- Kategori
- Gündelik Yaşam
E-günlük "sev" sevi" "sevgi" "sevgili" şifrelerini çözmeye çalışıyor...
Bu gün blog yazarlarının bir çoğu, (hatta bir kaç gün önceden) yazılarında az da olsa günün anlam ve önemini vurgulayacaklardır. Ben mi? hayır hiç söz etmeyeceğim. İkinci bir emre kadar "sevgililer günü" nü yayından kaldırıyorum. Bu gün kelimenin içindeki şifreleri çözmeye çalışacağım. "sev", "sevgi" "sevi" "sevgili" aslında kelime üretmeye çalışsaydım "evli" "ev" "sel" gibi kelimelerde çıkıyor ama konumuz o değil.
Merhaba e-günlüğüm; Önce sevgi kelimesine yüklenen anlamı bilecek ve geliştireceksin, Sonra "sevgi" kelimesini üzerinde test edeceğin kişiyi bulacaksın ve ardından var gücünle seveceksin. İşte bütün olay burada başlıyor.
"Sevmek" Bu kavram tek başına hiç bir işe yaramıyor. Tıpkı bir tenis topunun duvara çarpıp geri gelmesi gibi, bumerang gibi, karşılıklı işleyen bir mekanizma olmalı... Yani, sevecek ve sevileceksin Tek başına sevmek veya sevilmek bir işe yaramaz. Bir taraf kıvırırsa her şey boşa çıkar...
Sevdiğin seni sevecek, sevildiğini bilerek sen de karşındakini seveceksin, ama dolu dolu seveceksin...
Bu kadarlada bitmiyor. Sevdin mi sorumluluk alacaksın, kabulleneceksin, bağışlayacaksın, hoş göreceksin, eğitecek, eğitileceksin, komplekslerinden arınacak, gururunu ayaklarının altında taşıyacaksın.
İyi gün, kötü gün, hastalık, sağlık ayırt etmeden yanında olacaksın.
Yüreğin sağlam olacak, damarları tıkanmayacak...
Bıçkın olacaksın, yerine göre sahiplenecek, yerine göre koruyacak, yerine göre yalnız bırakacaksın sevdiğini...
Yalandan, dolandan uzak, açık olacaksın, net olacaksın, "ne düşünür" diye düşünmeyeceksin, sen sen olacaksın, o'da o olacak...
Sorgusuz sualsiz güveneceksin, güvenileceksin.
Her gün kişiliğini tazeleyecek, bileyleyeceksin... Sevdin mi dünyada ki bütün olumlu kavramları içine katıp yoğuracaksın saatlerce, günlerce, aylarca, yıllarca.
Yorulmak yok, gardın düşmeyecek, ayakların titremeyecek.
Aradan yıllar geçse, elin eline değdimi tüylerin ürperecek, heyecanlanacaksın.
Sevgililer gününü beklemeyecek, gelsede kutlamayacaksın.
Bir bakış bile yetecek çoğu zaman. Omuz omuza verip hayatı, yaşamı ve bütün olumsuzluklarını taşıyacaksın sırtında...
Karşında ki kişinin mutluluğuna oynayacaksın oyunu... Karşında ki kişinin mutluluğu senin mutluluğun olacak. Çok sert acımasız örneklere hazır edeceksin kendini. Sevdiğin kişi senden başkası ile mutlu oluyorsa, hoşgörecek, cezalandırmayacaksın. Salıvereceksin daha da mutlu olması için.
İşte böyle bir şeydir "sevgi" kavramı. İçinde milyonlarca kavramı barındırır. Çok ağırdır...
Bu sebeptendir ki ben reşit olduğum çağlardan bu yana (aydınlanma çağım) sevmem, sevemem kimseyi. Sevdirmemde kendimi...
Kendimden endişem olmadı hiç bir zaman. Karşımdakini düşünür, "bu yükün, bu sorumluluğun altından kalkamaz ezilir" derim kendi kendime. "Bunca ağırlığı taşıyamaz, yıpranır, yıprandıkça yaşama küser, bana küser, bir çiçek gibi solar kendi dünyasında..." Diye düşünür dururum.
İşte bu yüzdendir benim sevgisizliğim, sevmeyişim, kendimi sevdirmeyişim...
Değerli e-günlüğüm; Uzun araştırmalarım sonucu, alışkanlıklarımızın, komplekslerimizin, beklenti ve menfaatlerimizin her zaman "sevgi" kavramının önüne geçtiğini gördüm. Bu yüzden sevmek için öngörülen anlamda sevgili bulmanın çok anlamlı olmadığını kavradım. Yani ağaçları, hayvanları, bir bütün olarak doğayı sevmenin hatta sanatı, işini, çocukları, sevmenin daha mantıklı olabileceğini keşfettim. Çünkü salt sevgi, endişesiz ve korkusuz sevgi o zaman açığa çıkıyor. "Karşılıksız sevgi" derlerde bir türlü bulamazlar ya. İşte o sevgi bu sevgi... Ayırdım duyguları bir birinden bir bir... Tane tane işledim her birini kendimce. Ta ki sevmek zorunda (zorunda kalınabiliyor muş) kalırsam birleştirip harmanlayacağım zamana dek...
Değerli e-günlüğüm; Dün gece UGGG yapmadık. Köpeklerimi çıkardım, bahçe de içkimi içtim ve Oğlum geldi. baş başa muhabbet ettik. Sonu gelmeyen ve gelmeyecek olan kadınlar, ilişkiler konusu sarmış merakını. Bilgi alışverişi yaptık. Diğer gençler, malum gün için hazırlıklarına dün geceden başlamışlardı. Benim için hiç bir şey ifade etmeyen gün, onlar için çok şey ifade ediyordu. Bu da normal zaten. Bir hediye arayışı, bir randevulaşma, gidecek yer planları sarmış etrafı. Telefonlar durmuyor, operatörler darphane gibi para basıyordu. Herkese hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.
Bu gün 14 şubat Sevgililer günü. Kapitalizmin bir tezgahı da olsa önemseyenlerin sevgililer gününü kutlamak gerek... Bakalım bana ne getirdi ne götürdü? Bir farklılık var mı? Sabah hiç bir farklılık olmadı. Yine her zaman ki gibi Linda ile iş yerine geldik ve bir süre sonra servislerle beraber mesai başladı. Hafif yağmurlu ve serin bir gün.
Öğle yemeğimi yedikten sonra Valide'yi ziyaret edip (yoğurt tatlısı ve yaprak sarma götürdüm) servislerime devam ettim. Trafik yoğun, caddeler insan dolu. Özellikle hanımların bu günü önemsediği belli. Alışveriş yapan pek erkeğe rastlamak olası değil. (onlar gizlice yapıyor.) Çiçekçiler, hediyelik eşya satanlar, taksiler, kuaförler için güzel bir gün.
Adı olmayıp da çok güzel geçirdiğim günler oldu. Sevgilim olup sevgilisiz olduğum, sevgilim olmayıp, sevgili gibi insanların çevremde olduğu günler de gördüm.
Sevgililer gününde de akşam oldu. İş açısından sakin geçti denebilir. Günün yemeğinden oluşan akşam yemeğimizi aksatmadan yedik. Pazartesi gelişmelerle yine karşında olacağım e-günlüğüm. Şimdilik hoşçakal...
Biliyor musun: Maryland'de bir aslanı sinemaya götürmek yasak mış... (yani orada kimse, beni sinemaya götüremez:))
Çirkin söz: "Bazen kendimi vampir gibi hissediyorum." Ted Bundy (seri katil)
Güzel söz1: "Evlilikte başarı yalnız aranan kişiyi bulmakta değil, aynı zamanda aranan kişi olmaktır..." Foster Wood
Güzel söz 2: "Bir erkek kadınınızı elinizden aldığı zaman kadınınızı ona bırakmaktan daha büyük bir intikam yoktur..." Sacha Guitry
Merhaba e-günlüğüm; Önce sevgi kelimesine yüklenen anlamı bilecek ve geliştireceksin, Sonra "sevgi" kelimesini üzerinde test edeceğin kişiyi bulacaksın ve ardından var gücünle seveceksin. İşte bütün olay burada başlıyor.
"Sevmek" Bu kavram tek başına hiç bir işe yaramıyor. Tıpkı bir tenis topunun duvara çarpıp geri gelmesi gibi, bumerang gibi, karşılıklı işleyen bir mekanizma olmalı... Yani, sevecek ve sevileceksin Tek başına sevmek veya sevilmek bir işe yaramaz. Bir taraf kıvırırsa her şey boşa çıkar...
Sevdiğin seni sevecek, sevildiğini bilerek sen de karşındakini seveceksin, ama dolu dolu seveceksin...
Bu kadarlada bitmiyor. Sevdin mi sorumluluk alacaksın, kabulleneceksin, bağışlayacaksın, hoş göreceksin, eğitecek, eğitileceksin, komplekslerinden arınacak, gururunu ayaklarının altında taşıyacaksın.
İyi gün, kötü gün, hastalık, sağlık ayırt etmeden yanında olacaksın.
Yüreğin sağlam olacak, damarları tıkanmayacak...
Bıçkın olacaksın, yerine göre sahiplenecek, yerine göre koruyacak, yerine göre yalnız bırakacaksın sevdiğini...
Yalandan, dolandan uzak, açık olacaksın, net olacaksın, "ne düşünür" diye düşünmeyeceksin, sen sen olacaksın, o'da o olacak...
Sorgusuz sualsiz güveneceksin, güvenileceksin.
Her gün kişiliğini tazeleyecek, bileyleyeceksin... Sevdin mi dünyada ki bütün olumlu kavramları içine katıp yoğuracaksın saatlerce, günlerce, aylarca, yıllarca.
Yorulmak yok, gardın düşmeyecek, ayakların titremeyecek.
Aradan yıllar geçse, elin eline değdimi tüylerin ürperecek, heyecanlanacaksın.
Sevgililer gününü beklemeyecek, gelsede kutlamayacaksın.
Bir bakış bile yetecek çoğu zaman. Omuz omuza verip hayatı, yaşamı ve bütün olumsuzluklarını taşıyacaksın sırtında...
Karşında ki kişinin mutluluğuna oynayacaksın oyunu... Karşında ki kişinin mutluluğu senin mutluluğun olacak. Çok sert acımasız örneklere hazır edeceksin kendini. Sevdiğin kişi senden başkası ile mutlu oluyorsa, hoşgörecek, cezalandırmayacaksın. Salıvereceksin daha da mutlu olması için.
İşte böyle bir şeydir "sevgi" kavramı. İçinde milyonlarca kavramı barındırır. Çok ağırdır...
Bu sebeptendir ki ben reşit olduğum çağlardan bu yana (aydınlanma çağım) sevmem, sevemem kimseyi. Sevdirmemde kendimi...
Kendimden endişem olmadı hiç bir zaman. Karşımdakini düşünür, "bu yükün, bu sorumluluğun altından kalkamaz ezilir" derim kendi kendime. "Bunca ağırlığı taşıyamaz, yıpranır, yıprandıkça yaşama küser, bana küser, bir çiçek gibi solar kendi dünyasında..." Diye düşünür dururum.
İşte bu yüzdendir benim sevgisizliğim, sevmeyişim, kendimi sevdirmeyişim...
Değerli e-günlüğüm; Uzun araştırmalarım sonucu, alışkanlıklarımızın, komplekslerimizin, beklenti ve menfaatlerimizin her zaman "sevgi" kavramının önüne geçtiğini gördüm. Bu yüzden sevmek için öngörülen anlamda sevgili bulmanın çok anlamlı olmadığını kavradım. Yani ağaçları, hayvanları, bir bütün olarak doğayı sevmenin hatta sanatı, işini, çocukları, sevmenin daha mantıklı olabileceğini keşfettim. Çünkü salt sevgi, endişesiz ve korkusuz sevgi o zaman açığa çıkıyor. "Karşılıksız sevgi" derlerde bir türlü bulamazlar ya. İşte o sevgi bu sevgi... Ayırdım duyguları bir birinden bir bir... Tane tane işledim her birini kendimce. Ta ki sevmek zorunda (zorunda kalınabiliyor muş) kalırsam birleştirip harmanlayacağım zamana dek...
Değerli e-günlüğüm; Dün gece UGGG yapmadık. Köpeklerimi çıkardım, bahçe de içkimi içtim ve Oğlum geldi. baş başa muhabbet ettik. Sonu gelmeyen ve gelmeyecek olan kadınlar, ilişkiler konusu sarmış merakını. Bilgi alışverişi yaptık. Diğer gençler, malum gün için hazırlıklarına dün geceden başlamışlardı. Benim için hiç bir şey ifade etmeyen gün, onlar için çok şey ifade ediyordu. Bu da normal zaten. Bir hediye arayışı, bir randevulaşma, gidecek yer planları sarmış etrafı. Telefonlar durmuyor, operatörler darphane gibi para basıyordu. Herkese hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.
Bu gün 14 şubat Sevgililer günü. Kapitalizmin bir tezgahı da olsa önemseyenlerin sevgililer gününü kutlamak gerek... Bakalım bana ne getirdi ne götürdü? Bir farklılık var mı? Sabah hiç bir farklılık olmadı. Yine her zaman ki gibi Linda ile iş yerine geldik ve bir süre sonra servislerle beraber mesai başladı. Hafif yağmurlu ve serin bir gün.
Öğle yemeğimi yedikten sonra Valide'yi ziyaret edip (yoğurt tatlısı ve yaprak sarma götürdüm) servislerime devam ettim. Trafik yoğun, caddeler insan dolu. Özellikle hanımların bu günü önemsediği belli. Alışveriş yapan pek erkeğe rastlamak olası değil. (onlar gizlice yapıyor.) Çiçekçiler, hediyelik eşya satanlar, taksiler, kuaförler için güzel bir gün.
Adı olmayıp da çok güzel geçirdiğim günler oldu. Sevgilim olup sevgilisiz olduğum, sevgilim olmayıp, sevgili gibi insanların çevremde olduğu günler de gördüm.
Sevgililer gününde de akşam oldu. İş açısından sakin geçti denebilir. Günün yemeğinden oluşan akşam yemeğimizi aksatmadan yedik. Pazartesi gelişmelerle yine karşında olacağım e-günlüğüm. Şimdilik hoşçakal...
Biliyor musun: Maryland'de bir aslanı sinemaya götürmek yasak mış... (yani orada kimse, beni sinemaya götüremez:))
Çirkin söz: "Bazen kendimi vampir gibi hissediyorum." Ted Bundy (seri katil)
Güzel söz1: "Evlilikte başarı yalnız aranan kişiyi bulmakta değil, aynı zamanda aranan kişi olmaktır..." Foster Wood
Güzel söz 2: "Bir erkek kadınınızı elinizden aldığı zaman kadınınızı ona bırakmaktan daha büyük bir intikam yoktur..." Sacha Guitry