- Kategori
- Edebiyat
Düşünsel türler / Söyleşi

ŞİİR, ÖYKÜ ŞENLİĞİ, TRABZON LİSESİ, ÖĞRENCİLER, 2 HAZİRAN 1992
DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ BİLDİRİSİ
Bugün 27 Mart 1978, Dünya Tiyatro Günü. Bu kez önünüzde konuşmak görevi ve onuru bana verildi. Tiyatroya hizmet yolunda çok yaşamış bir emekçi olarak izninizle söz alıyorum.
Derler ki tiyatro üçüz doğmuş bir sanat koludur. Yazar, oyuncu ve seyirci. Bunlar birbirinden ayrılırsa ortada tiyatro kalmaz. Oysa ben diyorum ki, günün en önemli sorunlarını kâğıda aktaran yazar da, onları sahnede dile getiren sanatçı da sizin aranızdan çıkmıştır. Onun için biz bir bütünüz. Teker teker düşüncelerimiz ayrı olabilir, ama dertlerimiz birdir.
Bugün Tiyatro Günü’dür, şu dakikada yüzlerce sahnede her ulusun kendi dramı oynanıyor. İzninizle biz de yurdumuzda oynanan oyuna bir göz atalım.Ben perdeyi açıyorum.
Sahne, Türkiye haritası yüzeyine yayılmış yaslı ana babalar, bir ağızdan yitirdikleri gencecik yavrularının tabut kervanına ağıt yakmaktalar. Perdeyi hemen bu acıklı görünüme kapatıyor ve sizlere soruyorum:
Gençler gençleri neden öldürüyorlar? Kardeş kardeşi neden öldürüyor? Gençler kendilerini neden öldürtüyorlar? İşte size şimdiye dek sahneye getirilmiş en acı konu. Ulus olarak bugün bizim en önemli sorunumuz bu. Bunun çözümünü düşünmek siz sayın seyircilerimize düşüyor. Siz ve bizler ki öldürenle kurbanını aramızda yetiştirdik, vuranla vurulanı bağrımızda besledik. İkisinden biri ya kardeşimiz, ya akrabamız, ya komşumuz, ya tanışımızın arkadaşı!
Şimdi bu sahneden soruyorum sizlere:
Kardeşi kardeşe kim kırdırıyor?
Hangi katı yürekli, hangi cana kıyıcı, hangi bencil, çıkarcı perde arkasından bu suçsuz yavruları, sinsi sinsi kukla gibi kullanıyor? Neden? Bunun yanıtını vermek için derin derin düşünmenizi bekliyoruz.
Büyük kurtarıcı Atatürk, yurtta, dünyada barış, diye temel bir ilke atmıştı. Nerede yurttaki barış? Bu temeli yıkanların art niyetlerini düşünüp bulmak siz sayın seyircilere düşüyor. Çünkü tiyatro, sahnede sorunları yalnız sergilemekle yetinir. Bu sorunları düşünerek çözmek seyircinin sağduyusuna bırakılmıştır. Sahnenin başlıca çabası seyircileri sağlam düşünmeye zorlamaktır. Sorun bu: Neden öldürüyorlar? Niçin ölüyorlar?
Tatlı saatler geçirmeye geldiğiniz tiyatroda acı gerçeklerle sizleri tedirgin ettik, bağışlanmak diler, saygılar sunarım.
(Muhsin ERTUĞRUL, Milliyet Sanat Dergisi, 27 Mart 1978)
AÇIKLAMALAR
Söyleşi yazın türü konuyu konuşma havası içinde içtenlikle ele alır. Söyleşi örnek metninde yazar, “tiyatronun işlevini” irdelerken yurdumuzda yaşanan acı olayları içtenlikle okurla paylaşıyor. Onları birlikte düşünmeye çağırıyor. Olayların önündekilere acıyla bakarken, arkasındakilerin kim olduğunu okura soruyor. Yazar karşılıklı söyleşiyi kurduğu soru tümceleriyle sürdürüyor. Kurulan tümceler doğrudan anlatımlı, tümcelerde yer alan sözcükler gerçek anlamda.
Köşe yazısı gibi söyleşi de düşünsel niteliklidir. Söyleşi de yakınma, acıma duyguları okurla paylaşırken kanıtlama gereği duyulmamış. Yazar, yazısında kendince gerekli saptamaları yaparak içtenliğiyle sergiliyor.