- Kategori
- Gündelik Yaşam
E-günlük neden yazıyor?
"Blog bizim işimiz" Neden günlük tutar bazı insanlar bilinmez. Çok kişi soruyor "neden günlük tutuyorsun?" diye. Genelde böyle cevabı uzun sorulara yaratıcı cevaplar vermekte üzerime yoktur. Örneğin "Boyum uzasın diye", "aç kalmamak için", kilo vermek için" gibi... Peşinden gelen sorular daha da ilginç oluyor. Aaaaa ciddi mi, ne alaka? Çok alaka... Yaklaşık otuz üç senedir günlük tutarım. Zaman zaman belli kısmını imha eder tekrar tutarım. Uzun süre tutmadığım da olur. Babam da tutarmış. Bir kısmını halen saklıyorum. Ben doğduğumda başlamış tutmaya... İ. İnönü, B. Ecevit, Kore savaşı gibi önemli siyasi konuları da irdelemiş ben okuyayım diye... Bazan gazete küpürleri sıkıştırmış sayfaların arasına...
Merhaba e-günlüğüm;
Günlük tutuyorum; kendimi tanımamı sağlıyor,
İnsanları tanımamı sağlıyor, iletişimim güçleniyor,
Olaylara bakış açımı olgunlaştırıyor,
Soğukkanlı olmamı ve doğru kararlar vermemi sağlıyor,
Aptallıklarımı, cahilliklerimi görmeme yarıyor,
Hatta geçmişte yazdığım haberlere bakıp başkalarının da aptallıklarını ve cahilliklerini görmemi sağlıyor,
Neyin önemli, neyin önemsiz olduğunun farkına varıyorum,
Duygularımı ve mantığımı canlı tutuyorum,
Zamanın ne kadar çabuk ve boş, gereksiz şeylerle uğraşarak geçtiğini ve iyi değerlendirmem gerektiğini görüyor ve anlıyorum.
Kilo almamı engelliyor ve formda kalmamı sağlıyor,
Hafızamı güçlendiriyor, beyin jimnastiği yapmış oluyorum,
Sağlığıma iyi geliyor çünkü, insanlarla konuşmaktan daha iyi bir yöntem,
Aç kalmıyorum çünkü, yazarken bir sürü proje üretiyorum, (onları başka yere not alıyorum)
Kenelerden, farelerden, kuş ve domuzlardan uzak kalıyorum,
Baş ağrısına, mide bulantısına, kocakarı dırıltısına, migren'e, bel ağrısına iyi geliyor.
Aids, kanser, ebola gibi hastalıklara yakalanma oranım sıfıra düşüyor.
Konuşma, düşünme yeteneğim gelişiyor, asla bunalıma girmiyorum,
Günlük kelime kullanma kapasitemi artırıyor...
Cevap vermediği için gereksiz tartışmalar çıkmıyor, sinirim bozulmuyor,
Sistemin beni ne hale getirdiğini, geçim derdi ile (kazanç değil) ne kadar monoton bir yaşama sıkıştığımı görüyorum.
En önemlisi de yazdığımı bilip, yazamayanlar çatlıyor....
Bir zamanlar söylediğim gibi: "Yazıyorum, öyleyse varım..."
Bu haber düşündürücü... On iki yaşında bir çocuk SBS sınava girmesini engellediği için, babasının tabancası ile annesini öldürmüş. Bence ne idüğü belirsiz "sbs" yerine gerçek yaşam sınavına girmiş. Üstelik tüm aile girmiş. Bu sınav Anne'nin yaşamına malolmuş. Diğerleri ise ailece sınavda başarısız olmuşlar... Dizilerin, filmlerin, haberlerin etkisi hiç yoktur. Eğitim sorunu vardır. Ya bu olay'da zincirleme giderse? Bir süre sonra Dondurma almayan anne'de öldürülürse? (bu kadar yorum çok bile) O çocuğun gelecekte ki yaşamını şimdiden yazabilirim ama kahin yönümü kimse öğrensin istemiyorum...
Dün gece bahçede bir böcek bile öldürmezken, düşüncelere dalmışım. "Yahu nasılsa işler kötü. Şöyle elime bir silah geçirip aileyi bir güzel kurşuna dizsem acaba işler düzelir mi" diye. Sonra aklıma geldi ki ev de silah yok. Silahları aylar önce Türkiye'nin bilmemne şehrinde bir yere gömmüştük ve buldular. Vazgeçtim. Başka zaman yaparım. Daha çok dizi izlemem lazım. Nasıl öldürülür, nasıl iz bırakılmaz, ne gibi öldürme şekilleri kullanmalıyım, yasalar hangi konularda az ceza veriyor. Amaaan bu iş hiç kolay görünmüyor. En iyisi vaz geçmek. Hem bizim aile kalabalık, hepsine değişik öldürme taktikleri bulup uygulamam lazım. Bir sürü ağaç, bitki, böcek, fare, kertenkele, çiçek ve üç tane de köpek var, kesin biri kurtulup aleyhimde tanıklık yapar... Yok yok vazgeçtim. Sağlığa zararlı olan sigara ve rakımı içip huzurlu hayatıma devam edeyim.
Değerli e-günlüğüm; Sabah Linda ile birlikte "zımba" gibi iş yerine geldim (Linda değil ben) ve bütün evrakları zımbaladım. Çayımı içip servislerime çıktım. Linda yine akşamdan kalma her halde. Çekiştirmeden yürümüyor ya da bu sıralar işe gitmek istemiyor. Belki tatile ihtiyacı vardır...
Bu gün işler nanay geçti. Öğlene doğru kamyon geldi.Kamyon gelince ne yapıyoruz? Doğal olarak boşaltıyoruz. Boşalttık. Hava yeterince sıcak ama benim kadar sıcak değil. Ben daha sıcağım. Bu yüzden bu gün iki abone yaptım. Okullar tatil olunca işler düşeceğinden, kurumsal abone yapmam gerekiyor. Çalışmalarım başlamıştır. Önüme geçeni ezerim.
Motoru da çıkardık. Artık yakın mesafelere motorla gidiyorum.
Bu kadar muhabbet yeter. Yemeğimi yiyip geliyorum, bir yere ayrılma...
Geldim e-günlüğüm; Bizi ancak yemek ayırır zaten. Aklıma geldi bir de sanal alem ayırıyor. Şimdi ki gibi. Hadi yarın yine yazışırız nasılsa. İyi yolculuklar diliyorum. (Kabloların arasından)
Biliyor musun: Türkiye'de üç bin çocuk yargılanıyor muş...
Çirkin söz: ''Bir Allah kuruşu partimizin kasasına girmedi..." R. T. Erdoğan (deniz feneri davası konusunda açıklaması)
Güzel söz: " Anı yazmak, ölümün elinden bir şeyler kurtarmaktır..." Andre Gide