- Kategori
- Gündelik Yaşam
E-günlük endişeli, çok korktu :)
Anaaa, aneyyy, abooo (yörelere göre şaşkınlık çığırmaları)... Artık günlüğü daha dikkatli yazmak lazım. Baksana M. Balbay'ın günlükleri başına dert açmış. Mahkemeye delil teşkil etmiş. İnternette de yayınlanmış. Kesin en çok okunan blog olur... Ben en iyisi günlüklerimin "a" halini imha edeyim...
Merhaba e-günlüğüm; iyi ki sen "e" halisin. Birileri senin "a" halini ele geçirse neler olur kimbilir? Darbe planı da laf mı neler var neler. Uzay da yaşam olan gezegenlerin bile listesi var. Hem bu günlüğün "a" hali hiç bir işe yaramadığı gibi, insanın başını belaya sokabiliyor. Oysa "e" hali çok güzel. Örneğin: Geçen hafta yağmurlar yağarken, her yer ıslanırken, ben bilgisayarın karşısında tıngır mıngır günlüğümü yazarken (masal başlangıcı gibi oldu) serviste ayaklarımın ıslandığını, botlarımın eskidiğini yazmıştım. Ne oldu? Arkadaşımdan yeni bir bot geldi. O halime çok üzülüp bana bot almış. Oysa ben bunları gizli gizli yazsaydım kimsenin haberi olmayacaktı. Şimdi işi büyütmeye karar verdim. Arabam da çok eskidi (dermişim). Hani biri ev, araba falan alır, kayıtlara geçer, rüşvet sayılır, günlükler delil teşkil edilir, içeri alırlar, sorguya çekerler, işkence yapar, gelgenekon ile bağlantı kurarlar... Yok yok hiç bir şeye ihtiyacım yok, olunca ben seni ararım şekerim...
Biz burada darbe söylentileri ile sanal bir yaşam oluşturmuşken, Madagaskar Ordusu gerçekleştirdi bile. Hükümet binası ile merkez bankasını ele geçirmişler. Merkez bankasını neden kuşatıyorlar diye düşündüm ama, sonra anladım. Gayet doğal. Para olmadan hükümet yönetilmez. İnsanları satın almak için para lazım. O para da merkez bankasında var.
Değerli e-günlüğüm; bu gün ilgimi çeken iki haber oldu. İlki bilinen bir haber: "İşsizlik rekor düzeye çıktı." İkinci haber çok enteresan, sanki ilk haberi yalanlıyor gibi: "Krizde fabrika açtı işçi bulamıyor..." Çorum'da tekstil fabrikası açan işadamı, çalıştıracak işçi bulamıyor. Belediye hoparlöründen anonsla ve afişlerle eleman arayan fabrika yönetimi, işleri yetiştirmek için otobüslerle çevre ilçelerden işçi getiriyor... İşte Türkiye gerçeği. Bizim işçilerimiz kalitelidir, öyle her yerde çalışmazlar. Senelerdir değişik sektörlerde faaliyetlerde bulundum. Kadınları anladım ama, işsizleri anlamadım... (anlamama az kaldı, senelerdir araştırma yapıyorum)
Evet e-günlüğüm; dün gece votka şişesinin dibi göründü ve rakı içeyim dedim. Bir de ne göreyim onun da dibi görünüyor. Eve gelen giden çok olunca böyle oluyor, içkilerin şişedeki seviyelerini takip edemiyorum. Bir duble rakı çıktı ama beni kesmez. İyi ki eve gençler içer diye bira almışım. Dark biraları kimse içmemiş ve geceye damgasını dark biralar vurdu. Aslında geceye onların aracılığı ile ben damgamı vurdum. Artık geceler damgalı...
Sabah Linda yine koşturdu beni. Bir gün ters tarafıma gelecek, düşeceğim diye korkuyorum. O yere yakın, düşünce bir şey olmuyor ama benim yer ile aramda 1, 80 cm mesafe var. Üstelik yaş da ilerlemiş. Ne olmaz ne olmaz. (kendimi ammma küçümsedim ya, yok öyle bir şey fırtına gibiyim. Koşmaya devam)
İş yerine gelip dün verilen siparişler için yine her zaman ki gibi hazırlık yaptım. Öğleden evvel gelen kamyon, iş düzenimi allak bullak etti. Yine yemeğim gecikti. Ööööğg, bu öğle yemeğini saat 13:30, 14:00'de nasıl yerler aklım almaz... Berbat oluyor. Vücudumun dengesi bozuluyor. Saati geçince hiç yememek daha iyi. Direkt akşam yemeği yemek lazım.
Gün içinde servisleri yaparken neden artık eskisi gibi kaza olmadığını tespit ettim. Çünkü herkes ters yola giriyor ve böylece kaza esnasında haksız olacaklarından, daha dikkatli oluyorlar. Aslında işsizlik konusunda da gözlemlerim var. İşsizlik olan ülkelerde, mesai saatlerinde ortalıkta çok dolaşan boş insan olur. Kriz söylentileri çıkmadan bizde de öyle idi. Kriz söylentileri başladı, ortada insan kalmadı. Demek ki birileri işten çıkarken, büyük bir çoğunluk iş bulmuş. (lüks arabalarla gezen hanımlar) Şu anda yollara baktığımda ülke de işsizlik görünmüyor. Herkesin işi var ki dışarı çıkamıyorlar. Kesinlikle herkes çalışıyor. Oturun evlerinizde bakayım...
Su forumu ayaklarında 30 bin kişi her gün litrelerce su tüketiyorsunuz. Ayıp ayıp. Bir de mutfak yandı, dünyanın suyunu harcadınız. Kocaman adamlar utanmıyor musunuz? Yazık size... Biz her gün su forumu yapıyoruz haberiniz yok..
Evet e-günlüğüm. Akşamı ettik ve senden ayrılmak zorundayım. Doğal olarak sen de benden ayrılmak zorundasın. Biz yemeğimizi yedik ve gidiyoruz. Yarın yazışmak üzere. Hoşçakal.
Biliyor musun: Kuzey Carolina'da bir ev de seks yapılırken bütün perdelerin kapalı olması gerekiyor muş... (oldu mu şimdi. Biz hep açarız:)
Çirkin söz: "Düşünce özgürlüğü, tüm kötülüklerin anasıdır..." A. Hitler (bu adam kesin Türkiye'de birinin bedeninde yaşıyor)
Güzel söz: "Bir şeyin haklı olduğunu bildiğin halde o şeyden yana çıkmazsan korkaksın demektir..." Konfiçyus