- Kategori
- Gündelik Yaşam
E-günlük Annesine de yazdı
Kızılderili dostlarım ne demiş: Doğum yapan her şey dişidir. (burada çocuğu olan veya doğurmuş olan değil, doğurma özelliği olan kastediliyor) Kadınların ezelden beri bildiği kainatın dengelerini, erkekler de anlamaya başladıkları zaman, dünya, daha iyi bir dünya olmak üzere değişmeye başlamış olacaktır..." Mohawk kabilesi
Eveeeet, Yeterince anne öldürdük mü, yeterince bebeği, çocuğu annesiz bırakabildik mi acaba? Yeterince genç ölümlerine sebep verip, yeterince çocuğu açlıktan öldürüp, yeterince anne'yi üzebildik mi? Yeterince anne dövüp, yeterince anne'yi ezebildik mi? Malum anneler günü geliyor. Annelerin en büyük dezavantajı kadın olmaları. "kadın" sözü ile "anne" sözü bir araya gelemiyor bir türlü. Birbirine eş kavramlar gibi görünsede büyük bir zıtlık içeriyor. Bu zıtlık özünde değil, yaratılan yaşam biçimleri ve ilkel davranış şekillerinde saklı. Hem annemiz, bir tanemiz, gözümüzün nur'u, hem de ikinci, üçüncü planda tuttuğumuz, hiç bir zaman, hiç bir konuda hak tanımadığımız kadınlarımız... Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu? (perhizle, lahana turşusunun ne alakası varsa, kadın ile annelerimizin de o kadar alakasızlığı var)
Merhaba e-günlüğüm; Bütün anneler kadındır ve bütün kadınlar annedir. ("kadınlar günü"'nü ayrı, "anneler günü"'nü ayrı kutlamak anlamsızdır. Ayrımcılık yok ya) Yani dişi olmak anne olmaktır. Diretildiği gibi, çocuk doğurması, evli olması gerekmiyor... Davranış biçimi, duygusal düşünce yapısı, şefkatli ve korumacı yapısı, onları hep anne kılar... (değişik şartlar, zorlayıcı sebepler ve yaşam koşulları yüzünden bazan değişiklik gösterselerde) Hem de doğdukları andan itibaren. Annelik bir içgüdüsel davranışlar ve yaşamlar bütünüdür. Tüm canlıların, dişilerinin doğasında dünyaya geldiği andan itibaren annelik içgüdüsü yatar ve gelişimini bu içgüdü doğrultusunda tamamlar... Bu doğa kanununu, popüler bilim adamları desteği ile de olsa, hiç bir erkek, organlarında modifiye yaptırarak değiştirdiğini sanmasın. Evren varolduğu sürece bu gerçek değişmeyecek... En büyük, en doğurgan, en üretken dişi'yi arayanlar etraflarına bir baksınlar. Her tarafta gerçek dişiyi, yani doğa'yı görecekler...
Anneciğim; durum hiç de iç açıcı değil. Keneler, tavuklar, domuzlar artık grip oluyor ve onlardan bulaşan virüsler yüzünden insanların öldüğü bir çağa girdik. Dünya genelinde, suç oranları ve cinayetler, yalan, sahte, iki yüzlülük çok fazla arttı. İnsanlar "para" 'ya tapar , o'ne hizmet eder oldu... Hani hep söylerdin ya "insanlar çoğaldıkça mutsuzluk artacak, dünyanın sonu yaklaşacak" diye. Aynen öyle oluyor sanki. İki sene önce "kırmızı biber kanser yapıyor" diyen bilim adamları şimdi "kırmızı biber kanserli hücreleri öldürüyor" diyorlar... Okuduğum okullardan aldığım eğitimle değil, senden ve babamdan aldığım eğitimle dim dik ayakta, sağlıklı, mutlu ve huzurluyum. Seksenli yaşlardasın (hep "on sekiz yaşındayım" dersin, galiba seksen dört yaşındasın) ve halen ablamın ve benim senden öğreneceklerimiz var. Benimle ve ablamla her fırsatta haklı olarak övündüğünü biliyorum. Bunu fazlası ile hak ediyorsun. Seni istemeden üzdüğüm zamanlar oldu ve sen hep affettin. Üzerimizde ki Annelik görevini hiç aksatmadın. Hep anlatırım. Hiç uyurken görmedim seni. Sabah kalktığımızda uyanık ve kahvaltımızı hazırlamış olurdun, akşam yattığımızda üzerimizi örter bizi öper, uyutur ve öyle yatardın. En kötü günlerimizde bile bize hiç bir şey hissettirmedin, (senler sonra öğrendik) Her zaman fedakar, hoşgörülü, affedici, anlayışlı ve sınırsız sabırlı oldun... Ev ekonomisini, "ayağımızı yorganımıza göre uzatmayı", tutumlu olmayı öğrettin. Ev işlerini hiç aksattığına şahit olmadım. Çok güzel yemekler yapardın, bu yüzden dışarıda yapılan yemeklere hiç özenmedim... Hep demokratik, hep objektif, hep akılcı oldun. Bir tokat bile atmadan büyüttün bizi. Babamla kavga ettiğinizide görmedim hiç... Bu yüzden, sadece çok iyi bir anne olmanın yanında çok iyi bir eş olduğunuda biliyorum...
HİÇ İYİ YAPMADIN ANNE! Hayatım boyunca örneğini aradım durdum. Tek "kadın" örneğim sendin anne. Bana neden yaptın bunu? Alışveriş meraklısı, çocuklarını sokağa atıp büyüten, gezip tozan, eğlence düşkünü, paragöz, bağırıp çağıran, kendini düşünen, kocasına bile karşı gelen bir kadın olamaz mıydın? O zaman böyle yalnız kalmazdım... Boşver aldırma annem, şaka yapıyorum. Ben yine seni çok seviyorum. "anneler günü" nü kutlamıyorum çünkü, bir anne için, varlığımı borçlu olduğum bir kişi için, yaşam boyu kalbimizde olan bir "insan" için "özel gün" olamaz.
Bu dünya'da onca riski göze alıp, beni doğurup, bu yaşa getirdin ya Anne, "sana söyleyecek sözüm yok" desem de inan ma. "Helal olsun cesur kadın mışsın..." diyorum.
Değerli e-günlüğüm, "anneler günü" sayesinde annemizi de hatırladık. Yoksa hatırlamayacaktık. Ben de anne çok. Arkadaşım, Kız arkadaşım, Sevgililerim, Boss, Linda, hepsi anne. Bu yüzden bana da biraz annelik bulaştı.
Dün gece bahçede önce Boss ile oyun oynadık (ben de hamlaşmışım) sonra da, doğa anne'lerin şerefine rakı içtim.
Sabah işe geldiğimde kargalar kıyameti koparıyordu dükkanın önünde. Bir de baktım su kabı boşalmış. Hemen onlara su koydum ve sustular. Güne hızlı başladık e-günlüğüm. Öğle yemeğinde perşembe günü pazardan aldığım deniz börülcesini var dı. Güzel olmuş ama öğle yemeğimi iki dakika da yediğim için pek tadını çıkaramadım. Hareketsiz geçen günlerin acısı bu gün çıkıyor. Öğleden sonra bir boşluk bulup sokak köpeklerine kemik dağıttım.
Akşam üzeri biraz dinlenme fırsatı buldum. Trafik yine beni çok yordu. Dediğim gibi. İnsanlar yemiyor, içmiyor arabalarına benzin alıp geziyor. Gezsinler, gezmekle yollar aşınmaz... Bu gün aynı zamanda kaza kabul günümüzdü. Dört adet hasarlı kaza gördüm ve hepsi kavşaklarda olmuş. Bu kazalarda trafiği çok uzun süre tıkıyor. Ne garip, bahar gelince doğa'da ki her şey, her yer çoşar, çiçekler böcekler, hayvanlar aşk şarkıları, mutluluk, sevgi şarkıları söyler, insanlar da kaza yapar, katliam yapar, mutsuzluk saçar... Dengesiz insanoğlu ne olacak...
Akşam yemeğinde de ıspanak ve yaşillikli mercimek çorbası var dı. Onu da götürdüm. Linda da yemeğini bitirdi ve şimdi mışıl mışıl uyuyor. Ben de sigaramı yaktım, çayımı koydum, seninle vedalaşmaya çalışıyorum e-günlüğüm. Akşam yine bahçedeyim. Rakı içeceğim. Yolun düşerse beklerim... Pazartesi yazışmak üzere. Hoşçakal...
Biliyor musun: İlk "anneler günü" resmi olarak ABD'de 1872 yılında kutlan mış...
Çirkin söz: ''Kadın her şeyi gören gözü bile aldatır..." Dostoyevski (bu adamdan böyle bir söz beklemezdim)
Güzel söz: "Güzel olan sevgili değil, sevgili olan güzeldir..." Tolstoy