E-günlüğe her gün bayram / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Kasım '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

E-günlüğe her gün bayram

Son bir hafta da o kadar çok kişi ile sohbet ettim ki anlatamam e-günlüğüm. Ülkemizin ne durumda olduğunu anlamak için haberleri falan takip etmeye hiç gerek yok. Bol bol değişik kesimlerden insanlarla konuşmak yetiyor. Derin devlet, gelgenekon örgütü ve işleyişi hakkında bile bilgi ediniyorsun, tavsiye ederim...

Merhaba e-günlüğüm; Mahalle ve civarında ki bütün atık toplayıcılarla tanıştım. Çoğu ile ahbap oldum, yolda selamlaşıyoruz. Artık çöp toplayan arkadaşlarımda var.

Martı kardeş ergenlik çağına girdi. Kanatlarını bir çırpıyor evin havası değişiyor. Yazın iyi havalandırma görevi yapar. Her akşam uçma talimleri yaptırıyorum. İyice uçar gibi yapıyor, sonra yere çakılıyor. Ama, sanırım bir kaç güne kadar uçacak. Bu gün öğlenden sonra kızım geldi ve eve gitti. Peşinden koşarak gelip "martı kutudan çıkıp evin her yerine mıçmış" diye heyecanlı heyecanlı haber getirdi. Ben gayet sakin, "ne güzel işte hep beraber milli piyango bileti alalım, bu büyük ikramiyenin bize çıkacağının habercisi olabilir" dedim. Sonra oğlum geldi ve "baba şu martıyı uçuracaksan uçur artık, bunlar yakışık almıyor, güzel hareketler değil, benim odaya girmiş ve bütün giyeceklerimin içine etmiş" diye beni azarladı.

Az kaldı herkes sabretsin yakında uçacak ve gidecek. O zaman da ev de bir eksiklik hissedeceksiniz... Çabuk uçsun diye o'nu balıklarla besliyor, her gün talim yaptırıyorum, daha ne yapayım? Anası bile bu kadar ilgilenemez... Kurban bayramı vesilesi ile o'nu kesip yese miydik acaba?

Obama hindiyi bağışladı. (ntvmsnbc.com)
1947 yılından bu yana Şükran Günü öncesi ABD Başkanı'na sunulan hindi, bu kez Obama'nın karşısına çıktı. Obama, baba Bush döneminden beri devam eden geleneği bozmadı ve 'Courage' isimli hindinin hayatını bağışladı.
Zavallı insan. Soruyorum: Hindi seni bağışladı mı? O'nunla birlikte bu güne kadar öldürdüğünüz insanları bağışlasaydınız da mutlu bir dünya'da yaşasaydık...

Dün gece ev yine kalabalıktı. Bu gençler ne çok seviyorlar bizi. Her akşam bizdeler. Dün gece hepsinden nüfus sureti ve ikamtgah senedi istedim. "Artık sizi nüfusuma geçireceğim ve çalışıp eve destek olacaksınız" dedim. "oleeeey" diye bağırıştılar. Meğer dünden razılar mış...

Gençleri içeride bırakıp, Boss'un yemeğini verdim. O yemeğini yerken, martı kardeşi çıkardım ve havaya fırlattım. Bu sefer uzun uçtu ama yine yere inişleri tam beceremiyor. Bir kaç sefer havalandırdım. Tek öğrenmesi gereken yerden havalanmak ve yine yere düzgün bir şekilde inmek. Bu hafta sanırım uçacak ve gökyüzünde yerini alacak. Ailesi de çok özlemiştir zaten.
Martı kardeşi, evini temizleyip içeri aldıktan sonra, Boss ve kendimle ilgilendim. Bu aralar akşamları hava güzel gidiyor. Rahat rahat bahçede oturup masamı kuruyor, rakımı içiyorum. Saatler ilerlediğinde bütün gençler dağıldı. Hepsi evlerine gitti. Oğlum annesine, kızım babasına gitti. Ev aniden sessizleşti ve yattım.

Sabah her zamanki gibi Linda ile işe geldik ve erkenden siparişler başladı. Yarın kapalı olduğumuz için bazı abonelerimiz yedek damacana alıyor.

Öğlen yemeğimi yemeden kamyon geldi ve onu boşalttık. Öğle yemeğimi oldukça geç yedim. Gdo'suz ıspanak, yoğurt, tahin pekmez ve ceviz var dı yemekte. Hepsini sırası ile götürdüm. (gezmeye)

Öğlenden sonra siparişler hız kesti ve Japonya'dan gelen yeşil çayımı içme fırsatı buldum.
İyi ki et yeme alışkanlığım yok. (çok seyrek yerim) Bir dana beş bin tl imiş. Fiyatlarda ki artış sebebi yem fiyatları imiş. (o yemlerin hepsi gdo'lu) Obama olsa en azından bir dana'nın hayatını bağışlardı. Ben bir martıyı haftalardır yaşatmaya çalışırken, gitti yüz binlerce koyun, keçi, dana...

Hem, benim gibi her gün, hiç bir canlı kesmeden bayram yapmak varken neden sene de bir iki kez bayram yaparlar anlamam. Çağın getirdikleri sayesinde ailelerin dostların görüşüp, dargınların barışmasını amaçlayan bayramlar, kurban kesme yarışına dönüştü... Neyse bana nasılsa her gün bayram.

Akşam yemeğini yedikten sonra seni yollayamadım e-günlüğüm çünkü yine telefonlar çalmaya başladı ve koşuşturduk.

Artık gidebilirsin seni kesmiyorum, azad ediyorum. Hayatını bağışlıyorum. Bu kıyağımı unutma. Yarın yokum, sonra yine yazışırız merak etme. Hoşçakal.

Gönderilme tarihi: 26/11/2009
Saati: 17:40

Biliyor musun: Koyun'un; erkeğine koç, dişisine marye, yavrusuna kuzu, bir yaşındakine toklu, iki yaşındakine şişek, üç yaşındakine ise ögeç denir miş...
Çirkin söz: ''Düşünen bir kadın, boyanan bir erkek kadar iğrençtir..." Lessing
Güzel söz: "Sürekli olarak kendini yönetebilmek, insanın sahip olabileceği en değerli yeteneklerden birisidir..." Bertrant Russel

 
Toplam blog
: 512
: 549
Kayıt tarihi
: 06.02.08
 
 

Bir varmış, bir yokmuş... Sağlık, huzur, mutluluk. Başka hiç bir şeye önem vermem bu hayatta. Bu yüz..