​ E-günlüğün bayramını çaldılar... / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Eylül '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

E-günlüğün bayramını çaldılar...

Bir hafta önceden hazırlıklar başlar dı. Evlerin içi en ücra köşelerine kadar temizlenirdi.

Hallaçcılar geçerdi kapıdan, yorganlar, divanlar verilirdi, içinin pamuklarını havalandırırdı Hallaçcı.

Annelerimiz mahallede ki komşularla birleşip yufkalar açar, cevizler, fındıklar dövülürdü.

Kazanlar kaynar, el birliği ile ortaklaşa yemekler, tatlılar, tuzlular yapılır, havaya "bayram" kokusu yayılırdı.

Babalarımız bizi yanında götürüp, yeni ayakkabı ve yeni elbiseler alırdı. Bir çok bayram, yeni alınan ayakkabımı yastığımın altına koyup uyuduğumu bilirim.

İçine para konmuş mendiller hazırlanırdı tanıdık genç misafirler için. Börekler, şekerler, çukulatalar hazırlanırdı yoldan geçen çocuklar için ve onlar uğramasa bile çağrılıp bir parça ikram etmek için. (şimdi kapılardan kovuluyor.)

Hava da "bayram" kokardı buram buram.

Heyecanlanır, neşelenir, sevinir, kıpır kıpır olurduk yüreklerimizin çarpıntısı ile...

Arife günü son hazırlıklar tamamlanır, akşamdan temiz, yeni giyeceklerimiz çıkarılırdı.

Sabah erkenden kalkılır bütün erkekler bayram namazına yol edilirdi. (Babalar, oğullarını da alarak)

İlk bayram tebrikleri namazdan sonra gerçekleştirilirdi. Süper marketlerimiz, mega alışveriş merkezlerimiz yoktu, aileden biri gibi olan güleryüzlü, dürüst esnaflarımız vardı.

Bakkal amca, kasap amca, manav amca, ayakkabıcı Rasim amca, terzi Hasan amca, nalbant Musa amca...

Bayram namazının ardından hepsi iş yerlerini açar, bir şey satmak hırsı ile değil, herkesle bayramlaşmak için en güzel elbiseleri ile beklerlerdi...

Sokaklarda macuncular, şekerlemeciler, pamuk helvacılar, şerbetçiler dolaşırdı...

Havada ki bayram kokusu çiçeklere dolardı bir bir... Çiçekler bile bayram kokardı...

Annem ve ablam bizi bekler di kapıda ve babamın eli öpülürdü ilk iş olarak, bayram gününün ilk sabahında.

Ve büyüklerimiz ziyaret edilir di kısa oturmalarla bayramın ilk günü, hava kararıncaya dek...

Esnaflarla, çocuklarla, hatta mahallede ki dilencilerle, delilerle (o zaman her mahallenin delisi var dı şimdi çok var) bile bayramlaşılır, sohbet edilirdi...

Takip eden günler bütün insanların bir biri ile selamlaşması, dargınların barışması, barıştırılması, sohbetler renk katar dı güzelim bayramlarımıza.

Terör haberleri, cinayet haberleri gelmez di memleketimize, vilayetlerimize, ilçelerimize, köylerimize.

Halaylar çekilir, herkesin dilediği gibi katıldığı eğlenceler, şenlikler tertiplenir, çoştukca coşardık, mutluluk, sevgi, aşk dolardı yaşadığımız her saniyeye...

Hava "bayram" kokardı...

Gelen giden bitmez di son güne kadar. Çocuklar kapı kapı dolaşır, bir şeker bile aldıklarında mutlulukları yüzlerinden okunurdu.. Uğramadığımız kapılar hesap sorar dı bizim çocukluğumuzda...

İletişim kurardık sadece, dostluğumuzu göstermek için. Dostça yaklaşır, kaynaşırdık herkesle ve herkes de bize yanaşırdı dostça...

Ağaçlar bitkiler, kuşlar, hayvanlar bile farkına varırdı bayramların. İçlerine çekerlerdi kokusunu... Açmayan çiçek bile açardı bayramlarda....

Ne telefon, ne de televizyon var dı hayatımızda. Varsa yoksa dostluklar, arkadaşlıklar, yüz yüze görüşmeler, sohbetler, yardımlaşmalar, dayanışmalar, imeceler var dı hayatın gerçek ekranında...

ÇALDILAR GÜZELİM BAYRAMLARIMIZI, aldılar elimizden elma şekerlerimizi...

Şimdi Son teknoloji ürünlerimiz, ikiz kulelerimiz, süper marketlerimiz, alışveriş merkezlerimiz, ultra lüks sitelerimiz, son model arabalarımız, cep telefonlarımız, bilgisayarlarımız, otomatik, çamaşır ve bulaşık makinalarımız, son tenoloji ürünü cihazlarla donatılmış hastanelerimiz, kimyasal gübrelerimiz, yirmi günde büyüyen tavuklarımız, katillerimiz, soyguncularımız, tecavüzcülerimiz, tinercilerimiz var.

Ama bayramlarımız yok, annelerimiz, babalarımız, çocuklarımız, insanımız, insanlığımız yok...

Merhaba e-günlüğüm; Bu bayramlar eskiden bizim di, bizim, dostlarımızın, halkımızın ve çocuklarımızın bayramı idi. Şimdi kimin? Biz kutlayabiliyor muyuz? Onu da aldılar elimizden. Artık, oturduğu bina da bile bir birini hiç tanımayan, hiç karşılaşmamış insanlar varken bayram nasıl kutlanır ki? Televizyon karşısında veya tatile giderek mi? Yoksulu, aç'ı, fakiri, yaşlısı, yardıma muhtaç olanı yok mu bu ülke'nin?. Hepsini kurtardık mı? Birlikte sofra kurmak, hep birlikte yemek yemek çok mu pahalı geliyor bizlere. Yoksa, ziyafetten sonra çıkacak bulaşık mı korkutuyor bizi...

Artık bizim için değil ki bayramlar. Çocuklar için bile değil.
Onlar için bu bayramlar ve diğer özel günler. Para babalarının, tröstlerin, sömürücülerin, kan emicilerin, gözü açların, askerimizi, bebeğimizi, kadınımızı öldürenlerin bayramı bu bayramlar. "Para" nın ve kölelerinin, tapanların bayramı bu bayramlar... Değerlerimiz allak bullak oldu.

Yaşantılarımız, dostluklarımız, arkadaşlıklarımız, aile yapılarımız bir güç tarafından hallaç pamuğu gibi atıldı. Hiç bir özelliğimiz, hiç bir vasfımız kalmadı. Kalanları da yitirmek üzereyiz. Gözü açlar ve karnı açların karşı karşıya geldiği günler bu bayramlar....

Çaldılar bayramlarımızı, insani, temiz değerlerimizi çaldıkları gibi. Çaldılar geleceğimizi, çocuklarımızı.

Çaldılar topraklarımızı, arazilerimizi, evlerimizi, tüten sobalarımızı, kumaş mendillerimizi...

Annelerimizi, babalarımızı, ninelerimizi, dedelerimizi çaldılar.
Para olmadan yaşanmaz, hiç bir şey olmaz dediler, insanımızı satın aldılar....
Çaldılar içimizde ki iyi kalpli çocuğu, dürüst, yardımsever insan'ı, insanlığını....
Çaldılar bayramlarımızı, yetinmediler, yetinmeyecekler, çalacaklar her günümüzü, devam edecekler çalmaya, çırpmaya ve öldürmeye...

İyi bayramlar e-günlüğüm ve arkadaşları.............................................................................

Biliyor musun: Dünya'da 250 bin çocuk asker, 1 milyar'a yakın açlık sınırında yaşayan insan var mış...

Güzel söz: "Umutluyum, umudumu yitirmedim ve yitirmeyeceğim. Bir gün tüm insanlık için, her şeyin güzel olduğu günler gelecek, çocuklar, gençler, yaşlılar mutlu olacak..." BBY (Bu Blogların Yazarı)

 
Toplam blog
: 512
: 549
Kayıt tarihi
: 06.02.08
 
 

Bir varmış, bir yokmuş... Sağlık, huzur, mutluluk. Başka hiç bir şeye önem vermem bu hayatta. Bu yüz..