- Kategori
- Sağlıklı Yaşam
Duygusal zekâyı gelistirmek

Çocuğunuzun büyüdügüde bir şirkette yönetici, veya topluma faydali bir yetişkin olmasını istiyorsanız, duygusal ve sosyal iletişim becerisini geliştirin. Son yıllarda ortaya atılan duygusal zekâ kavramı, insan ilişkilerinden, iş ve aile yaşantısına kadar hayatın her alanında başarının kapılarını açma özelliğiyle önem kazandı.
Duygusal zekâyı gelistirmek için kişinin duygusal ve sosyal yönde iletişim becerisini, kendi duygularını tanıması, sorunlarla başa çıkmayı öğrenmesi, karşı tarafın duygularını anlayabilmesi, problem çözme yeteneğine, yardımseverlik gibi iyi meziyetlere sahip olması, doğru ve sağlıklı ilişkileri kurabilmesi gerekiyor.
Zekâ doğuştan varolan kavramdir, fakat Duygusal zekâ ise gelişebilen bir yetenektir. Duygusal zekâsı yüksek kişi, iş yaşamında ve özel hayatında başarıya ulaşır. Ailesiyle mutlu olur. Konuşmayı, kime nerede ne söyleyeceğini iyi bilir. Sosyal ilişkileri çok iyibilir. Problem çözmede becerikli olur. Kişiliklerin oluşmaya başlamasından itibaren duygusal zekâ oluşumu başlar. Büyüklerle konuşarak iletişim kurulduğu, duygu ve davranışların paylaşılmaya başlandığı andan itibaren çocukta duygusal zekâ gelişmeye başlar. Duygusal zekâsi gelişmiş bireyler, yanindakilerin duygu ve düşüncelerini anlayabilen, onlara nasıl yaklaşması gerektigini bilen kişiler olduklarından, hangi işlerde olursa olsun iyi bir lider olurlar. Her işte veya işyerinde yönetici olurlar, şirketlerin yönetim kurulunda iyi bir mevkiye sahip olurlar.
Bunlari yapabilecek çocuklar yetiştirmek için, onların dünyalarına girmek ve onlarla oyun oynamak çok önemlidir. Çocuklarla oyun oynayarak doğru iletişimi kurabilirsiniz, çocuklar oyunda kendilerini yaşarlar ve ifade ederler. Anne baba çocuga nasıl davranıyorsa o da arkadaşlarına o şekilde davranacak. Ev içinde şiddet öğrenen çocuklar sorunlarını şiddetle çözmek isteyecekler. Anne isteklerini bağırarak iletiyorsa, o da arkadaşlarına bunu aynen yansıtacak. O zaman duygusal zekânın gelişmesi bu şekilde olacak. Anne babanın ilgisizliği, çevre şartlarının uygun olmayışı, çocuğun geçirdiği bazı hastalıklar, iyi eğitim alamaması gibi faktörlerle yeterince gelişmez. Eleştirme, yargılama ve şiddetin uygulandiği bir ortamda çocuğun duygusal zekâsı gelişmez.
Çocuğunuz yanlış yaptığında ceza yerine isteklerinden mahrum etme yöntemi daha uygun olur. Doğru davrandığında ödül vermek, onunla oyun oynamak, sinemaya gitmek gibi. Bir problemle karşı karşıya kaldığında problemi nasıl çözeceğini öğretmek, sorumluluk vermek, kendi kararlarını vermesi için yüreklendirmek, onunla ilgili kararlarda fikrini almak, işbirliği ve dürüstlüğün önemini vurgulamak, bol bol sohbet etmek gibi davranişlar çocuga güven verecektir. Bunlar yapılmazsa sosyal yönü ve kendine güveni gelişmez. Kendine yetebilen bir birey yerine çekingen, pasif bir birey olur. Sorunlarını çözmek için şiddete başvurur, problemleriyle baş edemez. Bir de cocuklar 3 yaşından itibaren anaokuluna gönderilmeli. Aile dışındaki ilk sosyal ve kurallı ortam anaokulu olduğundan hem okula hem de sosyal yaşama hazırlanmalıdırlar, böylece çocuklar paylaşımı öğrenirler.
Ebebeynler birbirlerini sevdiklerini her fırsatta göstermeli, bunu çocuğun yanında göstermeliler. Birbirlerini öpmelerini, sarılmalarını çocuğun görmesinden kaçınmamalılar. Çünkü çocuğun ilerki yaşamında kurduğu aile, genelde kendi ailesinde gördüğünün aynısı olacaktir.
Saygılsrımla,
Mustafa Uçman