çünkü gelecek sizi geçmişin bilgisiyle ağırlayacak...
 
* Yaşamak, ciddiyetle önemsenmesi gereken bir iştir; cesedimizle birlikte gömülemeyecek kadar eşsiz bir hazinedir. Gene de bir anlık onurlu özgürlük kadar değeri yoktur...
 
*Sigaradan çekip duman olacağıma, hayatı çekip roman olurum. Muharrem Soyek 
(Hayatın sıkıntısı, hayatın heyecanı derken sigara içmeyi bırakmakta gecikmiş olduğumdan benden ancak kısa hikâye olur. Bu da iyidir, çünkü değil hikâye hayattan bir kısacık söz olabilmenin değeri bile sigaradan duman olmaktan büyüktür. 
 
*Hayatın yoğurdunu süzüp acı suyunu dökemezsin; fakat içine tatlı bir söz katıp mutluluk mayası yapabilirsin.
 
* If my soul could speak, it would say, "I am bored of your waiting to die for a promised heaven rather than making a life in the World which is more beautiful than God's paradise..." Ruhum dillenip konuşsaydı, bana şöyle derdi: “dünyayı cennet yapmayı beceremeyip de vaat edilmiş cennet için ölmeyi beklemenden sıkıldım”
 
*Herkes kendini ve dünyayı güzelleştirmeyi arzuyla amaçlamış olsaydı Tanrı ahretlik cennet vaadini geri çekerdi.
 
* Fark ettim de insan sevdiğinden ayrı kalınca en sevdiği şeyi yerken bile tıkanıyor. Hele bir de ayrılığın adresi ölümse en mutlu olmaya alıştığı yerde ağlamak istiyor; çünkü oradaki mutluluğu paylaşmışlığın anısı özlem olur yağar üstümüze de, araya birkaç damla umut serpişip serinletemez ruhumuzu. Umut ölümden sonrasına kalır ki onun da zerresi düşmez gerçek dünyaya...
 
*Bazısı vardır ki "yırtıcı başarının" yok edici, tüketim böbürtüsü bencil değerlerine tutunmadığı için "tutunamayan" görünür; bence onlardan çıkar hayatın aslına tutunabilenler; ve hayattır belki de onlara tutunarak güzelleşen; çirkinin saf sevgiye tutunup sadelik içindeki aşkı kendine bağlayarak güzelleşmesi gibi...
 
*Hiçlikteki öz kendimizdir… Dünya ve ahret bilgimizin doğruladığı kimlik biçimi olmaktan sıyrıldığımız noktada başlayan hiçliğin özü saf kendimizdir. Buradaki hiçlik “hiçbir şey” olan değildir; her şey olabilen biçimsizliğin (sonsuz değişimin) devinimidir. Hiçliğin özü, değişimin varlıktan yokluğa ve yokluktan varlığa geçişen biçimsizliğin bilgisidir; bu yüzden “zamanın ruhu” dedikleri şeyin, hiçlikteki özden çıkarak sayısız kere biçimlenip de gene hiçliğe katışan varoluşun öz bilgisinden başka bir şey olmadığını düşünürüm…
 
*Aşk görüntü beğenisinden daha içsel bir duyumdur. Gerçek aşklar yaşlandıkça çirkinleşen görüntüye pabuç bırakmazlar. Aşk görmeye ihtiyaç duymaz; bu yüzden gözü kördür. "aşkın gözü kördür" sözünü âşığın bize göre çirkin olanı tercih edişine özür saymak kendi özürlü ruhumuzun yansımasıdır. 
 
* Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenince diğerleri de yanlış gider. C.BRUNO 
Bazısı hatasını düzeltip baştan başlamayı döneklik saydığından, ya da özgüvenine yediremediğinden, ilk düğmeyi çözüp düzelteceğine, diğerlerini söküp kendi doğrusuna uygun dikmeye uğraşır. Doğrultabilse bari; gömleğin yakası ve eteği eğreti durmaya devam ederken bazısı hâlâ kendi hatasını inkârda kalıp terziyi suçlar.
 
* Arkadaş soruyor "twitter sohbette: "aldatıldım, ayrıldım; fakat o vazgeçmiyor, yalvarıyor bin pişman; barışsam mı acaba!?"
 
Cevap verdim acemi aşk acısına: "Barışmak için iyi bir nedenin olacaktır: Bir kez o seni aldatmış; şimdi yalvarmasına dayanamayıp dönersen bir de sen kendini aldatmış olacağından ödeşmiş olursunuz..."
 
*Bilgili bir aptal, bilgisiz bir aptaldan daha aptaldır. MOLIERE
 
Tabi ya! Hem de daha tehlikelidir. Bilgisiz aptal bilgili aptalı akıllı sanıp başına devlet yapabilir. Gene de bilgisiz akıllı bence en tehlikeli aptaldır; çünkü bilgili ve bilgisiz aptallar bir olup onu akıl başına devlet yapabilirler.
 
* “Bir kadını sevmekle başlar her şey, fakat bir kadını tanımakla varılır hayatın sırrına.” Can Dündar… Bir kadın yetiyorsa hayatın sırrına ermeye, ömrüm feda olsun o kadını tanımaya. Oysa her kadın bir başka hayat açar bana... Muharrem Soyek
 
*Kendisini eleştiriye kapatan insan, başkasının kusurlarını gözü kapalı hoş görmelidir. Eleştiriye kapalı insan adil vicdan gereği başkasının kusurlarını görmezden gelmelidir. Muharrem Soyek
***
* Aşk yalnız kalma korkusunun örtüsü değildir elbette; fakat her aşkın korkulu hâlleri tek başına var olamayacağı gerçeğindendir.
 
* Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın.
"Peki o ne yaptı?" deme.
Herkes kendinden sorumludur aşkta.
Nazım Hikmet
 
Herkes önce kendinden sorumludur aşkta; hemen sonra, hatta hemen hemen aynı anda sevdiğini mutlu etmekten, sevdiğinin arzularından sorumludur aşkta.
 
* Bence sanatın toplumsal fayda kaygısı taşıması gereksiz bir beklentidir. Ancak, sanat toplumsal örgünün insani bağlarını örseleyici bir sorumsuzluktan da kaçınmalı. İnsan yapımı sanat doğanın sanatsal oluşumlarıyla kıyaslanmaz. Her şeyden önce doğa varoluşundaki gerçekliğin gereği olarak biçimlenir. Hiçbir doğal oluşum ifadesinin amacı sanat yapmak değildir. Sadece insan sanatsal üretimle kendisini ifade etmeyi amaçlar ve bu ifadenin toplumsal fayda taşıyıp taşımadığı bence o kadar önemli değildir. Sanatta esas olan insani yükselimi teşvik edici olabilen bir estetik varoluştur. Bundan dolayıdır ki sanatın toplumu uyarıcı ve insanı yücelten yolu gösterici görevinden değil de özelliğinden söz edilmeli derim.
 
Muharrem Soyek
 
Toplam blog
: 363
: 1765
Kayıt tarihi
: 04.08.08
 
 

Parasız yatılı Darüşşafaka Özel Lisesi'nde iki yılı hazırlık sınıfı olmak üzere yedi buçuk yıl ok..