- Kategori
- Sinema
Dvd: Aşk Sarhoşu

Aşk Sarhoşu İlaç endüstrisinin entrika dolu arka dünyasına bağlantılı olarak tutkulu bir aşk ilişkisini anlatıyor.
Jamie ünlü Pfizer firmasında mümessil olarak çalışırken genç yaşta Parkinson hastalığına yakalanmış Maggie ile tanışıyor. Yakışıklı ve girişken bir genç olan Jamie ile ürkek davranışlı Maggie arasındaki ilişki, seks odaklı başlayıp zamanla tutkulu bir aşka dönüşüyor. Maggie, özgür ruhlu bir genç kadındır.
Kolay kolay kimseye bağlanmayan bu kadının, karşı konulmaz bir cazibeye sahip olan Jamie ile karşılaştığında ona aşık olacağını kimse tahmin etmemiştir en başlarda.
Jamie ise, tıbbi ilaç pazarlaması yapan ve bunu yaparken de kadınlar üzerindeki çekim gücünü kullanmaktan çekinmeyen biridir. Ancak ikisinin ilişkisi ilerledikçe ikisi de gerçek bir ilaçla karşılaşır:
Aşk...
Her iki sevgiliyi canlandıran Jack Gyllenhall ve Anne Hathaway aralarındaki uyumlu kimyayı, çok estetik buldugum sevişme sahneleri ile tamamlıyor .
Çıplaklık samimi ve estetik havasını bir yere kadar sürdürüyor fakat bir yerden sonra kendini tekrarlıyor ...
Yatak sahneleri çok estetik olsada gereğinden fazla tekrarlanmış gibi...
Gerçek bir yaşam tecrübesinden yola çıkılarak, Jamie Reidy tarafından kaleme alınmış olan ‘Hard Sell:The Evolution of a Viagra Salesman’ romanından perdeye uyarlanmış olan ‘Aşk Sarhoşu’ Viagra’nın yükselme devri olan 1995’li yıllarda geçiyor.
Erkeklerin seks yaşamını hareketlendiren ve uzatan Viagra’nın piyasaya girmesi muhteşem bir buluş olarak kutlanıyor, kısa sürede ilaç satış rekorlarını kırıyor..
Diğer çarpıcı nokta ise doktorların firmaların pazarlama stratejilerine, çeşitli promosyonlar ile nasıl alet olduklarını ve ilaçları kayırdıkları...
Bu arada ilaç mümessillerinin de iş hayatındaki zorlukları diğer bir konu.
Poliklinik kapılarında sadece beş dakikalık konuşma için sabırla saatlerce bekleyip sevimli, kibar ve akıllı olmak zorundalar.
Firmaların mümessillerini ilaç eğitimi için bir araya topladığı seminerler ise tam bir şov gösterisi şeklinde geçiyor.
Jamie (Jack Gyllenhall) tüm bu zorlukların üstesinden gelebilecek yaradılışta bir mümessil. Atak, çapkın, seksi, pratik bir genç.
Dahiliye Uzmanı Dr. Knight’a (Hank Azaria) yaptığı bir ziyaret sırasında Parkinson hastalığına genç yaşta yakalanmış olan Maggie (Anne Hathaway) ile tanışır. Kısa sürede ateşli bir seks ilişkisine dönen tanışıklıkta, tutku zamanla yerini sevgiye bırakmaya başlar. Maggie’nin hastalığının nüks etmesi ve ilerlemesi ile ilişki zor bir dönemece girer.
Maggie ve Jamie arasındaki ilişkinin ciddileşmesi ve hastalığın ön plana çıkmasıyla durgun ve dramatik bir hava hakim oluyor.
Maggie’nin hastalığının sorunları ile bir erkeğe yük olmak istememesinden kaynaklı Jamie ye başlarda beraber olma sansı vermiyor herkesten cok istiyor belki ama güvenemiyor böyle bir sorumluluğu taşımasınıda dogru bulmuyor.
Filmde beni etkileyen en etkili sahne; Tesadüfen tanıştığı biri tarafından Parkinson hastaları tarafından gerceklesen bir seminere davet edilen Maggie, bu seminere Jamie de çağırıyor .
Jamie geldiği seminerin dinlenme salonunda Parkinson hastası olan bir hastanın eşi ile kısa bir diyalog yasıyor. O adam Jamie ye sevgilisinin kaçıncı dereceden hasta oldugunu soruyor önce.
Hastalığının 1. derece oldugunu öğrenen adam, hastalığı 4. derecede olan eşini cok sevdiğini ama yol yakınken bir not bırakıp kendine saglıklı bir kadın bulmasını öneriyor ve ekliyor
‘Eşime cok aşığım ama yeni bir şansım daha olsa çeker giderdim ‘...
Jamie o an vazgecme ve kalma noktasında düşüncelere dalıyor ama herşeye rağmen delicesine asık oldugu kadını işinde kariyerinin zirvesine gelmesine ve Chicagoya transferine, rağmen herşeyden vazgecip 1. Derecede parkinson hastası olan ve gun gectikce hastalıgı ilerleyecek olan Maggie yi seciyor. Ve hastalıgın tedavisini bulabilmek içinde gerekli araştırmaları yapmaktanda vazgecmiyor.
Ve kazanan tek ilaç AŞK oluyor.
Sinemaya geldiğinde izleyememiştim.
Geç oldu belki ama DVD sini izlemem, sanki biraz yerinde oldu ...
Ali Taran’a değil ama size sormak istiyorum.
Siz Jamie ‘nin yerinde olsaydınız ne yapardınız?