Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ağustos '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
482
 

E-günlüğe göre "çağdaş uygarlık" saçma:)

Vali'ye göre çağdaş uygarlık saçma...
Ordu'da camilerdeki pisuarların kaldırılması için talimat veren Vali Ali Kaban, bu kez de çağdaş uygarlığı 'saçma' şeklinde niteledi ve çalışmalarda 'tekdirle uslanmayanın hakkı kötektir' mantığını benimsediklerini ifade etti. (ntvmsnbc)

İşte ideal Vali... İşte gerçek Vali... Arayıp da bulamadığımız Vali portresi... Vali dediğin böyle olur. Ben de Vali olsam böyle konuşur, böyle yapardım... Bütün vilayetlere bir tane lazım. Ben de, yarından tezi yok, iş yerinde ki pisuarı kaldırıyorum...

Merhaba e-günlüğüm; "Çağdaş uygarlık" dan ne anlıyorsun? Tabi ki sadece "pisuar" değil. Sayın Vali doğru bir karar vermiş. Halk sağlığını düşünüyor. Pisuarlar ve alafranga tuvaletler insanlarımızı "obez" yaptı. Hem pisuarların yan tarafları açık, özel bir tuvalet eğitimi alınmamışsa, adaba aykırı görüntüler sergilenebiliyor. En güzeli bizim tuvaletlerimiz. Hatta biraz daha geriye gidersek tuvalete bile gerek yok. Herkes heryere...

"Çağdaş" "Çağ ile birlikte gelişen, çağ'a ayak uyduran canlı" anlamına gelmiyor. "İnsan" a yönelik bir kavram. "yoldaş", "sırdaş" "gardaş" (bunu anlamadım ve örnekleyemedim) gibi kavramların açılımı da benzerlik taşıyor ama bir çok canlı'yı içine alabiliyor. Yani bir köpek ile sırdaş, yoldaş olabiliyorsunuz, bir ağaç ile sırdaş olabiliyorsunuz, fakat "çağdaş" olabilmek için karşınızda kimse olması gerekmiyor. Kendi başınıza kendi anlayışınızla, kendi mantığınızla çağdaş olabiliyorsunuz. Bu meretin okulu da yok... Bir söz vardır: "Bakış açın, hayatını ve hayatının anlamını belirler" diye. Bu söz üzerine Erol Evgin de "işte öyle bir şey "der...

Sayın Vali konuşmasının devamında "Mülki idare amirinin, gittiği yerin şartlarına uygun olarak, hayatın gerisinde kalmaması için (burada "hayatın gerisinde kalmamak" sözüne dikkat) elinden geleni yapması gerekir. Çağdaş uygarlık gibi saçma sapan kavramları söylemeyeceğim. Hayatın gerisinde kalmaması için maddi manevi, ekonomik, teknik, eğitim her şey dahil elinden geleni yapmış bir idaredir. Yüzyıllardır bu gelenek bir şekilde devam etmiştir ve sizler devam ettireceksiniz" demiş... Çok doğru!, Çok doğru! Alkışlıyorum. Cümlenin tamamını, ayrıca, cümle içinde ki paradoks ve çelişkiyi de alkışlıyorum... Çuval boş...

Değerli e-günlüğüm; diğer tarafta da başka bir haber: YARSAV Başkanı'na laiklik soruşturması... Adalet Bakanlığı, YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu hakkında soruşturma başlattı. Soruşturmanın gerekçeleri arasında Eminağaoğlu'nun 2008 yılında laiklik mitingine katılması da var. (ntvmsnbc) Cık cık cık. Ne kadar ayıp. Çağdaş uygarlığın saçma olduğu bir ülke de hiç Laiklik mitingine katılınır mı? Çok ayıp, çoook. Bak ben katılıyor muyum? Bence mitinge gitmeden ne yediğini, mitinge hangi yoldan ve hangi araçla gittiğini saptayıp, bunlardan da dava açılmalı... Saygılarımla...

Evet Sayın e-günlüğüm; gereken yapılacaktır, olayı araştırıyoruz. Tek korkumuz Atatürk'ün Nutuk'un da da böyle bir söz etmiş olması. Şimdi birisi çıkıp Atatürk "nutuk" da "çağdaş uygarlığa karşı olduğunu söylüyor" derse elimiz ayağımız tutulur...

Dün akşama gelelim. Dün akşam iş yerinin önünden el arabası çalındı. Kaşla göz arasında gitti. Demek çalan kişinin o'nun satış değeri kadar paraya ihtiyacı var mış... Güle güle harcasın. Akşam üzeri bir anda ortalık polis arabası doldu. Asayiş, Olay yeri inceleme, hepsi buradaydı. Sonra öğrendik ki karşıı binanın en üst katı gündüz gözü, kulağı ile soyulmuş... Her halde hırsızlar giderken benim el arabasını fantazi olsun diye götürdüler... Bu hırsızlarda garipleşti. Eskiden sabaha karşı ve alt katlar soyulurdu. Şimdi gündüz vakti, üst katlar soyuluyor... Dünya'nın çivisi çıkmış. Çakmak lazım.

Eve gittikten sonra, değişiklik olsun diye eve gider gitmez köpeklerimin tenceresini alıp bir sonra ki günler için yemeklerini yaptım. Değme aşçıya taş çıkartıyorum yemek hazırlarken. Sonra tencereyi ocağa koyup, Boss'un yemeğini verdim ve rakımı alıp bahçeye çıkacaktım ki; ev de ablamın getirdiği özel bir marka şarap olduğu aklıma geldi. Rakı yerine şarap şişesini alıp bahçeye çıktım. (ne değişiklik ama)

Boss yemeğini yedikten sonra yerinden fırladığı gibi yan bahçenin çitlerine doğru havlayarak koşmaya başladı. Meğerse yan bahçede iki adet hatun ve bir çov çov var mış. Neme lazım "taciz" falan sayılır diye hatunlara sadece "iyi akşamlar" deyip Boss'u çağırdım ve yerime geçtim. Yok arkadaş, olmuyor böyle, eğitin köpeklerinizi... Çov çov tellerin arkasından Boss'u taciz ediyor. "bakınız hanımefendi, köpeğiniz, köpeğimi taciz ediyor ayıptır, bir daha yaparsa polis çağıracağım" demek isterdim, ama diyemedim. Sonra Boss'u sert bir ses tonu ile yine yanıma alıp "sana erkek mi yok güzelim sakin dur bakayım" diye fısıldadım. Neyse hatunlar ve köpek bir süre sonra gitti. Huzura kavuşmuştum. Sukunet güzel şey...

Sabah Linda ile işe gelip gün'e başladık, her gün olduğu gibi. Servislerime gidip geldiğimde zaten öğlen olmuştu.

Bu gün siparişim yoktu ama merkezden aradılar. "Kamyon da yüz adet su kalmış size gönderelim mi" dediler. Ben de "yarın sipariş verecektim ve yüz elli isteyecektim, bu gün param yok" dedim. Anlaşma sağlandı ve su'lar benim iş yerine geldi. Geri kalanı yarın gelecek ve ödeme yarın yapılacak. Öğlen yemeğin üzerine kamyon boşalttık ve yediklerim "ter" olarak yerlere döküldü. İyi ki yemekten sonra tatlı yiyorum, o tutuyor beni... Bir de kamyon ile ücretsiz olarak, on koli "buzlu çay" denen İngiliz'lerin abuk içeceğinin Türk versiyonunu göndermişler. Aboneler bu hafta promosyon olarak, "soğuk çay" dağıtacağım...

Herkes Akçakoca'da. Annem, ablam, oğlum, herkes Valide'nin yanına gitti ve bir taraftan tatil yapıyor. Ben hariç, bütün insanların tatile ihtiyacı vardır... Ben her akşam tatil yapıyorum. Toplayınca sene de yaklaşık altı ay tatil yapmış oluyorum...

Gidelim e-günlüğüm. Akşam yemeğimi yine huzur içersinde yedim, peşinden tatlımı da yedim ve şimdi seni yolladıktan sonra iş yerinde ki pisuarı yerinden söküp, kaldıracağım. Yarın yine bir şeyler yazar eğleniriz... Hoşçakal. (düşündüm de tuvaleti komple kaldırayım. Yan tarafımız bahçe, işimizi orada halleder, "çağdaşlık" saçmalığına son veririz... Oh beee)

Biliyor musun: Alabama, Jasper kentinde, yasalar gereği, bir erkeğin, eşini, baş parmağından daha kalın bir sopa ile dövmesi yasak mış... (hmmm güzel yasa)
Çirkin söz: ''Çağdaş uygarlık gibi saçma sapan kavramları söylemeyeceğim." Ordu Valisinin konuşmasından...
Güzel söz: "Akıllı konuşur, çünkü o'nun söylemek istedikleri vardır. Aptal konuşur, zira kendisinin bir şeyler söylemek mecburiyetinde olduğunu sanır... Plato

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 512
Toplam yorum
: 333
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 549
Kayıt tarihi
: 06.02.08
 
 

Bir varmış, bir yokmuş... Sağlık, huzur, mutluluk. Başka hiç bir şeye önem vermem bu hayatta. Bu yüz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster